Demokratik ayıklama ve DTK (1)

Kürt sorunu elbette bir 'Anayasa sorunu'dur. Ancak tümü değildir. Demokratik anayasa Kürt sorununun çözümünde 'hukuksal devrim' anlamına gelir ve önemli ilerlemeler sağlar. Ancak sorunun bütününü çözmez. Çözüm için yasal ve anayasal şartları oluşturur.

Çözüm, çok daha farklı bir olaydır ve kesinlikle bir toplum çalışmasını gerektirir. Böyle bir çalışma olmaksızın, bir üst yapı kurumu olan siyasette belli adımlar atılsa da, taraflar arasında mutabakat sağlansa da toplumda kültürel olarak gömülü olan ve için için işleyen çelişkiler çözümü engeller.

* * *

Şunu anlatmaya çalışıyorum. Çözüm önünde sadece bir anayasa engeli yoktur. Tek engel 12 Eylül Anayasası değildir. Anayasayı da aşan özel yasalar, örneğin kanun hükmünde kararnameler, genelgeler; bunlara binaen geliştirilen ve toplumsal kültür haline gelen uygulamalar vardır.

Osmanlı'da olduğu gibi Cumhuriyet döneminde de Kürtler bir dizi özel kanunla yönetilmiş, özellikle tedip ve tenkil harek‰tlarında bu durum özel idareye dönüşmüştür.

İskân Kanunu'ndan yakın tarihin OHAL yasalarına uzanan kararlar ve uygulamalar dizisinde Kürtler ve Kürt sorunu genel hayattan ve sosyolojik ilişkilerinden dışlandığı gibi, genel idarenin dışına alınarak özel yasalarla yönetilmeye başlanmıştır.

Bu yasaların birçoğu 'özel birimler'le sınırlandırılmış, 'çok gizli' ibarelerle genel idareye kapalı tutulmuştur. Örneğin 1935 yılında dönemin Başbakan'ı olarak İnönü'nün hazırladığı 'Tedip ve Tenkil Planı'nda şu ibare yer almıştır.

'Bu tasavvurları İcra Vekilleri ve Genelkurmay Başkanı İlbay (Vali) ve iki Genel Enspektör ve 3 ordu müfettişi şahsen bileceklerdir. Maiyet memurları bilmeyeceklerdir.'

Yakın tarih OHAL kanunları için de aynı durum geçerlidir. Ve bu kanunlar (uygulamalar) Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki birçok il yıllarca OHAL şartlarıyla yönetilirken Bakanlar Kurulu'nca onlarca yıl hem yargı denetiminin dışında tutulmuş hem de Meclis gündemine getirilmemiştir.

Kürt bölgeleri genel idarenin, hukukun ve Anayasal güvencenin dışında Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile yönetilmiştir.

'KHK çıkarılmış, olağan yasaların yerine bölge sansür-sürgün kararnameleri (SS) olarak da anılan bu KHK'lerle yönetilmişti. OHAL kararnamelerinin uygulanması sonucu binlerce hak ihlali yaşanmasına karşın, kararnameler Meclis gündemine de yargı denetimine de getirilememişti.'

Zamanın OHAL valilerine 'sömürge valisi' tanımlaması yapılması da bu hakikate bağlı yapılmış, tüm bu durumlar Türk toplumundaki milliyetçiliği ve Kürt karşıtlığını derinleştirmiştir.

Aşağıya alacağım 'Cumhuriyet Dönemi Dersim Raporları'ndan kısa bir bölüm bile bu karşıtlık duygusunun nasıl özenle oluşturulduğunu görmek bakımından hayli dikkat çekicidir.

'...Ağalar uzak vilayetlere nakledilsin. Dersimliler Elaziz ve Malatya'da isk‰n edilsin, ticaretleri men edilsin, aç kalacak halk zamanla ilticaya mecbur edilsin, dağ köyleri yıkılsın, ahalisi ovaya taşınsın, Dersim'e koloni yönetimi kurulsun. Dersim ağaları Kazakların kaldığı adalara götürülsün, reisler, aileleri, akrabaları, reis olmak iddiasında olanlar ve şimali Dersim halkı garba nakledilsin, 3470 kişi batıya sürgün edilsin. Dersimlilerin Erzincan'da çalışması engellensin, her yıl 3 bin kişi batıya taşınsın, nüfuz sahibi derebeyleri iç vatana nakledilsin...'

* * *

Şunu anlatmaya çalışıyorum:

Özellikle '90'lı yıllarda geliştirilen KHK'ler ve genelgeler, benzer içeriktedir ve Kürtlere dönük ayrı bir idarenin varlığını gösterir.

Türk toplumundaki milliyetçiliği ve Kürt karşıtlığını besleyen de Türk halkının doğal ve kendiliğinden duyguları değil, bu 'tedip ve tenkil' metinleridir.

Mevcut Cumhuriyet'ten, Anayasa'dan, hukuktan, siyasal idareden başka bir 'Cumhuriyet', başka bir 'Anayasa' , başka bir 'idare'dir bu...

Kürt sorunu da, sorunun demokratik barışçıl çözümü de bu 'başka idare'nin açığa çıkarılmasıyla gelişebilir.

Böyle bir açığa çıkarmaya, demokratik ayıklamaya ihtiyaç var ve bu ihtiyaç en az demokratik Anayasa ihtiyacı kadar elzemdir, önceliklidir...

Burada da Demokratik Toplum Kongresi (DTK)'nin önemi ortaya çıkar...

Devam edeceğim...

Delil KARAKOÇAN
delil-karakocan@hotmail.com

sayın delil karakoçan

sayın delil karakoçan..
yazınıza teşekkürler..
önemli bir noktaya değiniyorsunuz.. kürt ulusal sorunu ve kürdistan coğrafyasının yaşadıkları ve son durumu ile ilgili.., genel toplumsal algıdan-işleyişinden bahsetmiş ve bunu doğru olarak da.., siyasal sistem işleyişlerine bağlamışsınız..

ek olarak da.., siyasal sistem işleyişi çerçevesindeki çözümlerin değişimlerin.. genel toplumsal algıları ve bu algılar temelindeki işleyişleri düzeltme-düzenleme ve çözümcü sürece sokma anlamındaki önemine vurgu yapmışsınız..

genel toplumsal algı..;
1- öncelikle yaşadıkları temelinde bakarsak kürtler açısından nasıl algılanacağı malümdür.. buna karşın kürt halkından gelen birlikte barışcıl-eşit-özgür yaşama inadı dikkate alınmıyor..
2- sistemin işleyişi ve bizzat yönetimi içersinde gelişen.., yoplumsal şöven-ırkçı algı ve yönelimlerin kürtlerin bu olumlu yaklaşımlarına karşın.., "genel" toplum tarafından.., dikkate alınmaması da analiz gerektiriyor..
3- genel toplumsal yapının manüple edilmesi ve kullanılmasının bir çok gerekçesi bulunur ve anlaşılır açıklamalar yapılır..
ama.., kendini sosyalist-demokrat olarak tanımlayan toplumsal yapılaşmaların(aydın-grup-parti-örgüt) bu gerçeklikleri algılayamaması ise çok özel ve tek tek ele alınmalıdır..

genel toplumsal yapı işleyişleri içinde.., korku.. çıkar vs. gibi nedenlerle sisteme uygun yönelimler anlaşılırdır..
ama sosyalist-demokrat olarak tanımlananların ki ise anlaşılır olamaz.. bu noktada kesin olarak deşifre edici ve net bir duruş sergilenmelidir..

toplumun kara vicdanı ve tanrısı sistem ise..,
toplumun vicdanı ve prometus'uda sosyalistler-demokratlardır..

buradaki "kararma" çok önemlidir.. bir kanser gibidir.. ve yayılır..
dersim örneğinizdeki "yaşatılanlar" çarpıcıdır.., ama aynı zamanda dersimde var olan.. sistem yanlısı işleyiş yaratımı da bir o kadar çarpıcıdır ve "yaratanlar" da sistemden çok sosyalist' ve demokrat!lardır..

DTK..;
ilk açıklamaları anlamında.., bence eksik ve önemli ölçüde aaflı içerik taşımaktadır..

kendimce değinmek isterim..

1- DTK.., t.c. sınırları içinde geneli(kürtlerin dışındakileri) kapsayan bir yapı değildir.. kürdistan coğrafyasını ve bu coğrafya dışındaki(diaspora) kürtleri de içeren bir yapılaşmadır.. türkiye içindeki varlığı-işlevsellikleri ve açıklamalarının türkiye sistemi ile ilişkin olması onun bu genel içeriğini unutturmamalıdır.. saptırmamalıdır.. yada türkiye ayağının bir somutlaşma ifadesidir de diyebiliriz.. çünkü.., DTK ..; duruşu ve açıklamaları ile genel anlamdaki işleyişleri de ifade etmektedir.. yani ırak-suriye-iran sistemlerine de sesleniyor.. yada örnek sunuyor diyeyim..
bu aşamada türkiye ile sınırlı işlevsellikleri olabilir ama parçalı kürdistan gerçekliğinden dolayı ve de siyasi-coğrafi anlamda da bu sorunun parçalarla bağlantılı olmasından dolayı da.., türkiye ile sınırlı işlevsellikleri kaçınılmaz olarak da diğer parça sistemleri ile ilişkilenmesini zorunlu kılıyor..

2- DTK..; yaşanan sorunda "bi-taraf" değil.., kesinlikle "bir" tarafdır.. kürt halkının bir temsil organıdır.. bu anlamda çatışmaların(yada savaşın) durması anlamındaki önermelerinde ve ya telebinde.., sadece sisteme seslenmelidir.. pkk ile ilgili ise bu ayrı bir seslenme biçimi yani önerme ve talep biçimi içerir..
her iki tarafa sesleniş tarzı yanlış bir duruştur.. bunu başka toplumsal yapılarla ortak yapılan açıklamalarda yer alarak işleyebilir..
ve bu anlamda da çalışmaları olması gerekir..

3- DTK.., kürt halkı nezdinde muhataplık içerir.. ama kürt halkının muhatap alınması noktasında ise.., farklı kurumları da vardır..
pkk bu anlamdadır.. bdp bu anlamdadır.. kck bu anlamdadır..
ve en önemlisi sayın öcalan bu anlamdadır..
muhataplık biçimleri vs. noktasında gelişmeleri süreç belirler ama bunlardan bir tanesini yok saymak kürt halkını yok saymaya devam etmekle özdeştir..
kürt halkı içinden.., başka alternatif "muhataplık"lar olabilir.. yada iddialar da olabilir.. "tercih" etme mantığıyla yaklaşmak.., kürt halkını bölmektir.. DTK bu anlamda da bir çatı işlevinde olmalıdır.. ve olmak için açıktır.. girmeyenler bu noktada "bir"" "taraf" oluyor..

sayın karakoçan..
bu bilinmesi gerekilen şeyleri tekrarlamış oluyorum(belkide ben de yanlış biliyorum)
ama emin olduğum bir şey var ki..;

bu topraklarda (bazı)sosyalistler-demokratlar.. kürtçe bilmiyor.. bu yüzden kürtleri bir türlü anlamıyor!!

neyseki kürtler türkçe biliyor ve kendilerini türkçe anlatıyorlar..
ama..,

bu seferde.., (bazı)sosyalistler-demokratlar.. kürtlerin bu türkçe kendilerini anlatmasını kürtçe sanıp yine anlamamakta ısrar ediyor..

bu anlamda bu noktanın da açığa çıkartılması gerektiğini düşünüyorum..

**((((Mevcut Cumhuriyet'ten, Anayasa'dan, hukuktan, siyasal idareden başka bir 'Cumhuriyet', başka bir 'Anayasa' , başka bir 'idare'dir bu...)))

((Kürt sorunu da, sorunun demokratik barışçıl çözümü de bu 'başka idare'nin açığa çıkarılmasıyla gelişebilir.

Böyle bir açığa çıkarmaya, demokratik ayıklamaya ihtiyaç var ve bu ihtiyaç en az demokratik Anayasa ihtiyacı kadar elzemdir, önceliklidir...

Burada da Demokratik Toplum Kongresi (DTK)'nin önemi ortaya çıkar...))

**.., işaretli bölüm.. çok önemlidir.. ama bu ülkenin.., hatta diğer bölge ülkelerinin(ulus-devletler).., nasıl kurulduğunu ve neyin üzerinde-sırtında kurulup yaşatıldığını.. nlamayan-çözümlemeyen.. asla kürtçeyi öğrenemez. kürtlerin türkçesini de.., kürtçe olarak algılamaya devam eder..

((Devam edeceğim...)))
diyorsunuz ... bu noktalara da açıklık getirmenizi rica edeceğim..

asıl olarak..,
şövenizm.., "sol" içersinde etkindir ve buradan işlenir.. bu aşılmadan toplumsal anlamdaki şövenizm aşılamaz..

suat