Kürt ve Türk Emekçileri İçin Gelecek Aydınlık Değil!

ABD emperyalizmi, Türk militer devletine anlaşmalar sonuncu askeri Karaharekatına Küridstan’ın işgaline izin verdi, aniden harekat bitirildi Türk kafatascıları ve Kemalistleri harekatı neden bitirdiniz tartışması başlatdılar.
Asıl feleket ve yıkım bundan sonra başlayacak Türkiye karanlığa, bataklığa doğru adım adım sürüklenmektedir.
AKP’ti hükümeti ve Militer devlet elele vererek faşist, milliyetçi, şovenlerin klişeleşmiş sloganları şehitler ölmez, vatan bölünmez, nidaları ile Kürdistan topraklarında boş yere askerleri feda edip ölüme yolcu ederken.
Asker Tabutları üzerinden poltika yapmaya ve bu poltikanın üzerinde tepinenler iki amacı var...
Birincisi: ülke topraklarında kapitalist-emperyalist sisteme peşkeş çekerek satmadık yer bırakmayan, ülkeyi yabancı sermayeye teslim edereken, İMF poltikasını uygulayarak özleleştirme ve yağmalama adı altında ülkenin satmadık tek yer olarak ölülerin yattığı mezarlıklar kalmıştı onlar dahi sırada satılmak için mezat salonunda müşteri bekliyor.
ABD emperyalizmi ve NATO’nun direktifleri doğrultusunda askerlerini para karşılığında satarak peşkeş çeken ve bunu meşrulaştırma anlayışla paralı askerler alımları başlaması bu alınan askerler ve normal askerlik yapanlarda dahil gelecekte nerde? ABD emperyalizmin ve NATO’nun çıkarları varsa.
Türk askeri kiralık olarak, satlık olarak bu güçlerin emrinde savaştan savaşa, cepheden cepheye koşacaktır, kimin için? ABD emperyalizmi için, ne için savaşacak? ABD ve NATO’nun çıkarlarını korumak için.
Sonrada ABD emperyalizmi uğruna Ölenlere gelen tabutlara şehit diye ağıtlar düzerek, törenler yaparak, anaların yüreğini dağlayarak, duygu sömürüsü yapmaya olmayan kayb vatanın çocuklarına ağlayacağız.
Bundan kim mutlu olacak? Bir avuç ülkeyi emperyalizme peşkeş çeken işbirlikçi tekelci burjuvazi ve militer devlet olcaktır.
Sahte vatan diye ne kadar kahramanlık destanları, methiyeler düzülmüş kan üzerine bir asır boyu dinlediler, bir asır boyu daha övünerek üzerinde tepinecekler.
İkincisi: sahte vatan millet savunması yaparak milliyetçiliği ve Kemalizmi diri tutmaya çalışan ve bununla emekçi sınıfları kandırmaya çalışan sahte vatan severler Ergenekon çetesi gibi, faşist mafiya çeteleri bu vatan severliği kimseye kaptırmazken. Her taraf vatan sever doldu......
Bu nasıl bir vatansa? Şimdi Vatan severliğe ’’Perinçek’’in İşçi partisinden sonra sözde devrimci –komünistler adına hareket eden TKP’de bu kervana katılarak vatan savunmasına sahip çıkarken, Türk bayraklarıyla Mitinglerde boy göstererek, sınıf hareketinden kopmuş vaziyette, başka sınıfın yanına doğru hızlı adım atarak ulaşmaya çalışırken.
Komünist devrimciler olarak güle güle diyerek yol ayrımına geldiğimizi belirteceğiz.......
Laik ve Cumhuriyet adına sözde şeriata karşı çıkanlar yeri geldiğinde onlara yardım ederek yükselten militer devletin ta kendisidir.
Yıllardır militer devletin savunduğu ideoloji ’’Kemalizm’’ kuruluşundan bu yana hiç bir tarihte Laik ve dini devlet poltikasından ayırmamış olup bugün dinci hareketleri 12 Eylül’den sonra geliştiren ve güçlendiren militer devletin kendisi olmuştur.

SUNİ GÜNDEMLERLE TOPLUMU BAŞKA YÖNE YÖNLENDİRİYORLAR

Bu gündemin başında Türban tartışması gelirken, daha Türban tartışması bitmeyeceğe benziyor.
Aslında islam anlayışı ile kurulan militer devletin kuruluş yasalarında Türban yasaktır diye, böyle bir yasa yoktur.
Şimdiye kadar her kesin Annesi, kardeşi, ablası, hanımı ister eşarp bağlardı, isterse başı açık olurdu.
Onu kadınların kendi insiyatifine göre bırakılmıştı kimse, yok niye örtündün veya niye açıldın tartışması olmamıştır. Aldığı kültüre yetiştiği çevreye bağlı olarak ona göre giyiniyorlardı.
Tabi baskı yapan gerici, dinci yobaz insanlarımızda olmuştur, ancak bu şu kadardı veya hiç olmadı tartışması yapmayacağım.
Ekonomik ve siyasi gericilik 12 Eylül faşizmi siyasi islam örgütlenmesine ön ayak olduğunu bir çok yazılarımda belirtmeye çalışdım ve benden başka bu konu hakkında değinen belki yüz binlerce insan olmuştur. Toparlasak herhalde ciltler dolusu kütüphanelere sığmaz olur.
Benim açımdan meselenin bilimsel yönüne inmediğin sürece boş ve soyut tartışmaların bir faydası olmadığı gibi toplumuda sahte gündemle meşgul etmenin bilinç altı etmenin bir anlamı yoktur.
Bugün ne yazık ki, sistem ve medya bunu bilinçli yapmakta ve gündemi değiştirmeye çalışmaktalar yok Türban, yok Laik, yok şeriat bu tartışmayıda yapanların hiç birisi birbirinden farkı olmayan sistemin savunucusu sadık partileri ve onların satlık kalemşörleri ve medya holdingleridir.
Ülkede, esas sorunlar gündem dışı kalarak gündemden düşmektedir. Kim bunu yapıyor? tabi ki, militer devlet ve kapitalist sistem yapıyor.
Bugün emekçi sınıflar aleyhine gerici işçi yasaları sorunsuz gündem tartışması yapılmadan geçmektedir.
Aydınların, yazarların, düşünenlerin, devrimci, sosyalistlerin gerici yasalarla tutuklanarak cezaevinde konulmaktadır.
Binlerce Komünist, devrimci ve Kürt devrimcileri cezaevlerin de en kötü koşullarda tutsak olurken, F tiplerin de ki, ölüm oruçlarına karşı 129 devrimci can vermesine karşın militer devlet tarafından cevap olarak çözümü dahi gündeme kaç yıldır almamışlardır.
Özelleştirmeler adı altında büyük kamu işyerleri haraç mezat satılarak binlerce işçi her gün bir işyerinin satışından dolayı işini kayb etmektedir.
Bunun en son örneği ise, TEKEL işçileridir günlerdir işyerini ve işlerini kayb etmemek için, direnen eylem direniş yaparken polis tarafından joplanan, biber gazı ile bayıltan polis gözaltına aldıkları işçileri işkence yaparak korkutmaya çalışmaktalar. Bu işçi sınıfının direnmeleri eylemleri sahte gündemle toz, buz olarak kamuoyunun gündeminden düşürülmektedir.
Sokaklar aç, yoksul, perişan, işsiz insanlarla doludur. Bu işsizler ordusu gün geçtikce büyümeye devam ederken, artık yaşam dayanılmaz bir hal almıştır.
Bu gün sendikalı işçi sayısından çok sendikasız işçi sayısı artmakta ve sigortasız her türlü haklardan yoksun olarak, taşeron veya geçici işçi olarak işe alınarak tekrar giriş çıkış yapılmaktadır.
Bunun dışın da Türkiye kaçak işçi çalıştırma ve ucuz iş gücü cennetidir. Sömürü çarkının serbestce döndüğü bir ülkede, elbette gündem yapay olarak değişecek insanlar sahte gündemle avutulacak ki, düşünme ve özgür olmak için sınıf mücadelesine katılmaması için her türlü tedbir alınmış her gün beyinler magazin haberleri ve futbol takımı maçlarıyla yıkanmaktadır.
Her gün bu ülkede işyerlerinde can güvenligi olmadığından hayatlarını kayb ederken hiç gündeme gelmez eğer Tersane İşçilerin can kayıbı gündeme gelmese idi, kimse Tersane işçilerin can güvenligi olmadığından işçilerin öldüğü haberini duymayacaktı. Bunun gibi milyonlarca işçinin iş güvenligi ve can güvenligi yoktur.
Tüm sorunlar gibi, bu coğrafyada Kürt sorununda üzeri örtülerek gündemin dışında kalıyor.
Bu ülke coğrafyası içerisinde ve dışında yaşayan, Milyonlarca Kürdün, Kürt sorunu yoktur? Kürtler bu coğrafya içerisinde zaten Kürt olarak dünyaya gelmiş, Kürt olarak yaşamakta O, halde Kürtlerin Kürt sorunu olmaz.
Kürtlerin; Kürdistan devleti olma diye bir sorunu var, özgür bağımsız olma diye bir sorunu vardır.
Sorunu Kürt sorunu olarak geçiştirmek Komünist devrimcilerin işi değildir. Komünistler soruna enternasyonal bir görev olarak Marksist açıdan bakmalıdır.
İşte sahte gündemin bir taneside güneyde, Kürdistan’ın devlet olmasını önlemek için, terör sorunu olarak ele alan militer Türk devleti hedef olarak da PKK’yi göstererek gerçek amacından saptırarak Kürdistan sorununu üstünü örtmeye çalışmakta.
Bu sorunu çözmemek için, bir adım dahi atmamıştır. Tarihte Kürt isyan ve ayaklanmaları imha etmiş ve ülke toprakları üzerinde yaşayan milyonlarca Kürt halkının varlığını inkar ederek bu topraklarda Kürt diye bir dil, bir ırk, Kürt diye bir halk yok yaşamıyor diye inkar etmiştir. Sorunu kökten çözmek için, askeri çözümle imha etmeyi seçmiştir.
Sadece 24 yıldır PKK’yı bitirme savaşı adı altında militer devlet tarafından 40 bin insan imha edilerek öldürülmüştür.
Daha geçen hafta yine güney Kürdistan topraklarını ihlal ederek 10 bin askerle işgal eden Kürt devletinin gerçek amacı Kürdistan hükümetine göz dağı vererek Kürdistan’ın devlet olmasından vaz geçirmek için di, ABD ile anlaşmalı bir plan içerisinde şimdilik bu amacına kavuşmuş gözüken militer devlet askerini geri çekmiştir.
Geçen yazımda bunun ne için? yapıldığını açıkladım tekrar ona dönmeyeceğim.
Ancak bu sonuçtan sonra Türk ve Kürt Komünistleri ders çıkarması gerekir özellikle Kürt devrimci Komünist hareketin Emperyalizmin gölgesine bağımsız, özgür bir Kürdistan’ın kuralamayacağını öğrenmeleri bu tezlerinden vaz geçerek kendilerine Marksist sınıfsal bir çözüm için, kafa yormalarını bu doğrultuda da Türk Komünistlerin sadece enternasyonal amaçlı olarak birlikte hareket etmesini bilmelidirler.
Bıraksın Kürt Komünistleri kendi ülkesini kendi örgüt yapısı içerisinde örgütlenerek geliştirsinler. Türk Komünistleride sadece enternasyonal amaçlı desteklerini sunsunlar....
Kısaca gündemi burjuvazi kendisi oluşturuyor devrimci hareket de bu gündemin peşinden koşmaya gündemi yakalamaya çalışıyor eğer buna gündemi yakalamak denirse.... ne yazık ki, üzülerek söylüyorum devrimci Komünist hareket gündemi damgasını vuracak toplumsal muhalefeti oluşturacak güçte değil.... sorun buna yaratmak uğruna mücadele etmemiz gerekir diye düşünüyorum....

Tam aksine yıllardır ilk kez küçük bir ışık var

Hangi mantıkla böyle yazıyorsunuz? Aksine Türk ordusunun uğradığı bu hezimet egemen sınıflar içindeki çelişkileri keskinleştirir, (ki bunu şimdiden yıllardır ilk kez Genel kurmay başkanının eleştirilmesinde görüyoruz)bu da hem ezilenlerin hareket alalının genişletir hem de onlara moral ve toparlanma olanağı sağlar.

Gerçeklik soomuttur. Ezilenler için her zaman an ve gelecek karanlıktır. Ama öyle Türk ordusunun tam da azıcık itibarının sarsıldığı bir anda böyle yazmak gerçek duruma hiç uymuyor. Hatta tersine sonuç veriyor.

Ayrıca Kürt hareketinin içindeki farklı sınıfların farklı hedef ve konumları konusunda tamamen yanlış şeyler yazıyorsunuz.

Demir Küçükaydın

http://www.demirden-kapilar.net/anasayfa

KÜRT VE TÜRK EMEKÇİ SINIFLAR İÇİN GELECEK AYDINLIK DEĞİ

sayın Demir Küçük Aydın ben kendi mantıgımla böyle düşünüyorum ve böyle yazdım her kesin düşüncesi kendinedir.
ayrıca ben ülkeyi senin kadar toz pembe göremiyorum ekonomik olarak siyasi olarak ABD emperyalizmine bağımlı iken, İMF'nin direktifleri doğrultusunda Özelleştirme adı altında satmadık yağmaladıkları ve tek tek büyük işyerleri kapanarak, İşçiler işlerini kayb ederek işsizler ordusunun büyüdüğü bir ülkeden söz ediyorum. açlıkla, yoksullukla milyonlarca insanın açlık sınırında yaşadığı bir ülke nasıl toz pebme olur? Genel Kurmay eleştirdiler diye devrimi yapıldı? bunun neresi senin için Işık oluyor? anlamış değilim. ülkede ulusal sorun Kürt sorunumu çözüldü? güneyde Kürdistan bağımsız devlet omasını engellenirken, ABD emperyalizmi Kürt hareketlerini satarken, nasıl sana ışık doğdu? sen Kürt sorununa sadece ulusal açıdan baktığın için, benin sınıfsal açıdan bakışım size doğru gelmiyebilir benim bakışım da bu konuda değişiktir... ayrıca eleştirin için teşekkür ederim. selamlar saygılar başarılar

Küçükte olsa bir ışık var

Yazınızı okuyunca ulusalçı bir dille yazıldığı kanısına vardım.Kürt ve Türk halkı ilk kez bu kadar yakın bir mesafede durmak tadır.son kara operasyonunun bitimiyle adeta devlet erkanı bir birine düşecek duruma gelmiştir.ve bana öyle geliyorki '' kartlar yeniden karışıyor ve oynun kuralları yeniden belirleniyor'' eğer kartlar karışırken kürt ve türk halkı nerede duracağını iyi tayin edebilirse bu küçük ışık büyüyebilir.
Birde yazınızdaki başörtüsü ile ilgili söylemleriniz beni çok şaşırttı.mesela şöyle bir şey söylüyorsunuz;'' Şimdiye kadar her kesin Annesi, kardeşi, ablası, hanımı ister eşarp bağlardı, isterse başı açık olurdu.Onu kadınların kendi insiyatifine göre bırakılmıştı kimse, yok niye örtündün veya niye açıldın tartışması olmamıştır. Aldığı kültüre yetiştiği çevreye bağlı olarak ona göre
giyiniyorlardı''.şaşırmamak elde değil.başörtüsü takmak sanki bu güne kadar kadınlar üzerinde bir baskı unsuru oluşturmamış gibi.yada erkeklerin kadınların bedenleri üzerinden başörtüsünü tahaküm araçına dönüştürmemiş gibi cümleler kullanmışsınız...
Sizin bu yazıdaki tezlerinizin malesef bir çoğuna katılamıyorum

KÜRT VE TÜRK EMEKÇİ SINIFLAR İÇİN GELECEK AYDINLIK DEĞİ

sevgili arkdaşım; ben ulusalcı değilim devrimci-komünist olma yolunda mücadele ediyorum.
ulusal sorun sınıfsal bir çözüm olmadığı müddetçe emperyalizmin masasında çözülmüştür. ben Kürt ve Türk devrimci hareketin ayrışmasını savunmuyorum, ama marksist açıdan enternasyonal olarak Türk devrimcilerin komünistce dayanaşmasını savunuyorum. yani iki ulus adına Türk devrimci hareketin örgütlenmesine karşıyım. bu anlayış yıllardır Türkiye devrimci hareketin Kemalizmden ayrışmadığından Kürt sorununu misaki milli sınırlar içrisinde bakarak devamlı Kürt ulusunun devrimcilerinde birlikte örgütlenmeyi dayatmıştır. işte benim söylemek istediği nokta burası yoksa Türk devrimcileri Kürt devrimcilerinden ayrışmasını savunmuyorum. marksizme dayalı sınıfsal olarak çözülmesinden yanayım. Türban Konusu benim konuma girmiyor ve beni ilgilendirmiyor burjuvazinin gündem,i değiştirmek için ortaya attığı soyut kavramlarla devrimci komünistlerin işi yoktur. diğer yandan kadınların özgürce nasıl davranması gerekiyorsa kendileri karar versin ben erkek egemen toplumunun bakış açısıyla aynı düşünmüyorum ve savunmuyorum..