Yüzleri Sırlı Resimler Dersim’de
Dile kolay 14 yıla yakın içeride 24 yıldır sürgünde ‘Bütün Dünya Benim Evim’diyerek dolaşmış Muzaffer Oruçoğlu. Çocukluğundan başlayarak belleğine yerleştirdiği figürleri, günü geldiğinde, dilediği biçimde resmetmek için sakladıklarını, biriktirdiklerini aşikar etmiş sonra bir bir.... Hem yazarak, hem çizerek.
Bir röportajında resimlerinizde neden bu kadar çok kadın figürü var dendiğinde. O ‘1972 Vartinik baskını sonrası bir köyde, köylüler tarafından çevrildim. Etrafımı sarıp, teslim edelim uğultuları arasından kadınların yükselen seslerini duydum.Utanmıyormusunuz.Onca zulüm gördünüz, şimdi bir insanı onlara mı teslim edeceksiniz.Teslim edeceklerin ses tonları düştü. Özgürlük yanlısı kadınların baskısı sonucu serbest kaldım. Topallaya, topallaya yönümü beni kucaklayacak olan Mazgirt’e doğru döndüm. Kadınların çığlıkları sonucu özgür kalmıştım. Mazgirt’in bir köyünde donmak üzereyken yanlız yaşayan iki Ermeni kadın sabahın erken saatlerinde dışarı çıkarıp geceleri beni eve alarak bir ay sakladılar. Kadınların bu halleri beni derinden etkiledi. Bilmiyorum belki bundan belki de başka nedenlerden kadınlar daha çok beni çektiler.
38 yıl sonra Oruçoğlu tekrar Dersim’e dönüyor. Tabi bu kez yüzleri sırlarla dolu resimleriyle. O bir siyasal sürgün olarak, bir elinde kalem diğerinde fırça, Pasifik’in öte yakasında sessizce uzaktan bakarken. Dersim’e ulaşan tuvaldeki Hoca Nasreddin, Şaman, Geyik, Kuşlar, Çıkrıkcı Kadın, Ana Fatma olanları afallayarak seyre dalacaklardır.
’Allahın teneke kuşları’ semayı doldurup, bir o yana bir bu yana uçuşup duruyor. Dağ taş asker, leşker kaynıyor. Sanki Guernica’nın öteki yüzü.
Tuvaldekiler, kendilerini yaratan emektar ele 38 yıl önce aralarında topallaya, topallaya gezindiğin bu halk simdi ayağa kalkmış, daha diri, kendisini ve geleceğini sahiplenmiş. Gel gör ki seni kovalayıp, zindana tıkan, sürgüne gönderen devlet katında 38 yıldır hala değişen fazla birşey yok diyerek çığlıklarını Pasifik’in öte yakasına göndereceklerdir.
Tuvaldeki kazmakeş, Aborjin, Deli Bertal, Hititli kadınlar kendi yitik seslerini, çığlıklarını arayanlarla buluşacaktır.
İnsanlık büyük tarihsel yürüyüşünde mutlaka silahları ve tüm savaş aygıtlarını asar-ı atika müzesine yani balta ve çıkrığın yanına gönderecek, sanatsa harikalar yaratan yoluna devam edecektir.
Onca uzun geleceği beklemenin de bir anlamı yoktur. Dersim’de önümüzdeki günlerde yaşanacaklar geleceğin fotoğrafı gibidir.
Gökyüzünü dolduran savaş uçakları, skorsky helikopterleri ve onca militarist güce rağmen entarileri çiçekli, alınları dövmeli, kofikli kadınlar, savaş mağduru gözevleri kurumuş çocuklar, Dersim merkez, Hozat, Nazmiye ve Ovacık belediyesinin sanat atölyelerini doldurarak Oruçoğlu’nun yüzleri sırlı resimlerinde kendilerini ve çığlıklarını arayacaklardır.
Dersim merkez ve çevre belediyelerin ve sanat severlerin Oruçoğlu’nun resimlerini konuk etmeleri elbetteki anlamlıdır.
40’a yakın roman, şiir ve denemeleriyle kaleminin sivri ucunu hep karanlığın böğrüne dayayan Oruçoğlu, Newroz ve Dersim romanlarında da parçalanmış, kanayan bu coğrafyanın acılarını, dertlerini, sevinçlerini tarihi derinliklerde gezinerek, mitolojik ögelerle süsleyip gün yüzüne çıkardı.
Oruçoğlu bir röportajında ‘cezaevlerinde yasaklı yıllarda, yani cunta dönemlerinde, dini, mitolojiyi ve tarihi yoğun okudum. Büyük halk ozanlarının şiirlerini inceledim. Masalları, menkibeleri, atasözlerini, deyimleri, ağıtları, bedduaları ilgiyle okudum. Uzunköprü, Edirne ve Niğde cezaevlerinde adli mahkumlarla sıkı ilişkilerim oldu. Tabi köyde doğdum, köyde büyüdüm. Kürtleri, Terekemeleri, Yerlileri, Tatları, Gürcüleri tanıdım. Ermeniler’e, Malakanlar’a, Çarlık Rusyası’na ve Bolşevik Devrimine ilşkin sohbetleri dinledim. Profosyonel devrimcilik dönemim de Trakya, Siverek ve Dersim köylerinde geçti. Büyünün, hurafenin, tutuculuğun ve akıl almaz mülk tutkusunun kalesinde soluk almaya, güç toplamaya çalışan bir kalemin sahibiyim ben. Evveliyatım ve mevcudiyetimde budur.’
O sürgün yıllarında roman, şiir, deneme yazılarına, resim ve heykeli de ekledi. Kendisini daha da geliştirmek için 4 yıl resim ve heykel akademisinde eğitim de aldı.
Romanlarında mitolojik iklim kuran Oruçoğlu resimlerinde ise gerçeküstü bir tema kurarken ‘Gerçeğin sıcak zemininde gezinen insan muhayelesinin gerçeğe teslim olmaması, gerçeği aşma ve yeniden yaratma çabasında sebat etmesi. Sanatçıyı ayakta tutan, sanatı anlamlı kılan bence budur.’ diyor. Yüzleri parçalanmış yüzlerce insanın yürüyüşüne baktığınızda tutsaklıktan özgürlüğe doğru bir koşu görür gibisiniz. Gövdesi kafeslerle çevrili anlındaki renkli bant ve etrafını saran kırmızı gagalı pelikan kuşları kadını zorunluklardan özgürlüklere taşıyor gibidir. Başı radyo, kolları ve ayakları teneke bir insan figürüyle sanki resmi ve hep yalan söyleyen sistemi sıgaya çekiyor. Yerde yüzlerce gövdeleri parçalanmış ölüleri gördüğünüzde bir kırım aklınıza gelir ve irkilirsiniz.
Buralardan baktığınızda Oruçoğlu’nun çalışmaları toplumsal sorunları, bireysel çıkışsızlıkları kendine konu edinir. Dolayısıyla Oruçoğlu’nun resimleri için siyasi duruşunu keskin bir şekilde ifade ederken varoluşsal sorunları da ihmal etmiyor diye biliriz. Ayrıca sanatçının bu iki durumdan herhangi birine özel ağırlık vermemesi de işlenen konuları daha gerçekçi kılıyor.
Oruçoğlu’nun bir kaç sergisini gezen birisi olarak onda gördüğüm bir diğer farklılıkta Anadolu tarihini, efsanelerini, önemli tarihi aktörlerini de konu ettiğidir. Doğduğu ve büyüdüğü coğrafyayı ihmal etmeyerek, bu coğrafyanın başlıca gıdalarından birini oluşturduğunu da göstermiş oluyor.’Günümüz ressamlarının önemli bir kesimi, yaşadıkları dünyanın sorunlarını tuvallerine taşımıyorlar’ diyen Oruçoğlu, Avustralya, Avrupa ve Anadolu’nun değişik yerlerinde 50’ye yakın resim sergisi açtı. İstanbul, Ankara, İzmir metropollerinden Diyarbakır, Kars ve oradan da şimdi 29 Temmuz’da Dersim, Hozat, Ovacık, Nazmiye belediyelerinin sanat atölyelerinde sanat severlerle buluşacaktır.
Dersim Doğa ve Kültür Festivalinin açılışıyla başlayacak olan sergi, Ağustos ortalarına kadar devam edecektir. Dersim’lilerin yakınen tanıdıkları Oruçoğlu’nun yüzleri sırlarla dolu eserlerini i sahiplenıp ilgiyle izleyecekleri kesindir.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
