Referandum da evet ile hayır kardeştir ve zehirdır. Panzehiri ise BOYKOT'dur.
Kürdistan’da muazzam devrimci durum var. Her yer; sokaklar, mahalleler, meydanlar, alanlar, şehirler, dağlar devrim devrim diye haykırıyor. Bu devrim, tam bir halk devrimi. Kürt halkı ve kurumları devrimci durumun daha da ileriye götürülmesi, devrimci sonuca dönüştürmek için sürekli ve kesintisiz mücadele ve eylem halinde. Kürt Özgürlük Hareketinin öncülüğünde halkın da en geniş kitlesel katılımıyla sömürgeci devlet köşeye sıkışmış çaresiz durumda.
Kürt devrimi bir başkalarına, belki burunlarını kıvırtarak, gerdan kırarak çok da ciddiye almış gözükmeyebilir. Lakin bunlar aslında kendilerini ciddiyete almayan, aldırmayanlardır.
Karşı devrim de saldırı halinde, top yekun saldırı sadece Kürt Özgürlük Hareketi gerillalarına yönelik değil. Türk metropollerin de sürgün Kürtlerine yönelik katliam ve soykırımın ön saldırı provaları da yapılıyor. Hani, Ergenekon denilen derin devlet-kontrgerilla yapılanmasının Kürtlere yönelik canice planları dillendirilmişti ya belgelerde, şimdi o belgelerin sokağa yansımasını izliyoruz. Karşı devrim; top yekun saldırı cephesini geri, faşist, ırkçı, türk-islamcı, sokak lumpenleri, işsizler, ayyaş takımı bilumum yağmadan pay almaya hevesli ne kadar çakal varsa Kürtlerin üzerine saldırtmak için medyada ki liberal, sözüm ona solcu geçinen, kalemini Kürtlerin katline vacip kılmışları da yanı başına alarak Maraş, Çorum, Sivas katliamlarının daha da ötesin de barbarlıklara davetiye çıkarıyor. İşin tuhafı medyada ki kalemi kıvrak ve yaltak kalemşorların bir çoğu eski solcu ve komünist [ispat mı; eskinin yağcısı şimdinin ziftçisi vb. ya da çok demokrat geçinen Çalışlar ya da şu anda çalışmaz gibi, çok liberal a. Altan gibi ya da şimdinin üstten Kürtlere bakan gibi] Daha bir çok eskinin solcusu, Kürtlere karşı sistemin en katışıksız betonu akp’nin yanında Kürtlere hem akıl veren edalarında hem de tehdit havalarında aynı korunun içinde ki sesleri meydana getiriyorlar.
Tabi konuşan eski çınarlar da var: Bir Vedat Türkali gibi. O koşunca alimce konuşur. O konuşunca velice ve ‘delice’, gözü pekçe konuşur. “Türküm ama gönlüm Kürtlerden yana, aşırı bir sempatim” var diyor. “İşin sonu kötüye gidiyor” diyor. “Ordu bizim adımıza konuşuyor. Ben Türküm, Kürt değilim. Sıkıntım yok ama ‘Ne mutlu Türküm’ diyemiyorum” diyor. Tüm mesele burada gizli: Empati budur işte. Kendisini soykırıma uğrayan bir halkın yerine koymak, onunla özdeş olmak, onunla aynı kimlik içinde, aynı donda, aynı acılar içinde kendisini görmek. Bütün mesele burada gizli.
Bir zamanları solcuları dünya devrimi için program yaparlarken aslında sadece kendi dar örgüt zihniyetinden kaynaklanan, kendi örgütlerinin çıkarlarını üstün tutan programları yapıp ikamecilik yaptıklarını acaba bugün bilince çıkarmışlar mı? Dar örgüt programı, en geniş halk kitlelerinin; bireyden en küçük gruba, gruptan en geniş örgütlülüğe, en geniş örgütlülükten en yaygın toplumsal grup ve katmanlara, sınıflara, ezilen ve hor görülen inanç kesimlerine, hele de kadınların ve çocukların geleceğinin onlara ait olmasına, farklı etnik kimliklerin kendisini ifade etme hakkına sahip olma hakkını veriyormuydu acaba? Vermiyordu. Zinhar. Sadece o örgütün geleceğinin iktidar katındaki kendini sağlama alma programıydı o kadar. İkamecilik vardı. Programları örgütün dar, sadece kendi örgütsel araç ve amaçlarını ifade eden grup anayasasıydı aslında.
T.c kuruldu kurulalı 80 yıllık ömrü hayatında kendi sivil anayasasını bir türlü yapamadı. 1921 anayasası savaştan çıkmış ulusun anayasasıydı. Ardından gelen 1924 anayasası iç darbe anayasasıdır. Kürtlere ve diğer etnik kimliklere, farklı inançlara karşı yazılmış Bonapartist- Kemalist darbe anayasasıdır. 1960, 1971, 1982 anayasası askeri darbe anayasasıdır.
Bu ne acıdır, bu ne yaman çelişkidir, bu ne hazin öyküdür, bu ne amansız zamandır ki zamanın içinde en yaman ve amansız zamanları yaşayanların anısına, canına, kıyımına, talanına, vahşetine, idamına, idam fermanını verenlerin imdadına gene onlar ağlıyor.
Öyle bir Türkiye ki yası tutulmamışların, anısına bağlı kalınmamışların, idamına hüküm, katline ferman çıkarılmışların hala yanık türküleri lirik ve ezgili şiirleri söylenirken söyleyenlerden daha fazla tıpkı Picasso ya Guernica tablosunu yaptırtanlar gibi 12 Eylül vahşetinin tablosunu yaptıranlar ve ardılları hiç utanmadan sahibi oldukları resmin karşısına geçmiş iki yüzlüce ve sahtekârca göz yaşı döküyorlar. “Bu tabloyu kim yaptı” diye soruyor bir de. Kim yapacak sen yaptın alçak.
Bittabi, sen, ben, o; biz, siz, onlar, bizler, sizler, on binler, bizim saftakiler; ezilenler, gadre uğramışlar, zulüm görmüşler, idam edilmişlerin anaları-babaları, kardeşleri, halaları, teyzeleri, yavukluları ve daha da ötesi yoldaşları ağlamayı unuttuysak gidenlerin ardından, ağlayacak o kadar sahtekâr ve bezirgânlar var ki bu zamanda. Kendi siyasal çıkarları uğruna gözlerini biber tozuyla tozuturlar ne yapar ne eder gene de ağlarlar onlar. Yeter ki ağlanacak yerden oy gelsin, kaz gelsin, kar gelsin, leylim ley iktidar gelsin. Lakin, bizim ne gözümüzde yaş, ne yüreğimizde telaş, ne de ruhumuz da soysuz liberallere ve Kürtlere saldıranlara karşı ne kardeşlik ne de yoldaşlık duyguları kaldı. Haliyle, yasımızı da, telaşımızı da taşıyacak olanlar iktidarın bezirgânları oldular.
12 Eylül 2010 da akp’nin gerici, İslami-faşist anayasası oylanacak. 12 Eylül de iki tam bir de çeyrek kutuplu blok yarışacak Boykot ile evet bloğu. Evetcilerin için de çeyrek değerde olan hayır da var. 12 Eylül akp anayasasına akp nin yanı sıra bbp ve saadet partisi, tkp, Eşitlik ve Demokrasi Partisi, 12 Eylül referandumunda 'evet' oyu çağrısı yaptı. 'Yetmez ama Evet' kampanyasında yer alan DSİP'in ardından "AKP zihniyetine 'hayır', Referandumda 'evet" sloganıyla tutumunu açıklayan EDP solda 'evet' diyen ikinci siyasi parti oldu. EDP Genel Başkanı Ziya Halis, yaptığı açıklama ile partisinin neden 'evet' cephesinde yer aldığını açıkladı.
Evet oylamasına gidenler akp ile benzer saflarda olan; bbp, saadet partisi vb gibi partilere diyeceğimiz olamaz. Aynı kaptan yer aynı yere ıhı ıhı ederler bunlar. Hayırcılarında hali vakti pek farklı değil bu grupla. Her ne kadar çok keskin anti akp ci kesilseler de aslında onların çok keskin hayırlarının altında gizli-saklı evet vardır. Hayır ve evetciler aynı sandığa gittikten sonra o sandıkta karşılıklı çekim sonucu bir birine dönüşme olasılığı yüksektir. Hayır ve evet oyları bir yastıkta kocayan çiftlere benzerler. Hemhal olmalarına engel olunamaz o sandıkta. Kaynaşma ve barışmanın gizli mekanıdır orası. Sandığa giden hayırcının gönlünde aslında evet geçer. Evetcinin gönlünde kısmen de olsa hayır geçse de gene buluştukları kavşak haşna-fişne durağıdır.
12 Eylül 1982 kenan evren anayasasını değiştireceğini iddia eden akp yalan söylüyor. Sahtekarlık ve bezirganlık yapıyor. Zati halleri kenan evren ise akp’ye göz kırpmış, değiştirilebilinir diye görüş bildirmiş. Elbette akp kalıpta kahrol Kenan evren neden böyle bir açıklama yaptın bir çuval inciri berbat ettin demez. Ne var ki, Kenan evren denilen zatın açıklamalarının bazılarının kulağına küpe olması gerekir. Olması gerekenler; sol adına ahkam kesen “yetmez ama evet” diyenlerdir. Yetmez ama evet diyenlerin ya da 12 Eylül darbe anayasasının 15. maddesini en azında kaldırıp 12 Eylülcüleri yargılayabileceğini iddia edenlere ya da bu beklenti için de olanlara Kenan ağa oturduğu villasında nanik yaparak daha çok yargılarsınız diye hallerine gülüyor bu beylerin ve bayanların.
Bu güne dek kendi yasalarını ya da anayasalarını yazamayanların elbette ki bir başkasının yazacağı anayasasına tamah edeceği aşikardır. Türkiye devrimcileri kendi devrim programlarını yazarken dahi, tüm Türkiye halkları adına yazdıklarını iddia ederler lakin, işin gerçeği hiç de öyle değildir. Devrim programları ya bir başka dünya devrimci hareketinin programıdır, yahut da kendi dar, grupçu, bencil, küçük örgüt programını ihtiva eden programdır. Elbette ki bu zihniyet kendi anayasasını hazırlama kabiliyet ve becerisinden yoksundur. Birikim ister, toplum mühendisliğini başlı başına gerekli kılar, halkların en geniş katılımını öngörür, tüm iktidar halka der devrim anayasası. Oysa bunların yasasında iktidar bana, bize der. Dolayısıyla bu 12 Eylül akp gerici faşist anayasasının karşısına koyacakları kendi anayasalarını yazmalarını beklemek saflık olur.
Kendi gücüne güvenemeyen aydın-solcu, demokrat-sosyalist velhasıl hasılı bir çok sosyalist, hareket yetmez ama destekleyelim görüş açılaması yarışı içindeler. Bunların hiç biri hem kendine hem de karşısındakine; yoldaş biz niçin kendi gücümüze güvenmiyoruz da kalkıp akp gibi gerici, türk-islam sentezcisi, Kürtlerin katline ferman çıkaran anayasasına destek veriyoruz. Sahi, siz yetmez ama solcular, aydınlar, demokratlar, kerameti artık kendinde menkul kıymetler borsasında değer düşüklüğü halinde hisselere dönmüş solcu baykuşlar; Kürtler hani çok ulusalcı, çok milliyetçi, çok kendisi için hareketti, hani sizler çok sosyalisttiniz ve halkların hakları için candaş ve kardeştiniz. Hani yaşasın ulusların kader tayin hakkı diyordunuz! Hazin tabloya bakın ki, siz solcular, sosyalistler, devrimci demokratlar, aydınlar, yazarlar çizerler, bozanlar, tekrar yazanlar takımı ne kendiniz için ne de yanı başınızda 28 isyanda katledilen, soykırıma uğrayan, yerinden yurdundan edilen, idam sehpalarında yaşı büyütülen insanlar için özgürlükçü-katılımcı, demokratik tüm kimlikleri kucaklayan toplumsal anayasa dahi yazma becerisini gösteremediniz. Halka; gelin kendi anayasamızı kendimiz yapalım çağrısını yapma cesaretini dahi gösteremediniz. Madem siz, Kürtlerden daha fazla kanı kırmızı sosyalistlersiniz ve siz akp nin yazdığı anayasayı “yetmez ama evet”, hiç olmazsa HYSK ya da AYM ve de TSK’nin vesayetine karşı çıkan bir yanı var dolayısıyla destekleyelim ama desteklerken de utangaçça yetmezi de ekleyerek destek verelim. Bizler zaten kendi gücümüzle bir şey yapamadık asılalım bu momentte gene sistemin bir başka kliğinin mendireğine bir müddet bizi alır götürür bu rüzgar biraz açıklara. Birkaç yıl daha böyle idare eder dostlara kendimizi, ‘bakın a dostlar bizde er meydanında vardık’ demiş oluruz.
AKP Kürtlere bu kadar soykırımcı, katliamcı, kinci, intikamcı ve yok sayan bir zihniyetle yaklaşıyor, anayasasında Kürtlere ait bırakın bir maddeyi tek cümle yok ama siz sosyalist-devrimci, aydın-karanlıklar için özgürlük olacak öylemi. İşte, tarihin toplumcu bilimsel felsefi diyalektiği sizin bu halinize “vah zavallılar vah, kendilerini ne kadar da çok aldatıyorlar” demekten geri durmaz. Bugün benzer hallerini İran’da da gördük. Şah rejimini devrederken Humeyni ye koşulsuz destek veren İran’da ki Tudeh’in ve diğer solcuların sonu birkaç gün sonra diziler halinde meydanlarda idamla son buldu. İşkence de, infazlar da belirsizleştiler. Bir parça devrimci vicdanı olan sosyalist-devrimci, aydın-demokrat en azında şu vicdan muhasebesini yapar; sekiz yıldır iktidar da olan akp kendi iktidar gücünü sağlamlaştırdı. Tüm devlet kurumlarında yerli yerine oturdu. Bir iki kurum kaldı onları da denetimi altında aldıktan sonra gemi azıya alıp Kürtlere ve sosyalistlere daha da amansız saldıracak. AKP’nin ve bağlı bulunduğu fettullah gülen cemaatinin, türk-islam sentezcisi kliğin Kürt katliamına seyirci kalmamak adına 12 Eylül yeni akp anayasasını BOYKOT edelimle kendimizi bir parça temize çıkaralım niyetini taşımadıktan sonra ne yapayım ben sizin sosyalist teorinizi. Sadece amentüdür gerisi lafı güzaf.
BOYKOT ile yaratılacak hava yeni, demokratik, katılımcı, tüm sivil toplum kuruluşların, kadınların, gençlerin, söz hakkı olan bütün ezilen halkların katıldıkları, ben ezilenim diyen tüm toplumsal kesimlerin kendisini ifade edebildiği bir sivil anayasa fırtınası estirmesi mümkün iken akp kuyrukçuluğuyla günü kurtarmak şayet kendinize yakışıyorsa varın yakışanı yapın. Zaten hazır devrim programlarından bir hayır göremedi türk halkı, akp anayasasından ne ve ona destek veren hayırsızlardan ne hayır görecek ki.
Ola ki akp’nin anayasası bir şekilde sizin oylarınızla da kabul edildi diyelim, farz edelim ki akp sizden de icazet alarak kendi anayasasını [dikkat, 12 Eylül faşist anayasanın özü olduğu gibi kalıyor] uygulamaya koydu, sizin mücadeleniz nereden başlayacak sevgili solcular, aydınlar, sosyalistler, yetmez ama evetciler? Hangi kriterleri baz alarak siz topluma gidip gelin şu anayasayı da değiştirelim diyeceksiniz? Çıkış noktanız çok sosyalist, çok demokratik, çok katılımcı, çok kimlikli, çok dokunaklı ve okunaklı bir anayasa hazırlıyoruz gelin destek verinde size biz iktidarın nimetlerini sunalımı diyeceksiniz? Zor alırsınız o günkü koşullarda bu günde aldatılan halktan destek. Biz Kürtler de bir atasözü var; “Tarla da izi olmayanın harmanda yüzü olmaz”.
Tarata yazan eski solcu tkp li, eskinin yağcısı yeninin ziftçisi nebi efendi PKK ve Kürtlere akıl veriyor. Hadi oradan ziftlenmiş seni. Biz seni de tanırız senin yedi ceddini de. Sen var git ziftlenmene bak. Kürt Özgürlük Hareketinin ve halkının verdiği mücadele olmasaydı sen biraz zor görürdün taraf da ziftlenme sofrasına konulan kırıntıları. Kürt Özgürlük Hareketi bu anayasa da katliam, yok sayma, soykırımı pekiştirme, eskiyen 12 Eylül faşist Evren anayasasının yeniden halka kabulü olarak görüyor, dolayısıyla evet demiyor, sen kimsin akıl hocalığı yapıyorsun Kürtlere. Aklı evveli eskimiş, ziftçi solcu. 12 Eylül askeri faşist anayasasının teslimiyet kuyruğuna girip kendilerini düzenle barıştıranlar bugün aynı tarihi tekerrürü Kürt Özgürlük Hareketine yaşatmak istiyorlar.
Erdoğan dolayısıyla akp Kürtlere karşı devlet terörünü en üst seviyeye çıkararak, mücadele hızını kesmeden devam edecek diyor. Aynı tekrarı genel kurmay da, cumhur başı gül de söylüyor. Aynı ses, aynı nakarat aynı notadan tehditler, iç işleri bakanı ablak suratlı Atalay efendi de Adana da ferman verdi; Adana Valiliğ’inde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, “Çevre illerimizin valileri burada, bölge komutanlarımızın hepsi burada, emniyet burada... Bu Amanosları temizleyin diyorum. Ne yaparsanız yapın temizleyin” diye buyurdu.. Tam da Hatay Dörtyolda ve Bursa İnegöl de Kürtlere karşı linçin, katliamın, yakıp-yıkmanın, talanın ve yağmanın uç verdiği günün sonrasında. Ne anlamalı değimli solcu beyler, bayanlar ‘Akp’nin yetmez ama evet anayasasında Kürtlere yeterince katliam, soykırım, yağma, talan, gasp, tecavüz, yok sayma, kölelik, sömürgeciliğin en altı, adını tarihten silme’ var. Siz hala solcu-sosyalist ve komunist misiniz?
Kürt Özgürlük Hareketi tc. ordusuna karşı 26 yıldır amansız mücadele ederken destek vermeye yanaşmayan türk aydınlarını 12 Eylül akp anayasası boykotun da yanı başında görmek biraz garip olurdu doğrusu. Ne acıdır ki yürekli Ahmet Kaya’nın eşi de katılmış evetçilere. Hey gidi zaman hey. Koca Ahmet Kaya’nın şarkısını akp referandumun da Evetcilerin şarkısı olarak dinleyeceğiz. Gülten hanımda evetciler için halaya durur artık.
Ey, yetmez ama evetciler, ey ikiz kardeşi olan hayırcılar; kendi anayasanızı yazamayacak kadar bezarmısınız, mecalsiz, takatsiz, ürkek ve korkakmısınız? Yoksa Kürtlerin ayrım çizgisini çekmesi sizi de mi kara kara düşündürüyor. Türk egemen sistemi Kürtlere, verilecek bir tek çakıl taşımız yok diyor. Diyelim ki egemen sınıfların kendilerine göre haklılık payı var. Ya sizin ne gibi haklılığınız var. Türkiye halkına derdinizi anlatamamak mı acaba sıkıntınız. Sizi dinleyen, izleyen, takip eden taban oluşturan en yatkın kitle Kürtler ve aleviler mi sadece. Korkunuz, elinizin altındaki Kürt ve alevi kitlesini kaybetmek değimli? Kopuş sizi bir başka mecrada tedirgin ediyor. Yalnızlığınızı yaşayacaksınız. Camdan saraylarda oturup örgüt yönetmek olmayacak artık. Kimlere anlatacaksınız kendi acınacak halinizi?
Yetmez ama evet ile siz çok daha farklı acılara gömüleceksiniz beyler. Kürtler nasıl olsa bir biçimde kendi kaderini ellerine almaya yemin ettiler. Ya sizin kaderiniz ve geleceğiniz kimin ellerinde olacak bunu merak ediyorum. Tarih size de Kürtlere de kendi kaderinizi kendi ellerinize alın diyor. Ya birlikte gelecek yazgısı ya da korkulan başa gelir sızısı!
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
