Ne Boykot, Ne Hayır, Ne Evet, Ne Devlet; Hepsine Red
Devlet toplumun anasını bellerken, oldukça özgür iken, nedense kendi hareket alanınının belirlenmesi hakkında, toplumun onayını istedi. Gerçekte ezilen bireylerin, ezenin özgürlük alanını belirlemede rol almaları şaşırtıcı. Böyle bir hak gerçek ve olanaklı olmuş olsa hiç bir anayasa evet oyu alamaz. Toplum kendisini ezene, özgürlük alanı tanımaz.
Aylarca anayasa komisyonunda çalıştılar ve sonra da bir taslakla toplumun karşısına çıkarak, bunu oylayalım dediler. Komisyondakilerin bir kısmı hayır diyelim, bir kısmı evet diyelim, bir kısmı ise boykot edelim dediler. Çalışmaya başlamadan, bir araya gelmek için uzlaşan bu baylar, çalışma bittikten sonra nedense ayrıldılar.Burada sahtecilik sırıtıyor. Her şey, kapalı kapılar ardında oluyor. Ancak bu ekonominin, hukuk ve demokrasiyle yönetilemeyeceği bizce açık ve net. O nedenle bırakalım bizim ülkeyi, hangi ülkede olursa olsun, bumdan böyle yeni anayasalar; gelişme ve ilerlemenin tezahürü olamazlar.
Referandum demokratik yönetimin göstergesidir. Şimdi soralım, demokrasi ile yönetildiğimiz konusunda eminmiyiz? Bildiğim kadarıyla geçmişte çok daha demokratik ortama kuşkulu gözlerle bakıyor; gizli faşizm, parlementer faşizm veya kurumsal faşizm türünden etiketler yapıştırıyorduk. Sosyalist arkadaşlar şimdi ki ortamı çok daha demokrat görüyor olmalı ki demokrasiyi tartışmıyor ve devletin demokrasi oyununda rol alıyor.
Evet çıksa evetçilerin içinde sosyalistler var. Hayır çıksa hayırcıların içinde de sosyalistler var. Boykot edenlerin içinde de sosyalistler var. Devletin üç farklı seçeneğinde de sosyalistler oluyorsa bir düşünün, böyle bir olgu gerçek olamaz. Sosyalist düşünce, genel anlamda aynı çerçevede ve devletin karşısındadır. İçinde tek tük oportonist veya hain çıkar. O da devletin yanında deriz. Şimdi hangisi oportonist veye hain, böyle bir şey diyebilirmiyiz? Görünen o ki sosyalistlerin hepsi oyuna gelmiştir.
Demokrasi açıktan kavga edilebilen bir yönetim şeklidir. Şimdi soruyorum, açıktan kavga edebiliyormuyuz? 20. yy da kimimiz işçileri örgütlüyor ve harekete geçiriyorduk, kimimiz devletin silahlı güçleri veya sivil faşist güçler ile çarpışıyorduk. Kimimiz ise köylüleri örgütlüyor onları harekete geçirmeye çalışıyorduk. Diyeceğim o ki açıktan kavga ediyorduk.
Bu gün açıktan kavga edemiyorsak, bu bizim yeteneksizliğimizden veya kitlelerin buna hazır olmayışı ile ilgili değildir. Açıktan kavganın, nesnel zeminin olmayışındandır. Demokrasinin olmayışındandır. Geçmişte sınırlı da olsa bir demokrasi vardı. Bizlerde o sınırlı alandan dalıp, açıkça kavga edebiliyorduk.
Topluma devlet değil, devlete toplum gerekli. O nedenle, devlette toplumu yanına çakmek için, demokrasi oyuncakları (referandum vb.) ile kendisine bağlı tutmaya çalışacak. Sosyalistler çocuk gibi bu oyuncaklarla oynayarak, toplumu devlete taşıyor. Bu tamda devletin isteğidir. Referandumda çalışmamalıyız, anayasa önemsizdir. Hangi anayasa olursa olsun devlet faşistleşecektir. Bu ve bundan sonra ki hiç bir seçimde bize demokrasi yoktur. Artık bizler, toplumların kurtuluşunun devleti terk etmelerinden geçtiğini bilmeliyiz.
Devlet ezber bozuyor. Faşist siyasetlerini anayasal çerçevede başarmaya çalışıyor. Anayasa ile faşist siyaset çelişir. Faşizmin anayasası olmaz. O nedenle olacak olan anayasa, gerçek bir demokrasinin özgürlük çerçevesi değildir. Devlet sahtecilik yapmak zorunda kalmıştır. Bizim yapmamız gereken, topluma bunları anlatmak ve muhtarlık seçimleri dahil, hiç bir seçime katılmamalarını, söylemektir. Toplum seçimleri red etsin o zaman göreceğiz. Gerçekte kim güçlü, kim zayıf.
Bir gecede 50 tane kanun çıkarabilen devlet, anayasa çıkarırken, toplumun onayına ihtiyacı olmaz. Bu referandum devletin demokrasi oyunudur. Referandumda ki üç farklı seçenek, devletin demokratlığını anlatma girişimidir. Gerçekte veremediği demokrasiyi, bu tür oyunlar ile realize etmeye çalışıyor. Sonuç olarak bu bir oyundur. Bizler bu oyunun oyuncusu değil, bu oyunun “oyun bozanı” olmalıyız.
Bizler bu referandum dahil, devletin hiç bir seçimine katılmamalıyız. Devlet hiç bir şekilde demokratlaşamaz. Bunun nesnel zemini yoktur. 21. yy da serbest seçimler, demokrasi oyunudur. Bizler bu oyunu sabote etmeliyiz. Boykotta oyunun bir parçasıdır. Sabote etmiyor. Sadece göstermelik olarak, yanlışa karşı alınan bir tutumdur. Devletin doğrusunun da olabilirliğini anlatmaktadır. Günümüzde devletin doğrusu olamaz. Ekonomi izin vermez. Devletler kriz ekonomisinde üç kâğıtçı ve zalim olmak zorunda. Yani devlet toplumu ezecek, başka yol yok.
Devlet sahtecidir. Partileri sahtecidir. Başbakan “demokrat” ağızlar yapıyor. CHP solcu ağızlar yapıyor. BDP ise hem anayasa komisyonunda çalışıyor. Hem de çalışmalar bitince boykot diyor. Bu ne sahtecilik? Boykot ettiği anayasanın, hazırlanma komisyonunda görev aldı. Bunların boykotu da sahte olur. Göreceğiz, Diyarbakır’da %70 boykot olacakmı? El altından evetçilik yapmayacakmı? Toplum bu sahtecilerin ağzına bakıyor. Sosyalistlerde koşalım diyor. Bu sahtecilerle aşık atamayız. Ayrıca hiçte gereği yok. Sadece devlete itibar etmeyelim, yeterlidir. Oyunu bozalım. Biz kazanacağız.
Bu ve bundan sonra olacak olan, hiç bir seçime katılmamalıyız. Devletin önerdiği, sahte demokrasiyi red etmeliyiz. Hacı bektaşi veli’nin güzel bir sözü var. Keramet baştadır. Taç da değildir. Hararet nardadır. Sacda değildir. Ne ararsan kendinde ara Kudüs te Mekke de Hac da değildir. Bizimde bu lafın üzerine söyleyeceğimiz, demokrasiyi arıyorsak, kendi içimizde aramalıyız. Demokrasi, devletin parlemontosunda veya hükümetinde değildir.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
