Türkiye’deki Anayasa tartışmaları
Türkiye’deki anayasa tartışmalarını daha fazla internetten takip ediyorum. Tabi Türkiye’de yaşamıyorum. Kuzey Kıbrıs’tayım ama 1974 yılından beri Türkiye ile başlayan fiili bağımlılık her türlü şartta kesinlikle bizim de buradaki hayatımızı etkilemekte. Şurası da gerçek; Türkiye’de meydana gelen her türlü değişim gene aynı şekilde ta buralara kadar uzanıp bizi de etki alanı içerisine almakta. Örnek olarak 12 Eylül 1980 darbesinin Kıbrıs’ı etkilemesi gibi. O günlerden sonra 1981 yılında Kıbrıs’taki ilk seçimlerde artık 12 Eylülcüler kendilerini göstererek seçimleri etkilemişler, hatta Türkiye medyasının belli başlı bilinen gazeteleri de Kıbrıs’taki değişim isteyen sol veya sosyal demokrat partilere karşı anti-propaganda yapmaya başlayarak benzerini Türkiye’de gördüğümüz darbeyi Kuzey Kıbrıs’ta da tekrarlamak istemişlerdi. Örneğin bazı partiler içinde bulunan sol fraksiyonlara karşı 12 Eylül darbecileri Türkiye’den getirdikleri dosyaları ile adeta baskı yapmışlar, bazı medya provokatörleri de 12 Eylülcülerin tepkisini çekmek için çeşitli oyunlarla Kıbrıs’ı adeta bir Fatsa gibi göstererek darbe çağrıları yapıp, sol partileri de psikolojik baskı altına almışlardı. Hele hele 1985 yılında 12 Eylül kokan yeni bir anayasa için de ısrarlı olunmuş ve Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası başta olmak üzere bazı örgüt ve partiler “Hayır” kampanyası yaparak anayasanın %70’le evet oyu almasını sağlamışlardı. O dönemlerde CTP başkanı olan rahmetli Özker Özgür’ün ‘Hayır’ şeklindeki KTÖS’le bütünleşen mücadelesi elbette şimdilerde bile anımsanmalıdır.Halkın %30’unun bu kampanyaya “Hayır” demesi elbette Kıbrıs tarihinde onurlu bir olay olarak çoktan yer almıştır.
AKP’nin evet'
AKP’nin Kıbrıs üzerindeki ekonomik politikalarının da son zamanlarda Kıbrıstürk halkından onay almadığı ve şu anda özelleşmemiş birçok kuruluşun özelleştirilerek emekçilerin gelirlerinin düşürülmesi üzerinde oyunların oynanması büyük tepkilere neden olmaktadır. Türkiye’de olduğu gibi yarım politikaları ile çeşitli değişik kültürde gruplara verilecek demokratik haklarda ve Güney Doğu’daki Kürt sorunlarında yetersiz ve etkisiz hatta sık sık geri adım politikaları uygulayan AKP artık kitlelere umut verememekte, politikalarına karşı büyük tepkilerin oluşmasına sebep olmaktadır. Daha fazla yeni bir anayasa ve AB politikaları üzerinde laik orta kesimlerin ve çalışanların desteğini şimdiye kadar üzerinde toplayan AKP yavaş yavaş bu desteğini kaybetmektedir. Elbette CHP ve MHP’nin sürdürdükleri ‘Hayır’ politikaları da eleştirilmeli ve onların siyasal ufuk çizgilerinin soldan farklı olduğunu belirtmeliyiz. Bu iki partinin esas hareket noktasının Türkiye’deki şimdiki sistemin devamı olduğu artık bilinmektedir. Boykot kararı alan ve anayasaya kökten değişim ve tam demokratik bir ülke modelini savunan sol kesimler Güneydoğudaki kesimlerle önemli bir oy yüzdeliği ile boykot kampanyasında bir potansiyel oluştururlarsa, bu Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda da önemli bir adım olacaktır. Nasıl ki 12 Eylül’ün etkisiyle 1985 yılında Kıbrıs’ta anayasa yüzde yetmişlerle geçip de egemen kesimlere istediklerini yapamayacakları konusunda bir mesaj verilmişse , Türkiye’deki anayasaya boykot mesajı da oldukça önemli bir mesaj oluşturabilir. Bunun yanında “Yetmez ama Evet” diyen demokrat kesimler de var. Bunların içinde sol gruplar olduğunu da biliyoruz. Durum ne isterse olsun, anayasanın ve demokrasinin Güneydoğudaki sorunla birlikte tartışılmaya başlanması, Türkiye’de değişim dinamiğinin de hareketlendiğini göstermektedir.
Değişim dinamiği harekete geçerken
AKP hükümetleri 2000’li yılların başlarından itibaren maalesef demokratik adımlarını yarım bırakmışlar ve bilhassa Kürt sorununun çözülmesi konusunda ise oldukça büyük yanlışlar yapmışlardır. AKP açısından sonuç ne isterse olsun, bir kere artık duramayacakları ve geri adım atamayacakları bir döneme girildiği görülmektedir. Yenileşme mesajları verip yenileşmeyen, değişimi durduran AKP bu referandumla kitlelerden gereken yanıtı alacaktır. ‘Evet’ oyu yeterli olsa bile bundan sonra değişim ve demokratikleşme konusunda kitleler tarafından oldukça büyük baskı altına gireceği de anlaşılmaktadır. Sol ise göstereceği kararlı tutumla referandumu değişimin bir dinamiği olarak kullanabilir. Okun yaydan fırladığı ve Türkiye’de büyük bir değişim dinamiğinin demokratikleşme konusunda harekete geçtiği de görülmektedir. Değişimin dinamiği, hak, emek hukuk, adalet, eşitlikçilik , demokratikleşme ve hukuktan yanadır.
Bilhassa ‘Boykot’ mesajı bu değişim dinamiğinin köklü bir reform olması yönünde katalizör olacaktır...
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
