'Dağa dön' siyaseti ve Erdoğan'a sorular...

Mahmur ve Kandil'den gelen ve 10'u tutuklanan Barış Grubu üyeleri, hükümetin 'özel savaş konseptine geri döndüğünü' ileri sürerek Mahmur'a geri gitti. Gelişlerine kıyamet koparanlar, gidişlerini görmezden geldi!

Demokratik çözüme katkıda bulunmak isteyenlere zemin bırakılmayınca dünya barış mücadelelerinde böylece bir ilk gerçekleşmiş oldu: Silahsızlanarak 'Düz ova' ya inenlere 'dağa dönün' dendi!

Bu durum, Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un bundan bir süre önce BDP milletvekillerine 'Ya ayrıl milletvekilliğinden dağa mı gidiyorsun nereye gideceksen git veya anayasaya verdiğin yeminin gereğini yerine getir. ' deyişinden farklı bir şey değil. TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'den de Başbuğ'a destek gelmiş, böylece hükümet de askerle aynı görüşte olduğunu ortaya koymuştu.

MHP Genel Başkanı Bahçeli'de Genelkurmay gibi konuşmuştu: 'Ya yeminlerine sadık kalsınlar ya da dağa gitsinler.'

CHP'nin ise aynı noktada olduğunu zaten biliyoruz...

Anlaşılıyor ki, Kürt demokratik güçlerine karşı yeni bir siyaset, hatta yeni bir Milli Mutabakat var:

Dağdan gelenlerin, dağa geri dönmelerini sağlamak; 'DAĞA DÖN' demek! Ovadakilere ise dağ yolunu göstererek 'GİT' demek!

* * *

Hükümet, Anayasa referandumuna; çözüm için silahsızlananlara ve silahsız çözüm isteyenlere dağ yolunun gösterildiği ve bunun özellikle Kürtlere karşı siyasal tutuma dönüştürdüğü koşullarda hazırlanılıyor...

Garip, çelişkili ve paradoksal...

AKP, Anayasa değişikliği paketi için düzenlenecek referandumda ise, kullanmak üzere '40 soruda 40 cevap' adlı kitapçık hazırlamış.

Aklımdan 'HAYIR'lı olsun demek geçiyor ama soru dolu cümleler baskın çıkıyor...

Erdoğan'a soruyorum...

Soru Bir: Dünyanın neresinde ya da hangi ülkesinde 'demokrasi amaçlı' yeni anayasa referanduma hazırlanırken, çözüm için silahlarını bırakıp düz ovada siyaset yapmak isteyenlere 'dağa dön' diye baskı yapılmış, hatta bu konuda Milli Mutabakat sağlanmıştır?

Soru İki: Dünyanın kaç ülkesinde hala savaş var ve bu savaş tüm çözüm istemlerine rağmen ısrarla devam ettiriliyor?

Soru Üç: Dünyanın kaç ülkesi etnik ve kimlik sorunlarını çözmeden bırakmıştır?

Soru Dört: Kaçında öldürülenler, öldürüldükten sonra bedenleri parçalanıp tanınmaz hale getiriliyor?

Soru Beş: Dünyanın kaç ülkesinde yakın tarihlerine ait toplu mezar var ve kaçında kuyularından öldürülmüş insan kemikleri çıkıyor?

Soru Altı: Kaç ülkede parti liderleri ellerinde idam ipiyle siyaset yapıyor. Linç kültürü, yargısız infaz kaçında uygulanıyor?

Soru Yedi: Dünyanın kaç ülkesi toplumsal sorunların odağına hala 'güvenlik'i koyuyor?

Soru Sekiz: Dünyanın hangi ülkesinde, hangi kara parçasında 'vur kurtul'lu, 'ver kurtul'lu düzeysiz tartışmalar yürütülüyor; çözüm diye başa sarılıp profesyonel ordular kuruluyor?

Ya da Dünyada benzerleri bir bir tasfiye edilirken Türkiye dışında GLADİO gibi kontrgerilla yapılara geri dönen, buna umut bağlayan başka kaç ülke var?

Soru Dokuz: Dünyanın neresinde sorunlarla yüzleşmekten, hakikatleri araştırmaktan bu kadar korkuluyor ve kaçılıyor?

Soru On: Dünyanın kaç ülkesi %10'luk oy barajına, ülkenin bayrağı, adı, kimliğiymiş gibi kutsiyet atfediyor?

Soru On Bir: Dünyanın kaç ülkesinde siviller hala askerden icazet alıyor? Genelkurmay Başkanı ülkenin Başbakanı gibi siyasete yön veriyor?

Soru On İki: Ve dünyanın neresinde 30 yıllık savaşa rağmen bir sorun bu kadar 'tanımsız ve muhatapsız' bırakılıyor?

Soru On Üç: Dünyanın kaç ülkesinde çocuklar hala potansiyel suçlu? Ülkenin en ağır sorunu karşısında sorumlu tutulup içeri atılmış?

* * *

Bu soruların yanıtını Erdoğan ve hükümeti verebilir mi?

Vermelidir...

Bir Başbakan olarak sorumluluğu var.

Çünkü çözüme katkı sunmak amacıyla gelenlere 'dağına geri dön' demek ve bunu ulusal siyaset haline getirmek, tüm bir toplumu şiddet ortamında tutmak demektir-ki bu-, Başbakan'ın sorumluluğunu daha da arttırıyor.

Başbakan, 'dağa dön' demenin ne anlama geldiğini ve hangi sonuçlara yol açabileceğini bir kez daha düşünmelidir.

delil-karakocan@hotmail.com