Büyüklere masallar
'Evet'çilerle 'hayırcılar' saç saça baş başa tartışıyorlar. Birisi 'paket demokratik' diyor, öteki 'paket demokratik değil' diye karşılık veriyor.
Benim şaşırdığım husus, solcuların da pakete bakarak, bu paketin demokratik olup olmadığını anlamaya çalışmaları...
Weimar Anayasası Avrupa'nın en demokratik anayasasıydı. Hitler bu anayasada tek bir sözcük bile değiştirmedi, onu yürürlükten de kaldırmadı. Eğer, Hitler, bizim Başbakan gibi, ansızın Weimar Anayasası'nı referanduma götürseydi, siz de birer Alman olsaydınız, 'evet' mi derdiniz, 'hayır' mı? Yoksa, 'Evet' dediiğinizde bunun 'Hitler'e evet', 'hayır' dediğinizde de bunun 'demokratik Weimar anayasasına hayır' demek olduğunu düşünüp, 'bu oyuna gelmem' mi derdiniz? Yani referandum mu, boykot mu?
Köy ağası bakmış ki hoşnutsuzluk büyüyor; önce köylüyü ekip biçtiği topraklardan ve kullandığı suyun başından jandarma zoruyla kovmuş.
Sonra... Köyün orta yerine bir levha asmış: Toprak işleyenin, su kullananın...
Şimdi söyleyin bakalım: Köylü ne yapmalı? Ağanın levhasını mı 'evet, hayır' diye oylamalı, yoksa levhaya bir tekme atıp, ekip biçtikleri topraklara ve kullandıkları su başına el mi koymalı? Yani referandum mu, boykot mu?
Enver, Talat ve Cemal paşalar, cehennemin üçüncü katı civarında, bir yandan nar azabıyla inim inim inlerlerken, bir yandan da sohbet ediyorlarmış:
Talat: Duydunuz mu, Kosova'nın Sırbistan'dan bağımsızlığını Dünya Mahkemesi de onaylamış.
Cemal: Evet, duydum, çağ değişti, artık insanlar kendi kaderini tayin hakkının ayrılma hakkı anlamına da geldiğini çok kolay dile getiriyorlar.
Enver: Çok doğru, bence biz de bu insanlık ilkesini benimseyebiliriz.
Oturup, üçü bir deklarasyon yayınlamışlar: Ermenilerin Türkiye Cumhuriyeti'nden ayrılma hakkını kayıtsız şartsız tanıyoruz.
Sizce cehennemin bilmem kaçıncı katından gelen bu deklarasyonu Hrant Dink'in ailesi ve yakınları ile, dünya Ermenileri nasıl karşılamalı? 'Evet' mi, 'hayır' mı demeli? Yoksa, bütün dünya Ermenileri, Allah babaya bir dilekçe yazıp, bu üç kafadarı cehennemin en dibine göndermesini mi istemeli? Yani referandum mu, boykot mu?
Bildiğiniz gibi TKP ile TİP birleşti ve her iki partinin genel sekreterlerini Türkiye'ye gönderdi. Maksat TBKP'yi legalde kurmaktı. Liberal-Muhafazakar Özal hükümeti onları tutukladı. İki buçuk yıl hapiste tuttu. Sonunda Sovyet Bloku çöktü. Özal komünist partisini yasaklayan 141-142. maddeleri kaldırdı. Komünist partisi kurmak serbest oldu. Gelgelelim, artık kimsede komünist partisini kuracak hal kalmamıştı.
Acaba, Özal'ın 141. Ve 142. maddeleri kaldırması 'demokratik' miydi, yoksa 'anti-demokratik' miydi? Sizin oyunuz ne olurdu? Özal'ın bu maddeleri kaldırmasının demokratik olduğuna 'evet' mi derdiniz, yoksa 'hayır' mı? Ya da, 'git başımdan' diye soruyu soranı kovar mıydınız? Yani referandum mu, boykot mu?
Zengin evsahibi, bir ziyafet vermiş. Ziyafete bir Alevi, bir Sünni ve bir de Hinduyu çağırmış. Yemeğin servis edilmesi çok uzun zaman almış. Misafirler açlıktan ölecek haldelermiş. Nihayet uşaklar yemekleri getirmişler. Lengerler dolusu kızarmış etler, tabaklara tepeleme doldurulmuş. Bir de ne görelim; Alevi'nin önüne tavşan, Sünninin önüne domuz ve Hindunun önüne de sığır eti konmuş.
Şimdi söyleyin, misafirlere 'bu evsahibinin eli bol, gönlü zengin mi, değil mi' diye sorsak, o misafirler bu sorumuza nasıl bir yanıt verirlerdi? 'Evet, eli bol, gönlü zengin' mi derlerdi, yoksa 'hayır, eli bol ve gönlü zengin değil' mi derlerdi? Yoksa hepsi önlerindeki tabakları kaldırıp, evsahibinin başından aşağıya mı dökerlerdi? Yani referandum mu, boykut mu?
Bir gün bir CHP'li, bir AKP'li, bir de BDP'li aynı masada oturuyorlarmış. Sohbet anayasa paketi üzerineymiş. CHP'li, 'bu paket yargı üzerinde sivil vesayet getirecek' diyormuş ve bu cümleyi söylerken, parmağıyla AKP'linin burnuna bir fiske vuruyormuş. AKP'li ise, 'bu paket sivil siyaset üzerindeki vesayete son verecek' diyormuş ve bu cümleyi söylerken, işaret parmağını, baş parmağının içine kıvırıp yerleştirdikten sonra CHP'linin alnının ortasına bir fiske atıyormuş. Fakat dışardan bakanlar, AKP'li ve CHP'linin değil, BDP'linin bas bar bağırdığını, 'vurmayın ulan' diye yerinden fırladığını görüp, 'şu Kürtler amma da cazgır adamlar yahu' diyorlarmış. Oysa, gerçek başkaymış; AKP'li 'evet' diyerek CHP'linin burnuna fiske vururken, CHP'li de 'hayır' diyerek AKP'linin alnına 'tık' diye fiske atarken, her ikisi birden masa altından, ayaklarındaki asker postallarıyla BDP'liyi tekmeliyorlarmış.
Bu durumda siz ne yapardınız? 'AKP CHP'ye göre daha haklı, o nedenle yetmez ama evet' mi derdiniz; yoksa 'CHP, AKP'ye göre daha haklı, o nedenle yetse de yetmese de hayır' mı derdiniz? Yoksa, diz kapağına tekme yiyen Ape Musa'nın masayı devirip, orayı terketmesine destek mi verirdiniz? Yani referandum mu, boykot mu?
Ben ne zamandır yazıyorum. Anlatamıyorum. Belki bu yazıdaki 'Almanın','ağanın', 'ittihatçının', 'TKP'linin','zengin adamın' ve 'üç tarz-ı siyaset'in öyküleri, anlamayan kafalar için bir anlam ifade eder.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
