Devletin Yeni Aktörleri, Sivil Toplum Örgütleri.

Devletin yeni aktörleri, STÖ’ ler.

Stö ler, yeni bir aktörmü ifadesi , haksız bir ifade değildir. Çıplak gözle, siyasi fotoğrafa bakıldığında, stö lerin bir işlevselliği, göze çarpmaktadır. Bu işlevselliği analiz edebilmek için, günümüz devlet yönetimi konseptini çözmüş olmamız gerekmektedir. Kapitalizmin gelişme evresinde, toplumsal yaşama damgasını vuran yönetim tarzı, demokrasi ve faşizm biçiminde idi. O dönemde stö lerin işlevselliği, demokrasinin varlığını da ifade ederdi.

Günümüzün yönetim konsepti nedir? Bu soruyu yanıtlayabilmek için ekonominin bize yardımcı olması gerekmektedir. Günümüzün ekonomisi hem erimekte hem arızalanmakta. Eriyen ve arızalanan ekonomi, eriyen ve arızalı devleti getirir. Arızalı devlet, ne demektir? İşleyişin tıkırında olmadığı, olağan dışı olgularla karşılaşıldığı, olağan dışı önlemlerin alındığı, devlet demektir.

Devletin erimesi olası mı? Evet, olası diyebiliriz. 20. yy ın hantal devletleri, özelleştirmelerle kendilerini küçültmeye ve ekonomiye uyarlamaya çalıştılar. Ekonomi emek güçlerinin kontrolünde olmuş olsa idi ekonominin ve devletin, olağan tarihsel yolculuğu, sessizce insan yaşamından çekilme biçiminde olacak idi. Olmadı. Biz şimdi ki nesnelliğe bakalım. Bu eriyen ekonomi, şimdi kapital güçlerinin kontrolünde. O nedenle, ekonomi politiğin yapması gereken, erimeyi ötelemeye çalışmaktır. Yani kendisine ömür istemektir. Gözümüzün önünde cereyan ediyor. Ekonomi; devletten, sürekli müdahale etmesini, istiyor.

Kaderine razı gelmeyen ekonomi, elmizde ilginç bir devlet fotoğrafı bırakmıştır. Küçülmesi gerekirken, küçülemeyen, toplumun içinde olması gerekirken, toplumun tepesinde yer alan ve ekonomiye müdahale etmemesi gerekirken, müdahale eden bir devlet biçimi ile karşı karşıyayız. Aynı zamanda bu model devlet, ekonominin global oluşundan ötürü, günümüzün tüm devletlerini, farklı oranlarla da olsa içermektedir.

Sürekli arızalanan, olağan dışı işler yapan, eriyen ekonomiyi müdahalelerle yaşatmaya çalışan ve zayıf ekonomiyle, “güçlü devlet” karakteri taşıyan bu mekanizma, toplum tarafından desteklenmezse, ayakta kalması olanaklı değildir. Günümüze kadar toplumlarda egemen olan bilinç, toplumların devletsiz olamayacağı biçimide idi. Günümüzde ise bu bilinç, ters yüz olmuştur. Devletlerin toplumsuz olamayacağı biçimindedir. Artık, toplumlar devlet için var olmalı.

Toplumlar, karşılaştığı bu yeni olguyu pek anlamış değillerdir. O nedenle devletin arkasından çok hızlı gitmemektedirler. Bir tür seyirci gibiler. Devletin seyirciye değil, destekçiye gereksinimi var. Tam bu noktada, sivil toplum örgütleri, devletle toplum arasında, hareket ettirici kayışlar gibi çalışmaya başlamaktadırlar. Açarsak; devleti dinamo, toplumu ise makineye benzetirsek, stö lerde V kayışlarının işini yapmaktadırlar. Bu işleyişle, toplumda neyi var neyi yok, dökülerek ve farkında olmadan, devleti ayakta tutmaya çalışacaktır.

Vergisini ödemekte, askerini vermekte, seçimlerine katılmakta, emeğini ve sermayesini devletin ve ekonominin yolunda, seferber etmekte. Bu şekilde; hem ekonomi, hem devlet, stö leri aracı ederek, kendilerine yeni bir ömür bulmaktadır. Bu sayede ekonominin krizi ötelenmektedir. Bireyleri koşturan bu işleyişte, yeni bir oyuncu olarak adledilen stö ler. İsimlerinin aksine, gerçekte devlet örgütleri olarak, iş görmektedirler.

Parlemontoya giremeyen siyasi partiler, meslek odaları, sendikalar, dernekler, medyada ki aydınlar, yazar ve çizer takımı hepsi birer gönüllü devlet örgütleridir. Devlette bu örgütleri bir şekilde ödüllendirir. Bu örgütlerin hepsi, devletin bekâsını kabullenmişlerdir. Bu örgütlerin tamamı, devletin arızalı yerlerinin düzeltildiğinde, devletinde düzeleceğini propoganda ederler. Her örgüt, kendince, devlette arızalı bir yer görür. Her örgüt, toplumu da arkasına alarak, arızalı yerin üstüne gider.

Özellikle solcular toplumu; sendikalar, dernekler, partiler ve dergilerde örgütlemek için, canla başla çalışırlar. Yani gerçekte devletin gönüllü birer militanı, gibidirler. Türkiye toplumu, örgütlü değil, "Avrupa ülkelerinin, toplumları gibi örgütlü toplum olsa, ne güzel olur." biçiminde denilir. Örgütlenme ile ilgili, bu argüman bugün yanlıştır. Avrupa toplumu gibi örgütlenelim demek, devletin militanı olalım demektir.

Gerçek toplum örgütleri, internet üzerinden doğacaktır. Bürokrasisi ve hiyerarşisi olmayan, gönüllü birliklerin oluşturacağı topluluklar, gerçek toplum örgütleri olarak, işlevselleceklerdir. Örneğin bu tartışma platformu, bir “gerçek toplum örgütü" dür.