Referandum eşiğinde bir hasbihal

CHP ve MHP'nin 'hayır' oyu ile 'boykotu' özdeş gibi gösterenler, kesinlikle siyasi ahlaktan yoksunlar.

Onlara bunu yapmamalarını söylüyoruz. Dilimiz ne kadar dönüyorsa o kadar anlatıyoruz ki, boykot, her şeyden önce 'hayır' oyunu reddetmektir.

İkincisi, 'evet' demek için, ortaya koşullar sürmektir.

Koşulsuz destekçiler kızıyor; 'pazarlık' yapmayın!

Aptalca bir laf ettiklerini farketmiyorlar; bir yandan Lenin'in kitaplarını karıştırıp, 'sol komünizm çocukluk hastalığı'ndan söz ediyorlar, bir yandan da, 'şartlar' öne sürmenin 'uzlaşma' kültürünün bir parçası olduğunu bile anlamıyorlar. Şartsız desteğin 'teslimiyet' olduğunu da.

'Kürtlerin kimliğini, dilini, o kimlik ve dilde siyasal, toplumsal, ekonomik, kültürel yaşama katılma ve kendi kendini demokratik özerklik temelinde yönetme hakkını tanıyan bir anayasa yapacağına dair 'SÖZ' ver ve bu 'SÖZ'e güvenebilmemiz için, bazı, örneğin seçim barajını düşürmek gibi somut adımlar at, biz de sana 'OY' verelim' dendiği zaman bunu anlamıyor musunuz?

Anlıyorsunuz. Ama anlamaz gibi yapıyorsunuz.

Hatta, 'bu pazarlık' diyorsunuz.

AKP'nin paketini koşulsuz desteklememizi mi istiyorsunuz?

Neden?

AKP'ye Kürtlerin koşullarını kabul ettirmeyi neden denemiyorsunuz?

Ve neden AKP'nin paketini Kürtlere kabul ettirmek için akla karayı seçiyorsunuz?

Ahlakın iflas ettiği, yalanın her türlü 'entellektüel' saygınlığı yerle bir ettiği yer burasıdır. Siz, AKP'yle bir olup, Kürtlere boyun eğdirmek için elinizden geleni ardınıza koymuyorsunuz. Ve bu, düşündüğünüz demokrasiye zerre kadar katkı sağlamıyor. AKP'ye verdiğiniz liberal, demokrat aydın desteği, AKP'nin demokratikleşme sürecinde oportünist siyasetine kan veriyor; onun bütün uzlaşmaları sizin yüzünüzden perdeleniyor, Türk kamuoyunun demokratik kesimlerinin yanılması bu şekilde derinleşiyor. Ve AKP Kürtlerin taleplerini sizin yüzünüzden küstahça elinin tersiyle itiyor.

Kesin AKP'ye desteği.

Örneğin yarından itibaren, Taraf Gazetesi'ne şöyle bir manşet atın: Ya Barajı düşür, ya da biz Paketi düşürürüz. Star'daki 'demokratik köşelerde' şöyle yazılar yazın: 35. madde için Kılıçdaroğlu'ndan tasarı istiyorsun da, neden Kılıçdaroğlu'nun barajı düşüren yasa teklifini Meclis'ten geçirmiyorsun, demek ki sen önünde hiçbir engel olmadığı halde, demokrasiyi derinleştirmiyorsun vs. Yeni Şafak'ta da liberalin 'kurtarılmış köşesi' var. Oradan da ses yükselsin: Barajı yıkmadan darbeleri yıkamazsın.

TV'lere çıkın, panellerde konuşun, bağırın, çağırın, 'ya barajı indir, ya da bizden oy isteme' diye yırtının.

Bakın bakalım, ne oluyor?

Ama hayır, böyle yapmıyorsunuz?

Siz ağzınızı her açtığınızda 'Vah vah, CHP'yi anlıyoruz, MHP'yi de anlıyoruz, ama şu BDP'yi anlayamıyoruz, neden onlarla 'hayır' cephesinde birleşiyor, bir türlü hafsalamıza sığdıramıyoruz' gibi şaklabanlıklar yapıyorsunuz.

Niyetiniz nedir?

Ve siz bir yandan bu siyasi oportünizmle AKP'ye destek veriyorsunuz, bir yandan da, savaş gerçeğini bir yana atıyorsunuz.

Yaptığınız ayıp. Çünkü siz savaşın yarattığı kan denizinde, üzerine demokrasi yazılı kağıttan kayıklar yüzdürmeye kalkıyorsunuz. Savaş koşullarında oyun oynanamayacağını, siyasi kapris yapılamayacağını, basit parlamenter numaralarla savaşın mağdurlarına karşı şımarıkça sataşmalara kalkışılamayacağını unutuyorsunuz.

Evet, birinci sorumuz şu: Evet demenize itiraz eden yok; ama açıklayın: Neden 'şartlı evet' demiyorsunuz ve neden 'BDP'nin boykot' kararına saldırıyorsunuz?

İkinci soru şu: Demokrasi istemenize itiraz eden yok, ama açıklayın: Neden 'demokrasi sözlerini' Muaviye gibi süngüsünün ucuna takıp, Kürt halkına karşı saldırıya geçen hükümete 'referandum savaş koşullarında herkes evet dese de anti-demokratik sonuç verir, referandum ancak barış koşullarında demokratik sonuç verir, operasyonu durdur, evet için oy iste' demiyorsunuz?

Sanırım artık tartışma sonuçlandı.

Herkesin safı belli oldu.

Anayasa paketine 'evet' ya da 'hayır' deyip de BDP'nin ilan ettiği boykotu kırmak isteyenler, kesinlikle Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı ilan edilen savaşın saflarında yer aldılar.

Buna karşılık Anayasa paketine 'evet' ya da 'hayır' deyip de, BDP'nin ilan ettiği boykot kararıyla dayanışma içinde olanlar, savaşa karşı barış cephesinde onurlu yerlerini aldılar.

Gerçek aydınlar referandum turnusol kağıdında olanca parlak renkleriyle ortaya çıktılar: 'Hayır demeyeceğiz, ama hükümet referandum öncesinde seçim barajını indirme gibi somut adımlar atarsa 'evet' oyu vereceğiz, böyle adımlar atılmazsa referandumu boykot edeceğiz' diyerek 'boykot diyen BDP Hayırcı CHP'yle, MHP'yle aynı cephede' yalanını, yalancıların suratına çarptılar. Sanırım, tartışmanın son sınırındayız.