Dostlar bazen bana sorar

1971 darbesinden sonra izini kaybettiğim Sarkis Usta'yı 1991 yılında Özgür Gündem Gazetesi sayesinde buldum. Dile kolay 20 yıl geçmişti aradan. Gündem'in kurumsal oluşumuna en büyük katkıyı sunanlardan biri olan sevgili Abdullah, Sarkis Usta'nın gazeteyi sık sık ziyeret ettiğini söyleyince, 'aman, beni ona götür' dedim.

Bizi '60'lı yıllarda ağırladığı, darbe günlerinde kol kanat gerdiği Kumkapı'daki ev çoktan yıkılıp tarih olmuştu.

Ve Gündem'e kendimi çok borçlu hissetmiştim, beni Ustamla yeniden buluşturduğu için.

Yaklaşık son 20 yılda bağlantımız hiç kesilmedi.

Geçen pazar, dostum, ağabeyim, ustam Sarkis Çerkezyan'ı ölümünün 1. yıl dönümünde mezarı başında andık diğer dostlarla birlikte. Biz, büyük bir aileydik onun mezarının başında.

Önce komşu mezarlıkta, Eski Kozlu'da biricik Ayşe'yi ziyaret ettim. Geçenlerde İpek Çalışlar'ın 'Halide'sini okurken, onun cenazesinin de Merkez Efendi'den kalktığını öğrendim.

Halide'nin ana bir ablası Bedirhanlardandı. Ve Halide'ye, 1918'de 'Kürdistan'ı kurmak için çaba harcadığını' söylemiş, o da 'Ben de Türkiye'nin kuruluşu için çaba harcayacağım' demişti. Ayşe için son bir umut Paris'te koştururken okumuştum 'Mor Salkımlı Ev'i. Ayşe de Zaven Biberyan'ın 'Babam Aşkale'ye Gitmedi'sini okuyordu.

15 Ağustos'tu. Kimselerin vakti yoktu ve Ayşe ile son bir sohbet olanağını ilelebet kaçıracaklardı. Elbette o da mutlu olacaktı son bir sohbet ile. Ama olmadı.

Merkez Efendi'den Kürt kadınların Ayşe'yi omuzlayıp son istirahatgahına taşımasını anımsadım sonra.

Eski Kozlu'nun arka bahçesinden çıktıktan sonra komşu Süryani Mezarlığı'na selam edip Balıklı Rum Mezarlığı ile Ayazması'nın yanından geçtim, Grek harfleri ile Karaman Türkçesi mezar taşlarını heceleyerek.

Sonra Balıklı Ermeni Mezarlığı'na ulaştım...

Hrant kardeşimin anıt mezarında onunla biraz sohbet ettikten sonra, 24'ünde ince hastalıktan ölen Bedros Turyan'ı da yadedip Hürriyet Anıtı'ndan yukarı doğru kıvrılıyoruz.

1895-1908 Hürriyet şehitleri yanında, 1916 yılı 16 Haziranı'nda Beyazıd Meydanı'nda asılan Ermeni sosyalistlerine de selam ediyoruz.

Önce biraz yukarıdaki Sarkis Usta gibi Belge dostu olan, bizi her zaman ziyaretleri ile onurlandıran, sevgi ve umut aşılayan Kirkor Kolukısa'yla söyleşiyoruz, mezarlıkta ayva toplayışını yeniden yaşayarak.

Kirkor abi için bütün kadınlar kutsal yaratıklardı. Annesini her hafta mutlaka ziyaret ederdi. Ondan önce de Ayşe'ye uğramayı itiyat edinmişti.

'90'lı yıllarda o korku cumhuriyetinde iki yaşlı bilge, Belge'nin belalı kitaplarının gönüllü dağıtımcılığını üstlenmişti. Bize gelmeye çekinen çevrelerindeki insanlar için.

Ve sonra daha yukarda duvara doğru konumlanan Manuel Demir'e el ediyoruz. Diğer yoldaşlarını da anımsayarak

Mezarlıklarımız Topkapı Surları'nın dışında, hâlâ yan yana, hâlâ komşu.

Komşuluk geleneğinin hiç olmazsa mezarlıklarda devam ettiği ender yerlerden biri burası...

Sarkis Ustanın oğlu Lazaros Çerkezyan, ne anlamlı sözler ediyor, bize babası gibi umut aşılıyor: 'Baba, bak oğullarınla, torunlarınla, yeğenlerinle, gelinlerinle ve yoldaşlarınla beraber bir yılın sonunda yine huzurundayız. Baba, hep dediğin gibi hayat devam ediyor. İnadına da olsa güzel günler hızla yaklaşıyor' diyor.

Aynı zamanda bir ozandı Sarkis Ahparik, iki dilde şiirler yazdığı gibi, ana dilindan Türkçeye şiirler de tercüme ederdi. Stalin'in muhbirlerinin kurbanı olan Karslı Yeğişe Çarerets'in, -ki Mayakovski'nin en iyi öğrencilerinden, 'Ermenilerin Nazım'ı' diye anılırdı- 'İstanbul şiirini, o kendinden emin sesi ile okuyuşu h‰l‰ kulaklarımda...

Ve bir yandan da Sarkis Usta'nın bir şiiri geçiyordu belleğimden:

Dostlar bazen bana sorar
Nasıl yaşarsın kalbinle
Ümitsiz kalplere ümit vererek
Zira yoksul ve aç sensin çok kereler

Dolaşırken sokaklarında şehrin
Sefalete ve yoksulluğa karşı devamlı
Sayısız şikayetleri gözlerinde
Görerekten topluyorum kalbimde

Ben onlarınkini benimkine katarak
Nefretimin zehriyle yoğurup
Benim gibi damarlarımda dolaşan
Acı bir aşıya çeviriyorum

Sarkis Usta sen hep bizimleydin Kumkapı'da, Yenikapı'da, Zetinburnu'nda... Bu kalpler seni unutmaz.