Skip to the navigation
.
Skip to the content
.
Köxüz Sitesi bundan sonra http://www.koxuz.net/anasayfa/ adresinde devam edecektir.
Anasayfa
Son Gelenler
Köşe Yazıları
Bloglar
Forumlar
Yorumlar
Kitaplar
Galeriler
Kontak
Linkler
Ana Sayfa
»
Anasayfa
Sol gösterip sağ vurmak ya da 12 Eylül referandumu üzerine düşünceler
Görüntüle
Düzenle
links
Başlık:
*
Kategoriler
Köşe Yazarları:
*
- Lütfen seçiniz -
A. Hicri İzgören
Abdullah Öcalan
Abdullah Korkmazhan
Ali Dehri
Avni
Ayhan Bilgen
Ayşe Günaysu
Çözüm Defteri
Öteki Tarih
Özgür Amed- Kurdocul İşler
Özgür Ünveren
Birol Dinçel
Cihan Erdoğan'ın Yazıları
Delil Karakoçan
Demir Küçükaydın
Deniz Tilyos
Erkan
Erol Özkoray
Esen Uslu
Esra Çiftçi
Faysal Özçift
Ferhan Umruk
Ferhat Arslan'ın Fotograf Çalışmaları
Ferhat Tunç
Fırat Aydınkaya
Garbis Altınoğlu
Gün Zileli
Günay Aslan
Hakan Akçura
Hakan Öztürk
Halil Savda'nın Yazıları
Haluk Gerger
Handan Çağlayan
Hasan Oğuz
Haşim Kutlu - Kızılbaş Meydanı
Hüseyin Aykol
Hüseyin Çelik
Hrant Dink
Kardeş Türküler
Köxüz
Kiraz Biçici
Koray Düzgören
Loqman Ehmed'in Çalışmaları
M. Şehmus Güzel
Medya Diyalog
Murat Çakır'ın Yazıları
Murat Kanatlı
Muzaffer Oruçoğlu
Mıgırdiç Margosyan
Ozan Değer
Ragıp Duran-Apoletli Medya
Ragıp Zarakolu
Ramazan Kaya
Sait Çetinoğlu
Salih Kadim
Sevan Nişanyan'ın Yazıları
Sezai Sarıoğlu
Tayfun Şen
Tayfun İşçi
Teslim Töre
Ulus Irkad
Uğur Kemal
Veysi Sarısözen
Yalçın Yusufoğlu
Yüksel Genç
Yıldırım Onat
Zeliha Akpınar
Şaban İba
Şeyhmus Diken
Köşe Yazarları burada kendi isimlerini seçmeli
Bölümler-Konular:
*
Gündem
-"Barış Süreci"
-"Kürt Sorunu"
-Anayasa Tartışmaları
-Avrupa Birliği
-Çatı Partisi Tartışmaları
-Büyük Ortadoğu Projesi
-İnsan Hakları
Politika
-Türkiye Politikası
-Ortadoğu Politikası
-Dünya Politikası
Ekonomi
-Dünya Ekonomisi
-Türkiye Ekonomisi
Sınıflar ve Partiler
Sosyal Hareketler
-Ulusal Hareketler
-Barış Hareketi
-İşçi Hareketi
-Çevre Hareketi
-Kadın Hareketi
-Gençlik Hareketi
Kültür ve Sanat
-Plasitk Sanatlar
-Sinema - Tiyatro
-Edebiyat
-Müzik
Dosyalar
-Hrant Dink Cinayeti
-Şemdinli
Linkler
Bilim ve Teknik
-Doğa Bilimleri
-Toplum Bilimleri
Yaşam - Günlük Hayat
-Medya
-Spor
Felsefe
Köxüz'den Yazılar
-Köxüz'ün Temel Metinleri
-Köxüz'den Mektup
-Köxüz Redaksiyonundan
-Köxüz'den Yorumlar
-Köxüz'ün Künyesi
Okurladan Yankılar
Lütfen yazınızın yer alacağı bölümü seçiniz.
Ana Metin:
Sol gösterip sağ vurmak ya da 12 Eylül referandumu üzerine düşünceler 1-3 Ağustos 2010 Siyasal gelişmeleri izleyenler, 12 Eylül 2010’da yapılacak anayasa değişikliği referandumunda nasıl tavır takınılacağı, bu referandumda evet mi, yoksa hayır mı denileceği ya da boykot tavrı mı takınılacağı üzerinde gereğinden fazla durulduğunun farkında olmalıdırlar. Bu konunun üzerinde haftalarca ve hatta aylarca tartışılması ve yazılıp çizilmesinin, parlamenter avanaklığın bir görüngüsünden başka bir şey olmadığı söylenebilir. Ne de olsa Marksizm-Leninizmin ustalarının da belirttiği gibi, referandumlar da içinde olmak üzere parlamenter alanda yürütülen savaşım her zaman ikincil ya da üçüncül düzeyde önem taşır; belirleyici olan her zaman ezilen ve sömürülen sınıfların ve yığınların düzene karşı savaşımı olmuştur ve öyle olmaya da devam edecektir. Lenin “sol” komünistleri eleştirirken şunları söylüyordu: “… çünkü yığınların eylemi –örneğin bir büyük grev- yalnızca devrim sırasında ya da devrimci bir durumda değil, her zaman parlamenter eylemden daha önemlidir.” (Komünizmin Çocukluk Hastalığı “Sol” Komünizm, Ankara, Sol Yayınları, 1991, s. 55) Dolayısıyla, bu sınıfların ve yığınların temsilcisi olma savındaki bütün parti, grup ve çevreler dikkatlerini öncelikle bu sınıfların ve yığınların devrimci aydınlanması ve eylemi üzerine odaklaştırırlar. Bir başka deyişle Türkiye ve Kürdistan işçi sınıfı ve halklarının yazgısı referandum ve seçim sandıklarında değil, sokaklarda, dağlarda, fabrikalarda, varoşlarda vb. belirlenecektir. Bu bakımdan bazı devrimci grupçukların attığı “Referandum sandığına değil devrimci sınıf mücadelesine!” sloganı boş ve anlamsızdır. Devrimci sınıf savaşımını geliştirme görevi referandumda ya da seçimlerde bir tavır almanın alternatifi değildir. (Öte yandan, boykot çizgisini savunan grupların analizlerinde, egemen sınıfların bu iki kanadı arasındaki kavgayı, çoğu zaman salt bir partiler kavgasına yani AKP ile CHP-MHP kavgasına indirgediklerini, hatta askeri kliğin ve Kontrgerillanın belirleyici rolünü görmezden gelerek İnegöl ve Dörtyol’daki provokatif saldırıları öncelikle AKP hükümetine fatura etmeye çalıştıklarını görüyoruz. (1) En azından İttihat ve Terakki günlerinden bu yana ülkenin siyasal yaşamında belirleyici bir konum tutmuş olan askeri kliğin varlığı gibi bu son derece önemli bir faktörün “unutulması” ise, parlamenter avanaklığın bir başka yansımasıdır.) Bu saptamayı yaptıktan sonra konuya ilişkin gözlem ve düşüncelerimi aktarmaya geçebilirim. Bu konuyu ele alırken öncelikle bugün Türkiye ve Türkiye Kürdistanı’nın bir çeşit iç savaşa, yıllardır, esas olarak askeri klik tarafından körüklenen bir Kürt-Türk çatışması girdabına sürüklenmekte olduğu olgusunun altını kalın bir çizgiyle çizmek gerekir. Kabaca 2005 Newrozundan bu yana, özellikle askeri klik sadece PKK’yı değil, Kürt halkını da hedef alan bir söylem tutturmuştur. (Org. Hilmi Özkök’ün bayrak provokasyonunun ardından yaptığı “sözde vatandaşlar” açıklaması anımsansın.) Buna bağlı olarak geçtiğimiz yıllarda tanık olduğumuz linç ve pogrom girişimlerinin Türk halkının geri kesimlerinin kendiliğinden-gelme şovenist tepkileri olmaktan çok ve esas itibariyle askeri klik ve Kontrgerilla tarafından planlanan eylemler olduğunu söyleyebiliriz. Dahası bu eylemler, bir yanıyla Türk derin devletinin Kürt halkına duyduğu düşmanlığın anlatımıyken, bir yandan da statükocu faşist ve şovenist güçlerin konumlarını muhafaza etmeyi ve pekiştirmeyi amaçlayan bir iktidar kavgasının öğeleridirler. Kavganın bir tarafında yer alan askeri klik ve onun sivil bağlaşıkları, boşa çıkan darbe girişimleriyle, AKP’ni yargı eliyle etkisizleştirme çabalarıyla, Cumhuriyet mitingleriyle vb. elde edemediklerini; AKP’nin “açılım” girişiminden bir şey çıkmamasına bağlı olarak Kürt-Türk sorununun çözümü noktasındaki tıkanma ve bir Kürt-Türk çatışması tehlikesinin yükselmesi/ yükseltilmesiyle elde etmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla, geçtiğimiz günlerde tanık olduğumuz İnegöl ve Dörtyol olaylarının benzerlerinin önümüzdeki haftalar ve aylarda yinelebileceğini, bu tür çatışmaların daha da tırmanabileceğini ve Türkiye ve Kürdistan’ın pek çok noktasında geniş kitlelerin katılacağı çatışmaların yaygınlaşmasının sözkonusu olabileceğini tahmin etmek hiç de zor değil. Referandum, İŞTE BU SOMUT KOŞULLARDA VE SİYASAL KONJONKTÜRDE YAPILIYOR. Bu çatışma ortamının ortaya çıkmasının esas sorumlusunun Türk egemen sınıfları ve özellikle askeri klik olduğu bellidir. Daha öncesini bir yana bırakacak olursak; Ermeni jenosidi ve Rum ve Süryani kırımı süreci içinde doğan ve bu uğursuz “etnik arındırma” geleneği temelinde biçimlenen Türk devleti, bu niteliğini daha sonraki Kürt kırımlarıyla ve Müslüman-olmayan azınlıklara, Alevilere, işçilere ve devrimci güçlere karşı giriştiği saldırı ve/ ya da pogromlarla pekiştirmiştir. Daha da önemlisi, bir dizi objektif ve subjektif faktöre bağlı olarak bu gerici ruh hali –güçlü bir devrimci hareketin yokluğunun da yardımıyla bilinçleri kaçınılmaz olarak Türk egemen sınıflarının zihniyet dünyasına göre biçimlenmiş olan- Türk işçi ve emekçilerinin bir bölümünü de etkisi altına almış, onların kollektif bilinçlerinin de bir parçası haline gelmiş bulunuyor. Bu tarihsel ve siyasal arkaplanı ve verileri unutmaksızın şu soruyu sormalıyız: Bugün, devrim, demokrasi ve ulusal kurtuluş güçlerinin taktiksel hedefi ne olmalıdır? Bence bu, egemen sınıfların özellikle bir kanadının, yani askeri kliğin ve onunla gevşek bir bağlaşma içinde bulunan geleneksel büyük sermaye çevrelerinin ana gövdesinin körüklediği ve kazananı olmayacak olan bir Kürt-Türk çatışmasının engellenmesi için uğraş vermek olmalıdır. (2) Bir başka deyişle bugün merkezi görev; yüzbinlerce kişinin ölümüne, milyonlarca kişinin evlerini ve yaşadıkları alanları terketmesine ve iki halk arasında onyıllar boyu kapanmayacak bir nefret uçurumunun oluşmasına yol açabilecek bir Kürt-Türk çatışmasının önüne geçmek, Kürt halkının meşru taleplerini yerine getirecek adil ve onurlu bir barışı gerçekleştirmek ve buna bağlı olarak Türk işçi ve emekçilerinin ivedi ekonomik ve siyasal taleplerinin yerine getirilmesini sağlamaktır. Demek oluyor ki referandumda nasıl bir tutum takınılacağı, kesinlikle bu merkezi görevin ışığında saptanmalıdır. Bu, anayasa değişikliği paketinin içeriğinin çok kısıtlı ve zayıf olmasına rağmen böyledir. Böyledir; çünkü görünüşte 12 Eylül anayasasının şu ya da bu maddesinin değiştirilmesi için yapılan referandum aslında burjuvazinin iki fraksiyonu arasındaki savaşımın, burjuvazinin iki ayrı rejimi uğruna yürütülen savaşımın bir yansımasıdır. Bu savaşımın bir tarafında, -askeri kliğin ana gövdesinden başlayarak yargı erkinin önemli bir bölümüne, oradan da MHP ve CHP gibi partilere kadar uzanan, hatta AKP içinde de küçüksenmeyecek bir gücü bulunan- statükocu şovenist ve faşist güçler, diğer tarafında ise AKP ve onun ordu ve bürokrasi içindeki destek güçleri bulunuyor. Bu konuya ilişkin yanlış anlayışı şöyle özetleyebiliriz: “Özel olarak referandum sürecinde ve genel olarak bu dönemde karşı karşıya gelen iki egemen sınıf kampı, Kürt ve Türk halkları açısından aynı ölçüde tehlikelidir, o halde her iki kampa da aynı ölçüde karşı olmak, her iki kampa karşı eşit mesafede durmak gerekmektedir.” Bu saptama ne derece doğrudur? Kuşkusuz, Kürt ve Türk işçi sınıfı ve halklarının stratejik çıkarları her iki gerici kampa da –ve dahası burjuvazinin tümüne- karşı olmayı gerektirmektedir. Ancak, bu bakış taktik alanına olduğu gibi aktarılamaz; kaba bir anlatımla, Kürt-Türk çatışmasını körükleyen statükocu güçlerle bu çatışmayı ürkek ve tutarsız bir tarzda da olsa frenlemeye çalışan AKP hükümeti aynı kefeye konamaz. Her şeyden önce, Kürt halkını dışlayan, ezen, yadsıyan ve kırımlara tabi tutan gerici-faşist siyasetin tarihsel arkaplanında, Türk burjuvazisinin, Türk ulusunun ve Türk devletinin oluşumuna damgasını vuran İttihat ve Terakki zihniyetinin yattığının saptanması gerekiyor. Cumhuriyet tarihi boyunca, Kürt halkı başta gelmek üzere Türk-olmayan halklara yönelik zulüm siyasetinin esas mimarları ve taşıyıcıları da bazı nüanslarla İttihat ve Terakki çetesinin mirasını sürdüren statükocu gerici ve faşist güçler olmuştur. (Yinelemek gerekirse, sadece askeri ya da askeri-bürokratik klikte cisimleşmekle kalmayan ve günümüzde MHP, BBP, hatta CHP gibi partilerin siyasal tutumunda da anlatımını bulan bu çizginin AKP ve AKP hükümeti içinde de temsilcilerinin bulunduğu unutulmamalıdır.) İkincisi, bu kanlı mirasın yakın geçmişteki ve günümüzdeki temsilcileri, yani Türk generalleri ve onların Kontrgerilla, JİTEM, Özel Harp Dairesi türünden örgütleri; 1969-70 yıllarında MHP ve sivil polis eliyle çok sayıda devrimciyi sokaklarda öldürdüler; tezgahladıkları 12 Mart 1971 faşist darbesinin ardından onbinlerce devrimci ve demokratı zindanlara tıktılar ve onlarca devrimcinin kanına girdiler; 12 Eylül faşist darbesine giden süreçte –içinde 1 Mayıs 1977 ve Aralık 1978 Maraş kırımlarının da bulunduğu- bir dizi provokatif eylem ve saldırı düzenlediler; faşist darbeden sonra Kürt ulusal hareketine ve Türkiyeli devrimci örgütlere karşı bir sürek avı başlattılar; yüzbinlerce insanı gözaltına alıp işkenceden geçirdiler; işçi sınıfının ve diğer emekçilerin kitle örgütlerini kapattılar ve yöneticilerini zindanlara tıktılar; başta Diyarbakır Cezaevi olmak üzere cezaevlerini işkence tezgahlarına çevirdiler; özellikle 1990’larda sürdürdükleri “kirli savaş”ta onbinlerce Kürt emekçisi ve devrimcisini katlettiler; binlerce Kürt köyü ve mezrasını boşalttılar ve/ ya da yaktılar; Kürt kent ve kasabalarını bombaladılar; Kürt aydınlarını, işadamlarını, gazetecilerini “faili meçhul” cinayetlerle ortadan kaldırdılar; hatta kendi provokatif amaçları doğrultusunda Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Çetin Emeç gibi Kemalist aydınları öldürüp ardından sözümona bazı İslami hareketleri –ve hatta İran’ı- suçladılar; Madımak kırımını düzenlediler; dahası onlar kendi cumhurbaşkanlarını (Turgut Özal), jandarma genel komutanlarını (Org. Eşref Bitlis) ve Diyarbakır emniyet müdürlerini (Gaffar Okkan) ve daha nicelerini öldürmekten çekinmediler; II. Abdülhamid’in Hamidiye Alaylarının ruhunu dirilterek, bu kez başka halkların değil Kürt halkının kanını akıtan Köy Korucularını örgütlediler; mafyayla ve gerici çetelerle içiçe geçmek suretiyle her tarafından kan ve irin akan Türk devletinin tarihinde bile ender rastlanan bir çürüme sürecinin mimarları oldular vb. Üçüncüsü, egemen sınıfların, bu ABD ve İsrail’e en yakın kanadı bugün de üç aşağı beş yukarı aynı zihniyet ve politikaları sürdürmektedir. Son yıllarda açığa çıkan ve duruşmaları mahkemelerde kör topal ilerleyen bir dizi kanlı provokasyon ve darbe planı, TSK’nın pek çok generali ve diğer subayının; AKP hükümetini devirme, Kürt-Türk çatışmasını kışkırtma ve yeni bir askeri diktatörlük kurma çabalarının içinde olduğunu ortaya koymuştur. Bu provokatif eylemler arasında; camileri ve büyük kentlerdeki sivil hedefleri bombalayarak bu eylemleri siyasal İslama fatura etmek, gerginliği arttırmak için kendi savaş uçaklarını düşürmeyi planlamak, Türk şovenizmini körüklemek için Aktütün, Dağlıca, Sarıyayla ve Hantepe karakollarında olduğu gibi kendi askerlerinin ölümüne yol açmak, gene aynı amaçla kendi döşedikleri mayınlarla kendi askerlerini öldürüp bunları PKK’nın üstüne atmak, Kürt düşmanlığını körüklemek için PKK içindeki bazı grupları kullanarak meşruiyeti tartışmalı silahlı saldırılar düzenlemek ve daha neler bulunmaktadır. Böylesi bir gerici iç çatışma ortamının oluşması, ardından AKP hükümetini ya da herhangi bir sivil hükümeti dışlayacak ve burjuva partilerini de devre dışı bırakacak ve varolan sınırlı demokratik hak ve özgürlükleri ortadan kaldıracak bir sıkıyönetime ve belki de bir askeri diktatörlüğe geçilmesi; öncelikle Kürt halkının ulusal kurtuluş savaşımının ve Türk işçileri ve sömürülen emekçilerinin demokrasi ve sosyalizm savaşımının önüne yeni engeller dikecektir. Aslına bakılırsa, Türkiye’nin –gerici bir iç savaş sonucunda- bölünmesine (3) kapı aralayacak, Türkiye’nin Arap ve İslam ülkeleriyle ve Avrupa Birliği ile ilişkilerini daha da gerecek ve Ankara’yı Washington-Londra-Telaviv eksenine mahkum kılacak ve onların savaş planlarına katabilecek böylesi bir gelişme, Türkiye burjuvazisinin geniş katmanlarının stratejik çıkarlarına da aykırıdır. Ama, bugün sahip oldukları ve az çok olağan bir burjuva devletine geçiş sürecinde yitirecekleri ve yitirmekte oldukları siyasal (ve ekonomik) ayrıcalıkları muhafaza etmek isteyen askeri-bürokratik kliğin ana gövdesinin ve onunla gevşek bir bağlaşma içinde olan büyük burjuva katmanlarının böylesi bir “çözüm”ü zorladıkları ve onun koşullarını hazırlamaya çalıştıkları da ortadadır. Evet, şimdiye kadar “laik” ya da “Müslüman” sivil burjuva partileri, hükümetleri ve burjuva parlamentosu (ve burjuva basını) da çoğu zaman askeri-bürokratik kliğin suç ortakları, vasalları, hatta borazanları gibi hareket edegelmişlerdir. (Bu, genel olarak “İslami hareket” için de geçerli olmuştur.) Ama, yükselen yeni burjuva katmanlarının temsilcisi olan AKP’nin ve AKP hükümetinin son bir kaç yıl içindeki politikaları, Cumhuriyet tarihi boyunca süregelmiş olan bu denklemi zorlamaktadır. Kaldı ki, AKP hükümetinin ve onun dayandığı burjuva katmanlarının, askeri kliğin onyıllardır Anadolu’nun bir dizi halkına karşı gerçekleştirdiği kırımların ve işlediği ağır suçların açığa çıkmasına ve tartışılmasına, adeta bir tabu kabul edilen ve dokunulmazlık zırhıyla korunan Türk ordusunun “kutsal” aylasının kırılmasına, eleştirilebilir ve hesap sorulabilir hale getirilmesine ve Türk generallerinin yargılanabilmesine vb. zemin hazırlamasının bile başlıbaşına çok önemli bir kazanım olduğu tartışma götürmez. AKP’nin ve Meclisteki AKP çoğunluğunun bunu kendi bencil sınıfsal çıkarlarından yola çıkarak yapıyor olması, bu gelişmenin objektif olarak olumlu niteliğini zerrece etkilemez. (4) Bunun böyle olmasının bizi, AKP’nin işçi-karşıtı politikalarına, gerici demagoji ve uygulamalarına, gerici iç ve dış politikalarına ve yeni-Osmanlıcı hayal ve ihtiraslarına karşı savaşım verme görevinden azade kılmadığını, tam tersine bunu daha da gerekli hale getirdiğini söylemeye bile gerek yok. Tutarlı devrimci güçler, demokratik hak ve özgürlükleri elde etmenin, muhafaza etmenin ve geliştirmenin ve sosyalizm doğrultusunda ilerlemenin her zaman esas olarak işçi ve sömürülen emekçi yığınlarının savaşımının ürünü olacağı yasasından hareket ederler. Özel olarak bu anayasa değişikliği paketi ve genel olarak AKP ile askeri klik arasındaki –hiç de küçük olmayan- çatlak, 12 Eylül’le ve siyasal gericilik ve faşizmle hesaplaşmak için bir olanak sunuyor. Bu olanağı değerlendirmek, ondan, devrimci hareketin geniş kitlelere ulaşması için yararlanmak ve bu tarihsel fırsatı devrimci harekete çoktandır yitirmiş olduğu meşruiyeti kazandırmak için kullanmak ise bu hareketin önderliklerine düşüyor. Bir yandan bu olanaktan yararlanmamak, bu temelde kitleleri barış için, daha fazla demokrasi için seferber etmemek ve onu yaygın devrimci ve komünist propaganda yapma doğrultusunda kullanmamak ve bir yandan da kağıt üzerinde kalan uç düzeyde ya da aşırı radikal bir tutum –“hepsi de kahrolsun!” sloganıyla özetlenebilecek ilkel ve yarı-anarşist bir tutum- sergilemek, sol gösterip sağ vurmaktan başka bir anlama gelmez. Bu konuda yapılan analizlerin büyük çoğunluğu; ya askeri kliğin belirleyici rolüne değinmiyor ya da bunun artık sona erdiği varsayımından hareket ediyor. Bu analistler, devlet aygıtının esas itibariyle AKP’nin eline geçtiği ve daha da önemlisi, AKP’nin ve temsil ettiği burjuva katmanlarının ezilen sınıflara ve ulus ve milliyetlere karşı politikasının askeri kliğin politikasıyla özdeş bir nitelik taşıdığı görüşündeler. Ama onlar, güçlü bir ordu-devlet geleneğine sahip olan Türkiye’de AKP’nin, sadece Kasım 2002’den bu yana hükümet erkine sahip olduğunu ve bu 8 yıllık sürenin önemli bir bölümünü de kendi kurumsal varlığını savunmak için harcadığını unutmaktadırlar. İktidarı tümüyle ele geçirmesi halinde AKP’nin ya da “siyasal İslam’ın” da askeri kliğinkiyle üç aşağı beş yukarı aynı düzeyde ve aynı koyulukta bir gerici, kırımcı ve terörist politika izleyip izlemeyeceğini bugünden kesin bir biçimde söyleyebilecek durumda asla değiliz. (Kaldı ki, Türkiye’de kapitalizmin bugünkü gelişme düzeyi ve çeşitli sınıflar ve siyasal güçler arasındaki ilişkiler, AKP’nin “iktidarı tümüyle ele geçirmesi” olarak tanımlayabileceğimiz bir gelişmenin ortaya çıkmasına izin vermez.) AKP hükümetinin; geçen yıl başlattığı “açılım” girişiminin şimdiye kadar esas itibariyle boş çıktığını, Kürt halkının ve onun siyasal temsilcilerinin uzattığı barış elini tutmadığını, işçi sınıfına düşmanlıkta askeri klikten geri kalmadığını da söyleyebiliriz ve söylemeliyiz; ancak gerici sınıfsal karakterine rağmen AKP’nin ve AKP hükümetinin bir Kürt-Türk çatışmasını kışkırtmaktan, Müslüman-olmayan azınlıklara karşı İttihat-Terakkici bir çizgi izlemekten ve Türkiye’yi Ortadoğu’da ABD-Britanya-İsrail ekseninin savaş arabasına bağlamaktan yana olmadığı açıktır. Hangi gerekçeyle olursa olsun, AKP hükümetinin komşu ülkelerle ilişkileri yumuşatmaya çalışması, Filistin sorununda İsrail’e karşı tutum alması, Lübnan’la ve Suriye’yle ilişkilerini geliştirmesi, ABD ile İsrail’in İran’ı kuşatma ve izole etme politikalarını eleştirmesi ve reddetmesi vs. dünya gericiliğinin başını çeken bu iki gücün işini ve Ortadoğu’da yeni bir savaş başlatma girişimlerini zorlaştırmaktadır. (5) Bu hiç de önemsiz olmayan, ama devrimci basınımızda üzerinde pek az durulan ayrıntılar da, devrim ve demokrasi güçlerinin mızrağın sivri ucunu, baş düşman konumunda bulunan askeri kliğe ve onun sivil bağlaşıklarına, ve tabii ki onların uluslararası destek güçlerine yöneltmelerini gerektirmektedir. Bugün ana gövdesini, -stratejik hedeflerindeki belirsizliğe ve pragmatizmine rağmen, en azından objektif olarak- Kürt ulusal hareketinin oluşturduğu devrim ve demokrasi güçleri gerici rejimi yıkarak yerine devrimci-demokratik bir devlet geçirebilecek güce sahip olmaktan uzaktırlar. Yinelemek gerekirse, böylesi durumlarda esas görev baş düşmana karşı savaşımı öne çıkarmayı, onu en üst düzeyde izole etmek için uğraş vermeyi ve bu saptamaya ve kitlelerin ruh hali ve bilinç düzeyine uygun örgüt ve savaşım biçimleri uygulamayı gerektirir. Bu sonuncusu apayrı bir tartışmanın konusudur. Bu konuda şu kadarını söyleyebilirim: Marksist-Leninistler hem işçi sınıfının, hem de ezilen ulusların ve bu somut durumda Kürt halkının silahlanma ve kendi haklarını devrimci zor yoluyla savunma (ve bunun bir uzantısı olarak ayrılma ve ayrı bir devlet kurma) hakkını kayıtsız koşulsuz savunurlar. Ancak, askeri kliğin ve onun arkasındaki güçlerin bir Kürt-Türk çatışmasını körüklemek için fazla mesai yaptığı ve hükümetin de bir yandan yalpalarken, bir yandan da bu güçlerin peşinden sürüklendiği koşullarda, yapılacak silahlı eylemlerin, meşruiyeti tartışma götürmeyecek zorunlu savunma eylemleriyle sınırlı kalması ve onun ötesine geçmemesi özel bir önem taşımaktadır. Türk şovenistlerinin elini güçlendirecek, askeri kliğin ve AKP hükümetinin ulusal hareketi “terörizm”le suçlamasına olanak verecek ve daha da önemlisi bu suçlamalara inandırıcılık katacak, Kürt halkı ve ulusal hareketiyle Türk işçi sınıfı ve halkı arasındaki çitleri sağlamlaştıracak eylemler, onarılması son derece zor sonuçlar doğurabilecektir. Bugün siyasal güç dengeleri şu soruyu dayatmakta ve onun yanıtını beklemektedir: Bu taktiksel evrede Kürt ve Türk halklarının kendi hakları için yürüttükleri ve yürütecekleri savaşımın çıkarları açısından hangisi daha elverişlidir? Askeri kliğin ana gövdesinin dayattığı –ve ABD ile İsrail’in de destekleyeceği- gerici iç savaş, sıkıyönetim ve askeri diktatörlük rejimi mi, yoksa tüm olumsuzluklarına rağmen askeri kliğin konumunun giderek daha da zayıfladığı, sınırlı demokratik hak ve özgürlüklerin varolduğu bir parlamenter burjuva rejimi mi? Biz, burjuva rejiminin biçimi konusunda kayıtsız kalamayız. Lenin, demokratik cumhuriyetten söz ederken onun için şöyle diyordu: “... sermayenin egemenliğini ve dolayısıyla, kitleler üzerinde baskıyı ve sınıf mücadelesini ortadan kaldırmamakla birlikte, kaçınılmaz olarak bu mücadelede bir genişlemeye, bir hızlanmaya, bir gelişmeye, bir keskinleşmeye yol açar.” (Aktaran Georges Politzer, Felsefenin Temel İlkeleri, İstanbul, Sosyal Yayınlar, 1979, s. 377) Gene Lenin 1912’de kaleme aldığı “Rusya’da Siyasal Partiler” adlı makalesinde, “Bir ülkede siyasal özgürlük derecesi ne kadar yüksek ve o ülkenin temsili kurumları ne kadar istikrarlı ve demokratik ise, halk kitlesinin partiler arasındaki kavgada yolunu saptaması ve siyaseti öğrenmesi, yani aldatmacayı sergilemesi ve gerçeği bulması o kadar kolay olacaktır.” (Collected Works, Cilt 18, Moskova, Progress Publishers, 1968, s. 45) diyordu. Dimitrov ise aynı konuda şu saptamada bulunuyordu: “Biz anarşist değiliz ve belli bir ülkede nasıl bir siyasal rejimin mevcut olduğu meselesi karşısında, yani demokratik hak ve özgürlükler çok büyük ölçüde kısıtlanmış da olsa, burjuva demokrasisi şeklinde görülen bir burjuva diktatörlüğü mü, yoksa açık faşist biçimiyle bir burjuva diktatörlüğü mü meselesi karşısında kayıtsız kalamayız.” (“Faşizme Karşı İşçi Sınıfının Birliği İçin”, Savaşa ve Faşizme Karşı Birleşik Cephe, İstanbul, Aydınlık Yayınları, 1978, s. 171) AKP hükümetinin Türkiye’de geri de olsa “olağan” bir burjuva rejimi kurma doğrultusunda korkak ve zigzaglı adımlar atmakta olduğu bu konjonktürde onu adeta baş düşman gibi göstermek (“Kahrolsun ABD, İşbirlikçi AKP!” sloganı anımsansın), sadece objektif olarak gerici bir tutum olmakla kalmaz; bu, devrimci-demokratizm ve Marksizm adına böyle davrananların, Kemalist önyargılarından hala kurtulamamış olduklarını ele verir. Sokaklara dökülmek için herhangi bir çaba harcamamak, barış, demokrasi ve devrim talepleriyle işçi ve emekçi kitlelerini seferber etme yaşamsal görevini unutmak, ama kağıt üzerinde sadece AKP hükümetini yerden yere vurmakla yetinmek, yukarda da belirttiğim gibi sol gösterip sağ vurmaktır ya da bir başka anlatımla kendi tasfiyeci duruşunu sol lafazanlık perdesi altında gizlemektir. Dünya ve Türkiye işçi sınıfı ve ezilen halklarının bu tür sorunlarla ilk kez karşılaşmadıklarını biliyoruz. Dolayısıyla kimsenin Amerika’yı yeniden keşfetmeye kalkışmasına gerek yok. 1933’te Almanya’da, Alman tekelci burjuvazisinin iktidarı yıkılamasa bile Hitler kliğinin işbaşına gelmesi işçilerin ve diğer sömürülen emekçilerin ortak eylemiyle engellenebilmiş olsaydı herhalde tarih oldukça, hatta çok farklı ve büyük olasılıkla daha ya da çok daha az kanlı bir seyir izleyebilirdi. Ya da 1980’de Türkiye’de Türk işbirlikçi-tekelci burjuvazisinin iktidarı yıkılamasa bile 12 Eylül darbesi girişiminin önü gene tüm anti-faşist güçlerin ortak eylemiyle kesilebilmiş olsaydı, Türk ve Kürt işçi sınıfı ve sömürülen emekçilerinin demokrasi, ulusal kurtuluş ve sosyalizm savaşımı bugün daha ileri bir noktada olabilirdi. Yeri gelmişken burada, Haziran 2007’de kaleme aldığım bir yazımda değindiğim bir başka tarihsel örnek üzerinde durmadan edemeyeceğim. Orada şöyle demiştim. “Zaman içinde geriye doğru hayali bir yolculuk yapabilir, İttihat ve Terakki kliğinin 23 Ocak 1913 darbesiyle Hürriyet ve İtilaf Fırkası/ Halaskar Zabitan ekibini etkisizleştirerek iktidarı yeniden ele geçirdiği tarihsel ana bir kez daha bakabilir ve kendimize şu hayali, ama gerçekçi soruyu sorabiliriz: Eğer Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşı’nı Almanya yanlısı İttihat ve Terakki kliğinin değil de Britanya-Fransa yanlısı Hürriyet ve İtilaf kliğinin yönetimi altında karşılamış olsaydı, acaba bir Ermeni jenosidi yaşanır mıydı? Ermeni ve diğer Türk-olmayan halklara karşı düşmanlığın ve koyu Türk milliyetçiliğinin İttihat ve Terakki’nin tekelinde olmadığını, Abdülhamit yönetiminin ve Hürriyet ve İtilaf kliğinin de bu gerici nitelikleri özümsemiş olduğunu ve iliğine değin çürümüş olan Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girse de girmese de emperyalist haydutlar arasında paylaşılacağını unutmuyorum elbet. Ancak, 1914’te iktidarın Britanya-Fransa yanlısı Hürriyet ve İtilaf kliğinin elinde olması halinde Türk burjuvazisinin Ermeni ve Rum halklarının sürgünü, kıyımı ve mülksüzleştirilmesi biçiminde gerçekleşen doğumu bu denli yoğun bir terör ve şiddet eşliğinde gerçekleşmeyebilir, Anadolu halkları arasında bu denli köklü ve derin güvensizlik tohumları atılamayabilir ve dolayısıyla Türk işçi sınıfı ve emekçileri üzerinde Türk milliyetçiliği ve şovenizminin etkisi daha zayıf olabilirdi. Ermeni jenosidini yaşamamış bir Türkiye’nin siyasal-toplumsal profili ise her bakımdan bugünkünden –olumlu anlamda- hayli farklı olur, Türkiye sosyalizme yakınlık ve işçi sınıfının ve diğer sömürülen yığınların sonal kurtuluşu açısından daha elverişli bir konumda bulunurdu.” (“Zo'lardan Lo'lara mı? 22 Temmuz Seçimleri ve Devrimci Taktik”) Evet, bugün, tarihten ders çıkarmaya her zamankinden daha fazla gereksinim var. DİPNOTLAR (1) Bir kaç örnek üzerinde durmakta yarar olduğunu sanıyorum. Halk Cephesi’nin 30 Temmuz’da Taksim tramvay durağında yaptığı açıklamada şöyle deniliyordu: “Yaşanan saldırılardan ağzından ‘terör’den başka bir şey çıkmayan AKP iktidarı sorumludur. AKP’nin Kürt sorunundan anladığı inkâr, imha, boyun eğdirmedir.” 1 Ağustos’ta Çağlayan’da BDP öncülüğünde düzenlenen referandumu boykot mitingine ESP, TÖP, SODAP, SDP, GÖÇ-DER, Partizan, Sosyalist Parti, Barış Anneleri gibi 32 siyasi parti ve demokratik kurum katılmıştı. Atılım gazetesinin “Çağlayan’da binler boykot için buluştu” başlıklı yazısında boykot cephesinin askeri kliği “unuttuğu” ve esas hedefi AKP hükümeti olarak algıladığı şöyle itiraf ediliyordu: “Yaşanan son linç saldırılarını protesto eden binler, miting boyunca ‘Katil Erdoğan’ diye haykırdı.” KCK lideri Duran Kalkan ise 3 Ağustos’ta yaptığı açıklamada şu saptamayı yapıyordu: “İnegöl ve Dörtyol’da yaşananlar, çapulcuların, milliyetçilerin yada MHP örgütünün işi değildir. Hepsi AKP hükümetinin, İçişleri bakanı Beşir Atalay’ın işidir. Resmi olarak da bunlardan İçişleri bakanı sorumludur. Bu olaylar engellenememişse, sorumlusu içişleri bakanıdır. Fakat engellemekten ziyade emir verdi.” (2) Tabii burada, böyle bir çatışmadan Kürt ve Türk işçileri ve emekçilerinin bir şey kazanmayacağını anlatmak istiyorum. Yoksa, gerek Türkiye içinde ve gerekse dışında böyle bir çatışmadan kazançlı çıkacak güçler (özellikle ABD ve İsrail) var ve onlar büyük olasılıkla bu çatışmayı kızıştırmak için üzerlerine düşeni yapmaya da çalışıyorlar. (3) Ulusların ayrılma ve ayrı devlet kurma hakkını savunan Marksist-Leninistler, Türkiye’nin ya da ezilen ulus ve milliyetleri boyunduruk altında tutan herhangi bir burjuva devletinin sınırlarına hiçbir kutsallık ya da dokunulmazlık yüklemez ve ezen ulus burjuvazisinin “bölücülük” demagojisinin kesinlikle reddederler. Burada sözkonusu edilen, gerici bir iç savaşa bağlı olarak ve onun sonucunda meydana gelebilecek olan bir bölünmenin, Kürt ve Türk proletaryası ve halklarının yararına olmayacağıdır. (4) Kasım 2009’da Başbakan Erdoğan, “Dersim ve Şeyh Sait isyanında analar ağlamadı mı?” diyen Onur Öymen’i eleştirdi ve demagojik bir biçimde de olsa 1938’de Dersim’de yaşananları “katliam” olarak değerlendiren ilk Türk başbakanı oldu. Erdoğan o tarihte şöyle demişti: “CHP Genel Başkan Yardımcısı'nın; genel başkanı huzurunda, Alevi vatandaşlarımın huzurunda, tüm parlamento ve tüm ekranları başında izleyenlerin huzurunda, Dersim katliamının bugün tekrarını talep etmesi, bunun üzerinde ısrarla durması, hatta ertesi gün kendine göre kuvvetlendici bazı ifadeler kullanması, battıkça battığının çok açık net göstergesidir.” (5) Tabii ki bu, AKP hükümetinin bu şer eksenine karşı kesin bir tavır aldığı ya da TSK içinde bu eksene karşı olan odakların bulunmadığı ya da –kendi içinde de belli ölçüde farklı eğilimler taşıyan- ABD-İsrail-Britanya ekseninin sadece askeri kliği desteklediği ve bütün yumurtalarını tek sepete koyduğu anlamına gelmiyor. Bu konudaki görüşlerimi; 29-31 Ağustos 2009 tarih ve “Kürt ‘Açılımı’/ Kurt Kapanı”, 24-26 Kasım 2009 tarih ve “ABD Batarken Kürt Açılımı ve ‘Yeni Osmanlıcılık’ ” ve Ocak 2010 tarih ve “Kürt Açılımı: Bir Alaturka Liberalleşme Deneyimi” başlıklı yazılarımda daha geniş bir biçimde açıklamış bulunuyorum.
Girdi biçimi
Filtered HTML
Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Full HTML
Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi
Attached Images
Existing Image:
None
"Over troubled water..." (Açılış)
"Sussss.."
"Unut"
090908-Güler Zere-vm.widec.jpg
0je.png
1.jpg
1.jpg
1.jpg
105-141.jpg
11 Eylül vePolitik İslamÜzerine Kapak
1234r.jpeg
15- 16 Haziran.jpg
155.JPG
16.jpg
166137_1_Gorzfrei.jpg
1960-che-1.jpg
19ocak2010s.jpg
1mayis77_(1).jpg
200-386.jpg
2000degundem-kapak200.jpg
2009-12-04---Kapak---Sosyal.jpg
2010-09-12 - Kapak- 12 eylul uzerine yazilar v2.jpg
21 İtfaye.jpg
250-369.jpg
250-392.jpg
26.JPG
2_temmuz_2009_istanbul.jpg
4- ikinci kapıdan mezarlığa giriş yapılıyor.JPG
400px-Krähe_65(loz).JPG
41e591d8-yilmaz-guney.jpg
490-250.jpg
6-7 eylül.jpg
6-7_eylul_1955.jpg
6-7_eylul_55_tank.jpg
800px-Ziggurat_of_ur.jpg
Abdullah Öcalan - Kapitalist Modernite ve Demokratikleşme - Kapak
abidin'in...jpg
abidin-dino.jpg
abidin-he...jpg
abidinözp...jpg
abidinözp...jpg
acilim_aydinlar_yorum.jpg
afganistan_secimsandik_essek_asker.jpg
afis-kumkapi-14mart2010.jpg
afis_cozum.jpg
ahmedarif_nazimhikmet.jpg
ahmed_arif_1.jpg
Ahmet Türk.jpg
ahmetaltan_hasancemal.jpg
ahmetarif.jpg
ahmetturkemineayna.jpg
ahmet_turk_3_kongre.jpg
ahmet_turk_grup_toplantisi5.jpg
Akatça dilinde çivi yazısı ile yazılmış olan 282 maddelik Hammurabi Kanunları...
AKP ve güleni bitirme planı.jpg
Albayrak
albayrak1200.png
Aleviler-kapak400.jpg
Ali Yetkin
alidehri.jpg.jpg
alidehri.jpg.jpg
alter-eco-ekim2010.jpg
Amatör Kalem Vuruşları (1)
Amatör Kalem Vuruşları (2)
Amatör Kalem Vuruşları (3)
amedkadin_forumuleyla.jpg
ankkongre.jpg
anneannem.jpg
apo_aturk_talabani.jpg
ara-gazetesi-çžktž.jpg
arac_er_asker.jpg
aram_tigran_cumbus.jpg
Arif Damar.jpg
arif+damar.jpg
Asiti-Baris.jpg
asiye-turhalli.jpg
asker_yuruyus_jandarma.jpg
avni-ozgurel-01.jpg
AVrupa Birliği Üzerine Yazılar - Demir Küçükaydın - Derleme - Kapak
Avrupa Merkezcilik Üzerine Yazılar
avrupabarisgrubu_basin.jpg
aydinlar_liberal.jpg
aydin_erdem.jpg
Aydın Dinçoğul
Ayhan Bilgen.jpg
ayhanbilgen_barismeclisi.jpg
ayna_turk_1eylul.jpg
Ayrılık-kuytu
Az Kaldı! - Türkiye'nin Linç Yapılmış ya da Linç'e Kalkışılmaş İdari Bölgeler Haritası
azizvatanresmi.jpg
azizvatanresmi.jpg
Azınlıklar Konusundu Yazılar
Aşiti - Barış
Çatı Ankara.jpg
Çatı Partisi Tartışmaları.jpg
Çtı Partisi Girişimi.jpg
Ömrümüzün taş çicekleri resim sergisi.jpg
Özgür Basın Susturulamaz.jpg
Özgür Gündem'e Yazılar (1992-92) Kapak
Özgürlük(Korkoro).jpg
Üçüncü Köxüz Sitesi
özgürlük ne zaman anne.jpg
Banksy!.jpg
Bansky'den
baris guvercini.jpg
barisgrubu_karsilama_ani.jpg
barisgrubu_otobus2.jpg
baris_kizi.jpg
Barış Gurubu.jpg
Barış İçin Vicdani Red Platformu.jpg
Barışın Tarihi.jpeg
basbug_dursuncicek.jpg
Bayram Balcı-Livan.jpg
bayramlar-kapak200.jpg
başkan ve hatice ana.JPG
büyük ortadoğu projesi ve sosyalist strateji
BDP'ye operasyon.jpg
bdp_logo.jpg
Belalı sularda: Ship to Gaza, sizi gözüm gibi sakınırım.
Berivan.jpg
Beşikçi Eleştirisi - Kitap Kapağı
Bill Of Rights
Bir Özgürlük Tutsağı Manuşyan.jpg
Bir Devrimcinin Teorik ve Politik Otobiyografisi
Bir yaşam.jpg
Birinci Dünya Barış Günü.jpg
Birlik mi Rekompozisyon mu Kapak
birlik-mi-kapak-on-yuz.jpg
Bizim Köy
bop-on-kapak.jpg
Buzu Kıran Yolu Açan
bıji kürd u kurdistan
canli_bomba_pelsin.jpg
canyucel.jpg
catipartisiilktoplantisi.jpg
catipartisiilktoplantisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi.jpg
cati_partisi_girisimi.jpg
Celali Söylenceler Kapak
Celali Soylenceler Kapak.jpg
Celali Soylenceler Kapakv2.jpg
Celali-Soylenceler-Kapak400.jpg
Celali-Soylenceler-Kapak400.jpg
cerkesler_kitap.jpg
Ceylan'dan Bize Kalan: Şahmeran
CHP-logo.jpg
chp_meclis_pankart2.jpg
Cingeneler.jpg
cizre-bohtan-beyi-bedirhan-direnis-ve-isyan-yillari-onkapak.jpg
Cumhuriyet_LR.jpg
Dağların ezgileri.jpg
Dönüşü olmayan yol.jpg
Dün Halep'çe, Bugün Kelepçe
Dünyanın Halleri Üzerine Denemeler
Demokratik Cumhuriyet.jpg
demokratik_acilim_kapatma.jpg
Denemeler
denemeler-kapak.jpg
denizesaldiri.jpg
denizesaldiri.jpg
Derleme 2009 - Murat Çakır
Dersim+ Barajlar.jpg
Dersim- Sabiha Gökçen.jpg
dersim-zorunlu iskan1.jpg
dersim-zorunlu iskan1.jpg
dersimkatliami1.jpg
devletulus.jpg
devletulus.jpg
Die Linke: Bir Başarı Hikayesi mi? kapak
Dikilmesi mümkün "İzmirli ırkçılar" heykel tasarımı
dilacarKucuk.JPG
dilekkurban.jpg
Dilsiz dengbej.jpg
dink_goktas_kitap.jpg
Dipnot Dergisi Üçüncü Sayı Kapak
Dipnot.jpg
Dipnot.png
disk_suleyman_celebi.jpg
Diyarbakır -TÜYAP.jpg
diyar_demokrasi_platformu1.jpg
Djembe
DK_MME_KapakKucuk.jpg
DK_MME_KapakKucuk_0_0.jpg
dogan-akhanli.jpg
Doğan Akhanlı
DSC04737.JPG
DSC04737.JPG
dtp_eylemi.jpg
dtp_logo.jpg
dtp_operasyon_tepki1.jpg
ecevit_baykal_ataturk.jpg
ecevit_baykal_ataturk.jpg
edip_cansever.jpg
ejder-kapani-46.jpg
ekinbelleten-1991.jpg
emmeline-pankhurst1.jpg
emper ve ırak umut.jpg
emperyalizm ve dünyanın katli
emperyalizm ve dünyanın katli(ırak)(yağlıboya resim)
emperyalizm ve umut(yağlıboya resim)
erdogan_akhanli_yazar.jpg
ergani.jpg
ermenhaf.jpg
Ermeni Sorunu Üzerine Yazılar - Kapak
Ermeni Soykırımı ve Toplumsal sorumluluk - Broşür Kapağı
Ermeni-Soykirimi-Koln.jpg
ermeniler_goc_tren.jpg
ermeniler_goc_tren.jpg
ermeniler_soykirim_ciftciyan.jpg
ermeni_saykirim1.jpg
ermeni_tehcir.jpg
ermeni_tehciri_tren.jpg
ermeni_tehcir_TE.jpg
ernesto_che_guevara_x1.jpg
etha-20100708-envali-metruke-00_ext.jpg
Evrim ALATAŞ..jpg
evrim_alatas.jpg
evrim_alatas_amed.jpg
Eyüp Sultan Konuşması
Ezidilik.jpg
Ezidilik.jpg
Ezilenlerin Pedagojisi.jpg
fahri petek.jpg
fahri-pet...jpg
Ferhat Tunç-söyleşi.jpg
Ferit öngören.jpg
fft23mm135497.jpg
fileme.jpg
filizkocali_gunluk.jpg
friedrich-nietzsche-paul-ree-lou-andreas-salome.jpg
Gayda-Istanbul-Gayda-Istanbul-CD__20246271_0.jpg
GÖÇMENLER.jpg
gösteri.jpg
gözler bakışlar
Gözler ve Bakislar(yağlıboya resim)
güler zere.jpg
Günay- Gerilla.jpg
Günay-Murat Karayılan.jpg
Günümüz anti-demokrat kemalist evlerini bu kadar farklı ve bu kadar baştan çıkarıcı yapan nedir?
Günlük Gazetesi Çok Dilli Manşet
Geçiş Programı Üzerine Kapak
Gece Kelebeği.jpg
gecmisle_hesaplasma_kitap.jpg
gencaygursoy_husnuondul.jpg
gencdal_ceber_kursun.jpg
gerilla_bahar.jpg
gerilla_cozum_avrupa.jpg
gerilla_durbun.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
GetAttachment.aspx.jpg
Globalızatıon
grupyorum.jpg
guler-zere.jpg
GulerZere-hstn20090708-51.jpg
guler_zere_afis.jpg
gunluk_22agustos.jpg
gunluk_24_04_2010_s.jpg
gunluk_kapatma_kocali.jpg
gunluk_logo.jpg
gzerehapis.jpg
Hafız Esad.jpg
Haiti.jpg
Hakan Akçura-söyleşi.jpg
hakantahmaz_ayseltugluk.jpg
hakkari_cumhuriyet_yuruyusu.jpg
Halil Savda
Halil Uysal.jpg
Halil Uysal.jpg
haliluysaldag_1_.jpg
haliluysaldag_1_.jpg
Hasan_Cami_-_Fas.jpg
hasan_cemal_apemusa.jpg
hasan_cemal_ismetb.jpg
Hatalı Mantık
Hayat Atölyesi.jpg
Hüseyin Çelebi.jpg
Hüznün Akordu
hdinkcadde.jpg
Her dağın gölgesi Deniz'e düşer.jpg
Hevjin.jpg
hewler_gazeteci_osman.jpg
hicri_arapfoto.jpg
Hikmet Kıvılcımlı Elazığ Cezaevinde Mahalli Kürt Kıyafetiyle
Homofobi.jpg
honduras.jpg
Hrant için.jpg
Hrant ve 1915.jpg
Hrant- Doğum günü.jpg
ibadet_inanc.jpg
idamlar-iran.jpg
ihd_tihv_fincanci_turkdogan.jpg
ihsanfetahiyan_iran_idam.jpg
ihsanfetahiyan_pjak_iran.jpg
ilan.jpg
ilkmeclis_anayasa.jpg
ilmanifesto_manset.jpg
images.jpg
imrali_salon.jpg
ingmar_bergman_yonetmen_s.jpg
islam ve sol.jpg
istanbul_baris_mitingi_kitl.jpg
işçiler ve önderleri-1(yağlıboya resim)
işçiler ve önderleri-2(yağlıboya resim)
işçiler ve önderleri-2.jpg
işçiler ve önderleri.jpg
Jamanak.jpg
James_Joyce.jpg
James_Joyce.jpg
Jan Valtin.JPG
Jan Valtin.thumbnail.JPG
Jî bo Hefîz Ebdûlrıhman û rojmanegeriya cîhané/ Hefiz Abdulrahman ve Dünya basın emekçileri için
jitem_belge_jandama.jpg
Jı bo bıdarvekırına xortên Kurd...( İdam edilen Kürt gençleri için...)
Jın,Jiyan,Azadi/ Nisa,Heyat,Hürriyet/ Kadın,Yaşam,Özgürlük
Kadri Gökdere
Kadın Soruşturması.jpg
Kadın Soruşturması.jpg
kadına bakış
Kadına Bakış(yağlıboya resim)
Kapak - Emvali Metruke
Kapak---Ocalana-Mektuplar.jpg
kapak-onyiloncesi400.jpg
kapak.jpg
kapak.jpg
kapak300.thumbnail.jpg
kapaksanat.jpg
kapak_0.jpg
karayilanbasin5.jpg
karayilan_filizkocali.jpg
kardelen.jpg
kardesist.jpg
Kasabalılar-Kapak
katliam_halepce.jpg
kawa-nemir.jpg
kayit-olunmamis-soykirimistanbul-eylul-1955-vasilis-kiratzopulos.jpg
Kaypakkayakapak
Kayıt dışı bir isyan.jpg
kazimkoyuncu.jpg
Küçük İskender.jpg
Kültür Üzerine Yaazılar - Kapak
Küreci Anması Afiş
kürt'lük
KCK-Karayılan
Kelepce.jpg
kelepce1.jpg
KemalistEvler.jpg
Kemalizm Stalinizm ve Türk Solu - Kapak
Kemalizm Stalinizm ve Türk Solu - Kapak
Kemalizm ve Askeri Bürokratik Oligarşi Üzerine Yazılar Kapak
keyman_gulec.jpg
kilaman.jpg
kilisecami.jpg
komplokapakkucuk.jpg
koxuz-duz-golgeli.gif
kresim.jpg
kultur-kapak.jpg
Kurban.jpg
kurdocul1.jpg
Kurt-Hareketi-kapak200.jpg
kurttvleri_medtv.jpg
Kıvılcım Gazetesinde Yayınlanmış Yazılar
Kıvılcımlı Üzerine YŞazılar Kitabı Kapağı
Kıvılcımlı Sempozyumunda Servet Ziya Çoraklı Bildiri Sunarken
Kızıl Afiş
La prison.jpeg
latchodromez01.jpg
Latin Amerikanın Kesik Damarları.jpg
Lawij / Hida/ Ağıt
Lawij.JPG
Lenin
levi_straus.jpg
Levon Ekmekciyan
lewis_hine_phot_nyc_empire.jpg
liberation_tigers_of_tamil_eelam.gif
logo.gif
logo.png
louise-michel.jpg
Ltte_emblem.jpg
luqman_ahmed_.jpg
LWtc0504.jpg
maden-iscileri-destek.jpg
maden_iscileri_yeralti.jpg
Madimak.jpg
Madteos Sarkisyan.jpg
Mahmut Baksi.jpg
Manifesto_benedict_xvi.png
Manukyan
manusyan kitap.jpg
manusyan.jpg
manusyan_resim.jpg
Marksisit Demokrasi Teorisine Katkı
Marksizm 2010 Afis
Marksizmde Yapı ve Özne Sorunu - Kapak
Marksizmin Marksist Eleştirisi Kapağı Küçük
Marksizmin Marksist Eleştirisi İkinci Basık - Kapak
Marksizmin ve Sosyalizmin Sorunları Üzerine Yazılar - Kapak
Mascha kaleko.jpg
Matruşka'larda Tarih Bulmak..
mayin.jpg
mayin.jpg
mayžs68-a...jpg
Medya.jpg
Mehmet Güler-KCK.jpg
mehmet_uzun.jpg
mehmet_uzun.jpg
Mem û Zîn
Metin Küreci anması
metin2.jpg
metinyegin_01.jpg
Mevsimlik işçiler.jpg
michel_foucault.jpg
mindit.png
MSF+Logo.jpg
msf.jpg
msflogo.jpg
muma.jpg
Mumia Ebu Cemal
musa_anter.jpg
Musa_anter_.jpg
muzsesleri.jpg
muzsesleri.jpg
Necdet Adalı.jpg
Newroz
Newroz.jpg
Newroz.jpg
Newroz.jpg
newroz_250x0.jpg
news.gif
newspapers_medya.jpg
nisanyan1.jpg
nisanyanevi.jpg
nobel_liderler_s.jpg
Nure- Nora.jpg
olume-kil-payiermeni-soykirimindan-kurtulmus-birinin-anilari-hampartsum-citciyan.jpg
Omayra.jpg
Ongözlü Köprü.jpg
Onnik ve oğlu ara.jpg
op-denklem.jpg
Orhan Pamuk
Oscar Wilde.jpg
otekitarih-seyhsait1.jpg
Otobiyografi-Kapak.jpg
otobiyografik-yazilar-kapak.jpg
ozevin_ozdemirler.jpg
ozgurgundem_site_sansur.jpg
Paramaz Darağacında
Penguen'in yaptığı ve -ne yazık ki- asla yapmayacağı kapak
Penguen- Irkçı Kapak.jpg
pera_spor_klubu_taksim_standinda.jpg
Perperok.../ Kelebek...
Perperok.jpg
peternorman_atlet.jpg
picasso.jpg
picture-1
picture-10
picture-11
picture-12
picture-13
picture-14
picture-15
picture-16
picture-18
picture-19
picture-2
picture-20
picture-21
picture-22
picture-24
picture-25
picture-26
picture-27
picture-28
picture-29
picture-3
picture-30
picture-31
picture-32
picture-33
picture-4
picture-5
picture-6
picture-7
picture-8
picture-9
pinar.png
PKK.jpg
Porén te/ Saçların
Poren te- Saçların.jpg
Q04.jpg
qijikares2ğğ.jpg
Qijıka Reş.jpg
qırıka reş.JPG
reklamin_dili_b.jpg
Rekompozisyonkk.jpg
Rekompozisyonkk.jpg
resim.jpg
Resim2.png
Roj TV.jpg
Roj Tv.png
roni.jpg
Rosa - Özgürlüğün Bedeli
Rosa Luxemburg, Özgürlüğün Bedeli
Rosa Luxemburg.jpg
Sacayak dergisi Sayı 8
Sacayak dergisinin 11. sayısı
Sacayak, Sayı 3
Sacayak, Sayı 4
Sacayak, Sayı 6
sacayak2.jpg
Sacayak_Sayi10_Sayfa 1_5cm.jpg
Sacayak_Sayi12_Kapak.jpg
Sacayak_Sayi_05_Kapak.jpg
Sacayak_Sayi_09_Kapak.jpg
Saidi Kurdi-Son Derviş.jpg
saitfaik.jpg
sakine ana.jpg
salihzezgin.jpg
Sarkis Çerkezyan.jpg
Sarkis H-1.JPG
Sarkis ve Doğan
sarkis.jpg
Sarmaşık.jpg
sartre.jpg
savunma_kapitalistuygarlik.jpg
Sayı 54
sazai sarıoğlu.jpg
Sazak'ın Dikenleri
süryaniler.jpg
senci.jpg
senci.jpg
Serhedo ve Gerilla
serif_gencdal_kandil_s.jpg
serturkm.jpg
sevahir_bayindir_yarali.jpg
Sevan nişanyan.jpg
seyit rıza.jpg
Sezen Aksu-Kürt Açılımı.jpg
Shantel.jpg
Ship to Gaza: I have eyes only for you!
sol_cati_partisi2.jpg
Sor (kırmızı)
sorayayi_taslamak.jpg
Sosa.jpg
Sosyalizm Nedir? Kitap kapağı
stalin.jpg
Surp Giragos Ermeni Kilisesi.jpg
SURP%2~1.JPG
suryaniler_toplumu.jpg
sylvia-plath.jpg
Sırrı Süreyya Önder.jpg
taraf-gazetesi.jpg
tas-atan-cocuk.jpg
Taş Atan Çocuklar
Taşhoran Kilisesi.jpg
Türk Solu'nun İzinden Gittiği Gelenek: Naziler
Türkiye: 98 - Almanya: 0
tbmklein2.jpg
Tehcir.jpg
tersinden kemalizm.jpg
Teslim Ol!
thumb4073.jpg
Tigran Zaven photo.jpg
Tigran Zaven photo.jpg
Tigran Zaven, Digran Zaven
Toplum ve Kuram.jpg
Toplum_ve_Kuram.jpg
toprak_empati.jpg
Troçki.jpg
tuncboyaciyan.jpg
Turkey-ruins-FE05-wide-horizontal.jpg
Uçurtma Gerilla.jpg
ucuncu-koxuz1024.jpg
ugurkaymaz_cocuk.jpg
uludere-8mart.jpg
Unbenannt-2.jpg
van_mazot_iskence.jpg
Varlik Vergisi Kitap Kapagi
varlikver400.jpg
Vedat Kurşun.jpg
vedatturkali.jpg
vedat_kursun_azadiya_welat.jpg
Veysi sarısözen.jpg
Walter Benjamin.jpg
wwwresimmaxnet-top-oynayan-horozlar.jpg
x-golgeli
Xmas beginning and traditions
Yabancı
Yanılsama(yağlıboya resim)
Yargıtay neden mi Pınar'a düşman?
Yargıtay Neden mi Pınar'a Düşman?
yasamagaci136.jpg
yasamagaci136.jpg
yasarjem1.jpg
yasarkemal.jpg
yazar_migirdic.jpg
Yaşam Ağacı Derneğinin Afişi
Yeni Kıbrıs Partisi.jpg
yilmaz-guney-.jpg
yilmaz-guney.jpg
yukselgenc_nukhetsirman.jpg
yusuf.jpg
zarakolu_onderoglu.jpg
Zeki_Okten_by_ozgurcanakbas.jpg
Zeyneb_Celaliyan.jpg
Zeyneb_Celaliyan.jpg
Zeynel Ergin.jpg
zeynep_celaliyan2.jpg
zeynep_celaliyan2.jpg
Ziya gökalp lisesi.jpg
Şerzan Kurt.jpg
Şivanê_Kurmanca_kapak_as.jpg
İçerden.jpg
İdam Edilen Ermeni Sosyalistler
İHD ve TİHİV.jpg
İHD.jpg
İkince Köxüz sitesinin görünüşü
İkinci Köxüz Sitesi
İlk Köxüz sitesinin görünüşü
İslamda Kayıp Gerçek - Kapak
İttihat et.jpg
Choose an image already existing on the server if you do not upload a new one.
-or-
Upload Image:
Image title:
The title the image will be shown with.
Related Links
Links are stored as part of the
links management feature
. Monitoring and dead link detection are centrally managed from there.
To add more links, just click "Preview" to add another blank row. To remove a link from this article, just blank out its URL field or check the Delete box.
If you blank out the title but leave the URL, then the system will suggest a title for you. The Weight allows you to determine the order in which links are displayed; lower numbers float to the top.
URL
Başlık
Ağırlık
Sil
-5
-4
-3
-2
-1
0
1
2
3
4
5
-5
-4
-3
-2
-1
0
1
2
3
4
5
Günlük iletisi:
Diğer yazarların sizin düşüncelerinizi anlaması için burada yaptığınız eklemelerden veya değişikliklerden bahsedin.
Yazarlık seçenekleri
Yazan:
Misafir
için boş bırakın.
Yazıldığı tarih:
Biçimi:
2010-08-01 11:51:08 +0000
. Zaman olarak gönderme zamanını kullanmak için boş bırakın.
Yayınlama seçenekleri
Yayında
Ana sayfaya yükselt
Listelerin üzerinde kalıcı
Yeni sürüm yarat