Komünistlerin Çağ Dışı Takıntıları

Çağımız Kapitalizm den Komünizme Geçiş Çağıdır.Komünist manifesto ile dillenen süreç, yani bu belirleme, birbirlerinden farklı zaman dilimlerin de farklı fotoğraflara eşlik etmiştir. Manifstodan bu yana köprunun altından çok sular aktı. Ancak o gün bu gündür bu belirleme günceldir. Geçmiş zaman dilimlerine, göre bu belirlemeyi çok daha doğrulayan, günümüz dünyasının fotoğrafı, ne yazık ki bu belirlemeyi gözümüze sokamıyor. Fotoğraf günahsız. O sadece objektif. Günahkâr olan özne. Günümüz de fotoğrafı dillendirmeyen ve bu belirlemeyi, fotoğrafın içeriğinde göremeyen komünistler, çağ dışı siyasi içeriklerle iştigal etmektedirler.

Önce SBKP, şimdi ise ÇKP günah keçisi. Hemen hemen dünyanın her ülkesinde komünist partileri var. Özellikle Avrupa ve Amerikan komünist partileri, devrim çağrılarından çok uzakta ikame etmektedirler. ÇKP kapitalizmle uyumlu bir konuma gelmişte, diğerleri uyumlu değilmi? Tüm komünist partileri, krizin faturasını işçi sınıfına ödetmemek için seferber olmuşlar. Demek ki kriz olmasa imiş bu beyefendilerin sistemle ilgili bir sorunları yokmuş. Demek istedikleri; bize dokunmayan yılan, bin yıl yaşasın. Yani komünizme geçişi, devrimi unutmuşlar. Krizin analizini yapmaktan bile acizler.

Ne oldu da komünist partiler, kapitalizmle uyumlu hale geldiler? Aslında problem senaryoda, komünist partilerinin senaryosu, sosyalizm üzerine hazırlanmış. Sosyalizm ise farklı şekillerde anlaşılmış olmakla beraber. Ağırlıklı olarak, kapitalizmin alternatifi bir sistem olarak algılanmıştır. Geçmiş zaman dilimleri içinde sosyalizmi, bir sistem ( tarihsel bir formasyon) olarak algılamak, yanlış bir algı idi. Sosyalizm: dünya devrimine doğru ilerleyen, dünya kapitalizmi ile sürekli kavga halli, organik ve geçici bir toplum olarak anlaşılmalı idi.

Komünizme geçişin öznesi, henüz kendisini tarih sahnesine atmış değil. Dünya ekonomisinin ve üretim biçiminin bu gün içinde bulunduğu evre, üst yapılarda değişimlere neden olmuştur. Bu ekonomi ve üretim biçimi, devletleri ayakta tutacak nesnel zemin koşullarına sahip değildir. O nedenle devletler, öznel ve iradi gayretler sonucu ayakta kalabilmektedir. Bu yeni durumu çözümleyemeyen ve komünizmin öznesi sayılacak komünist partiler, kendilerini yeni duruma uyarlayamadılar.

Yeni durum için, yeni biçim ve yeni senaryo gereklidir. Komünist partiler iktidar olma ve devlet olma kurgusunu terk etmelidir. Komünist partiler eski örgütlenme biçimini terk etmeli, yani kendilerini tasfiye etmelidir. Parti iktidar aracıdır. Parti yerine, komünist birlikler biçiminde örgütlenmelidir. Nesnel zemin, parti örgütlenmesine yardım etmiyor. Nesnel zemin yardım etmiş olsa, enternasyonali bile örgütleyecek irade mevcuttur. Realite şudur. Komünist partiler çağdışı, yeni parti örgütleme girişimleri çağdışı ve faaliyet alanları çağ dışıdır.

Türkiye üzerinden konuşalım. Çağdaş olan, yalnızca komünizme doğru ilerleyiştir. Çağ dışı faaliyet niteliği taşıyan üç fenomen, komünistleri ardına sürüklemiştir. 1-türk ve kürt ulusalcılığı. 2- Alevi hareketi. 3- Sendikal mücadele. Bu üç fenomen komünistlerin beynini esir almış durumda.

1-Kürt ulusal hareketi: Ezilen ulusun kurtuluşu adı altında gerçekte devletin (biçimlenme konusunda ) yeni yönelimini destekleyen, bir çizgi izlemektedir. Örneğin, devletin özerk bölgelerle yönetilmesi önerisi, yönetim külfetinin yerel yönetimlere devredilmesidir. Eyaletler önerisi ilk önce Kenan Evren’den, sonra da Osman Baydemir’den gelmiştir. Gerçekte ezilen ulusun mücadelesi, ulusal pazar içindir.Yaşanılan dünyada, ulusal pazar diye bir pazar yok. Zaten devletlerin ulusal takıntıları da tarih olmuştur.

İkincisi ise türk ulusalcılığı, Atatürkçülük adı altında, anti emperyalist mücadele verildiğini sanmaktadır. Emperyalizmin sömürgeciliği aynı zamanda geliştiricidir. Şimdi sömürge olabilmek için can atan, sayısız ülke var. Ancak bunu realize edecek bir ülke yok. İzlanda satılığa çıktı. Emperyalizm sermaye ihracıdır. Şu an tam tersi, emperyalist olarak adlandırılan ülkeler dahil, her ülke kendi ülkesine sermaye akması için politika geliştirmektedir. Buna ABD ve Avrupa dahildir.

2- Alevi dinamiği dedikleri, feodal komünizm. Kapitalizmin, eridiği bir çağda feodal komünistler ne kadar etkili olabilirler. Ne söyleyerek toplumu hareketlendirebilirler. “Bilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” Bunu mu söyleyecekler? Kapitalizm de aynı şeyi söyledi. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” dedi. Aleviliğin toplumsal yaşam kurgusu, kapitalizmin teknolojik gelişiminin çok gerisinde. Bu kurguyla kapitalizmi eleştiremezler. Kendilerini güncellemeleri gerekir. Yani dinamik olabilmeleri için, kapitalizm döneminin, komünisti olmaları gerekir. Özleri komünisttir. Ancak kapitalizm de özleriyle hareket etmeleri, olanaklı değildir. Özleriyle hareket edemedikleri için, şekil olarak kalmayı sürdürebilmektedirler. Özlerini yitirmiş topluluklar, dinamik olmak bir yana, ayak bağı olurlar. Komünistler alevilikten, dinamizmi içeren beklenti bir yana, çağdışı oldukları gerçeğini vurgulamalıdır.

3- Sendikal mücadele, çağ dışı bir mücadele şeklidir; diyoruz. Neden? Sendikalar, işçilerin sigortasıdır. Sendikalar, kapitalistlerin işçileri asgari geçim koşullarının altında çalıştırmasını önlemek için, toplumsal yaşamda var olmalıdır. Sendikalarla ilgili bu yaklaşım, kapitalizmin ilk gelişme dönemlerine aittir. Sendikalar, emperyalizm sürecinde ise uzlaştırma örgütleri olarak işlevselleşmişlerdir. Günümüzde durum çok farklı. Siyaset, ekonomik işleyiş üzerinden biçimlenir. Dünyasal boyutta gelişen ekonomik devrim neticesinde, devletler afallamıştır. Ekonomiyi besleyemez durumuna gelen artı değer miktarlarında ki eksilmeler, ekonomiyi tasfiyeye doğru evirmiştir. Ekonominin yok oluşu, devletlerin yok oluşunu getirecektir. Buna seyirci kalamayan devletler, ekonomiyi yaşatabilmek için müdahil olmuşlardır. Dediklerimizi açacak olursak, önceleri ekonomi devleti yaşatırdı, şimdi ise devletler ekonomiyi yaşatmaya çalışıyor. Olacak şey değil. Ancak geçici bir süre olur.

Sendikalar ekonomik örgütlenmelerdir. O nedenle ekonominin çıkarlarını kollamak durumunda. Yani devletin müdahalesine destek olmak zorundadır. Sendikaların bundan böyle faaliyeti, işçi cennahında ekonominin aksıyan yönlerini devlete göstermektir. Bu bağlamda devletle koordineli çalışmak zorundadır. Sendikalar kimi ülkelerde işçi sayısında ki erimeleri önleyebilmek için devlet desteğini temin etmektedir. Geçtiğimiz yıl Almanya’da 1.150 000 işçiyi devlet finanse etmiştir. ABD ‘de General motoru kurtarmak için devletle masaya oturanlar arasında sendikalar da vardı. Sendikalar kimi ülkelerde işçilerin köleleştirilmesine onay vermektedir. O ülkelerin sendikaları şunu iyi biliyor. İşçiler köle gibi çalıştırılmaz ise ekonomi çöker. Dolayısıyla kendileri ve devlette yok olur.

Ekonomi öylesine zorlama ile ayakta ki Uzak Asya’da yeniden köleciliğe dönüş, ekonominin gereği ise batı da da işçilerin devlet tarafından finansmanı da o şekilde ekonominin çıkarları gereğidir. O devletlerin kötü, bu devletlerin ise iyi olduğu için bunlar yapılmıyor. Ekonominin çıkarları gereği oluyor. Sendikaların yapabileceğı çok bir şey yok. Çin’de ortalama 135.000 000 işçi ile üretilen ihracaat mal miktarı, Almanya’da 8.000 000 işçi ile gerçekleşmektedir. Çin işçileri, Alman işçilerine kıyasla düpedüz köle. Ancak sendikalar şunun bilincinde işçiler köle gibi çalıştırılmazsa o ihracaat ta olmaz. O ekonomide çöker. O nedenle geçmişin serbest pazarlık dönemleri tarih olmuştur. Sendikaların yapabileceği tek şey, ekonomilerin arızalarını işçi cennahından dillendirmek.

Geçmiş dönemler de devindirici olan fenomenler, günümüz de ekonomilerden, dolayısıyla devletlerden bağımsız olamazlar. Ekonomiler ve devletler bu gün çağdışılığı ve barbarlığı beslemekten öte işlevsel değildir. Cumhuriyet için bayrak mitinglerine katılanlar. Demokratik açılım için devletle görüşenler, ekonomi için Tüsiad ile görüşenler, 1 mayıs için vali ile görüşen sendikalar siz barbarlığınıza devam edin demektedirler. Devletler çağ dışıdır. Devletle görüşen de ondan beklenti içinde olan da çağdışıdır. Çağdaş olan komünizmdir. Devlete yakın olan, bize uzak olsun.