Referandum ve halka güvenmek...

Halka güvenin; halka gitmekten, ona sormaktan korkmayın.

Halk demokrasiyi ister, ileriyi ister; bu onun çıkarınadır.

Derler...

İnanmayın, doğru değil bu.

Eskiden solun çocuksu söylemi olan bu tarzı son zamanlarda liberal demokratların ve bazı sosyalistlerin referandum vesilesiyle sıkça kullandığına tanık oluyoruz. Referandum adeta demokrasinin olabilecek en güvenli tarzıymış gibi bir yaklaşım, belli çevrelerde genel kabul görür durumda.

Referandum demokrasinin ileri bir tarzı ise 12 Eylül Anayasası da, 61 Anayasası da referanduma sunulmadı mı ki?

Demokratik olmayan siyasal rejimlerin kendi meşruluklarını kabullendirmenin belki de tek aracı referandumdur. Diktatörler, devlet başkanlıklarını; otoriter siyasal rejimler baskılarının meşruluğunu çoğu kez referandum ile sağlamaya çalışırlar.

Seçimlerden kaçan çoğu otoriter siyasal rejimlerin referandumlara başvurduğuna tanık oluruz.

Referandum madem ki bu kadar demokrasinin ayrılmaz parçası, neden anti demokratik rejimler de buna sıkça başvurur ki?

Bugün referanduma gidilmesinin de temel nedeni, 12 Eylül rejiminin anayasal düzlemde kendini parlamentoya karşı bir tür koruma mekanizması değil midir?

Türkiye'deki anti demokratik siyasal yapının, değişime karşı direnç mekanizmasıdır referandum. Yasal değişikliklerin zorlaştırılması aracıdır.

Parlamentoda çoğunluğu sağladığı halde, bu anti demokratik yapıda kendine yer açacak bir değişiklik için bile siyasal rejim, yeni sermayenin önüne referandum engelini dikiyor.

Referandum iki demokratik seçenek arasında yapılırsa olumludur. Eğer seçeneklerden en az biri gerici, ırkçı, cinsiyetçi ise bu referandum olumlanacak bir tarz değildir.

Hiçbir sosyalist böyle bir referandumu, 'halka sormak' üzerinden aklayamaz. Bizim olumlayacağımız seçeneklerimiz içinde demokratik olmayan bir seçeneğin halka sorulması diye bir yöntem yoktur. Eğer önümüze böyle bir durum geldiğinde, referandumu 'halka inanmak', 'halka sormak', 'halktan kaçmamak' gibi basmakalıp sözler üzerinden göklere çıkarmayız.

Efendim 'halka güvenmiyor musun' denir.

Evet güvenmiyorum. Türklük temelinde hareket eden partileri seçip parlamentoya gönderen bu halka güvenmem. Demokrasi mücadelesi içinde örgütlenmiş bir halka güvenirim ben. Ve demokrasi mücadelesi içinde örgütlü bir halkın önüne ise, biri gerici diğeri daha az gerici veya demokratik iki seçenek koyulamaz. Sosyalistlerin görevi halk ne derse güzel eyler deyip referandum tarzını göklere çıkarmak yerine, işçilerin, emekçilerin, yoksulların demokrasi mücadelesi içinde örgütlü hale gelmeleri için çalışmaktır. Ve egemen ırk, dil, din, cins imtiyazlılığını kullandıkları sürece bu halka güvenmemektir.

Gerici, ırkçı, cinsiyetçi bir seçeneğin önlerine getirilmesine izin vermeyecek bir halka güvenin.

Bırakın liberal demokratlara kalsın halkçılık edebiyatı; bırakın referandumu 'halkın görüşlerine başvurmak', 'halka gitmek' diyerek göklere çıkarsınlar ve bir kutsal hale yerleştirsinler başına.

Referandum, eğer liberal demokratların yaptığı gibi demokrasinin temel bir yöntemi olarak algılanmaya başlarsa, Türk halkının hiç de hayır demeyeceği ırkçı, cinsiyetçi, gerici seçenekleri referandumlarla meşrulaştırmanın nesneleri haline gelmemiz olasılık dışı değildir.

Gerici seçenekli referandumlara, demokratik rejimlerin bile başvurduğunu görüyoruz. Özellikle cins, din, ırk konuları gündeme geldiğinde demokratik batı toplumlarının bile önlerine referandum ile gerici seçenek sunuluyor.

İsviçre'de minare yasağı referandumu, ABD'nin San Francisco eyaletinde eşcinsel evliliği yasağının referanduma sunulması ve yüzde elli iki ile kabul edilmesi gibi. İsviçre halkına da güvenmezdim, San Francisco halkına da. Bu referandumların Türkiye'de yapılması halinde, (mesela kilise açma yasağı gibi) 12 Eylül Anayasası'nın yüzde doksanbirlik kabul oy oranını aratacak bir evet ile geçeceğini söylemek hiç de gerçek dışı değil. 'Türk' halkına da onun için güvenmiyorum.

Referandum demokrasiyi geliştirmenin, ilerletmenin yolu ve aracı değildir.

Evet, böylesi bir referandum (ve bazen seçim) istencimiz dışında önümüze gelebilir. Hatta bazı durumlarda 'katil' yerine 'hırsızı' seçmek zorunda bile kalabiliriz, Fransız sosyalistleri gibi. Ama hiçbir zaman referandumu demokrasiyi ilerleten bir araçmış gibi lanse etmeyiz; böylesi bir referandumu olumlamayız. İki seçeneğinden en az biri gerici, ırkçı, cinsiyetçi olan hiçbir referandumun yapılmasını önermeyiz.

Bunu liberal demokratlara, muhafazakarlara, milliyetçilere bırakın. Onlar halk için yaptıkları övgülerde, gerçekte iktidara olan güvenlerini dile getirirler.

Biz demokrasi mücadelesinde, gerici seçenekli referandumlarla yürümeye çalışan iktidarlara değil (çünkü bunlar 'halka güvenme' adına, faşizmin de önünü bu tarz ile açarlar); demokratik programlı, demokratik eylemli, örgütlü halka güveniriz.

Tayfun ŞEN
tyfnsen@yahoo.com