Devrimci Komünistler Referandumun Neresin de Duruyor?
n/a DEVRİMCİ KOMÜNİSTLER REFERANDUMUN NERESİNDE DURUYOR?
’’Devrimci Komünistler referandumun’’ neresinde duruyor? Benim için, önemli olan soru burasıdır.
Türk militer devletinin partilerin nerde durduğu? Veya AKP hükümeti’nin nerde durduğu değil? Sözüm ona;Türk militer devletinin partileri Kemalist CHP veya şoven, faşist MHP’nin nerde durduğu hiç önemli değil?
Bana göre emekçi sınıfların çıkarları doğrultusunda;Marksist, Komünist hareketin nerde durduğu önemlidir.
Yoksa burjuvazinin gündemi doğrultusunda Anayasa referandumuna utangaç bir biçimde ’’EVET’’ veya ’’ HAYIR’’ demenin bir anlamı yoktur.
Devrimci ve Komünistlerin bakış açısıda bu anlamda önemlidir. Emekçi sınıfları savunmak da, burda kendini ifade etmesidir. Marksist Komünist hareketlerin tavrının emekçi sınıflara yol gösterici olmalıdır.
Yoksa düzen içi burjuva görüşlerlerin peşine takılarak ’’Evet’’ veya ’’Hayır’’ demenin ne anlamı olabilir.
Bana göre bu kolaycılıktır; bu ne demek biliyormusun? Marksist –Komünistlerin görüşü yok demektir.
Oysa; Marksist –Komünist hareketler emekçi sınıfların öncüsü ve bir anlamda kurtarıcısı olduğunu iddia etmektedir.
O halde; hala Marksizme, sınıf mücadelesine ve sosyalist mücadeleye, devrime inancımız hala devam ediyorsa? Biz devrimci-komünist hareketin önemli görevleri sırtlarında kambur gibi durmaktadır.
Bu kamburdan kurtulma da Marksist-Komünist hareketlere düşmektedir. Emekçi sınıflara yakın durmanın yoluda ona inandırıcı yoluda, komünist politikanın, burjuvaziden bağımsız politikalarla ayrıldığını göstermek olmalıdır.
Yoksa;bugün kü gibi anayasa referandumda kendisini;hem Kürt ve Komünist olarak görerek!
AKP’nin hazırladığı 12 Eylül Anayasasını aratmayacak ve AKP’nin kendini kurtarma Anayasasına evet demek devrimci hareketlerin görevi değildir. 12 eylül Faşist diktaörlüğüne karşıymış gibi! Görerek kör gözle bakarak emekçi sınıflara Devrimci –komünistlerin görüşü olarak utangaç biçimde ’’EVET’’ olarak sunmak ve desteklemek doğrumudur?
Diğer yandan başka bir anlayış; Sorunu sadece AKP hükümetinden kurtulmak olarak görerek! Kemalist CHP ve şoven, faşist MHP’le birlikte hareket ederek ’’HAYIR’CI’’ olmak!Devrimci-Komünistlerin tavrımıdır? Bir anlamda da 12 Eylül faşist Anayasasına evet demek değilmidir?
Bu iki anlayış da bana göre; Marksist –Komünist tavırla bağdaşır bir yanı yoktur!
Biz devrimci-komünistler; kapitalist sistemin yıkılması için mücadele etmekteyiz. Emekçi sınıflara böylesi bir günde doğru politika göstermek olmalıdır.
O, halde emekçi sınıflar açısından baktığımzda her iki anlayış da ’’Marksist-Komünist’’ hareketlerin tavrı bu olmamalıdır.
Biz devrimci-komünisler açık ve tavırlı olmak zorundayız. Marksist –Komünistlerin amacı; emekçi sınıfları sosyalist devrimle sosyalist iktidara taşımak ve sınıfsız-sömürüsüz Komünist topluma taşımak diye bir görevleri vardır.
Burjuva politikalarına alet olarak emekçi sınıfları hüsrana sürüklemeye umutsuzluğa itmek olmamalıdır.
Yoksa devrimci-komünist hareketlerin burjuva çıkarlarını ve kapitalist sistemi korumak gibi bir görevleri yoktur!
Kapitalist sistemi ve işleyişini iyi kavramak gerekir. Kapitalist sistemin ne Anayasası, nede sahte burjuva demokrasi anlayışı emekçi sınıfları kurtarabilir. Nede bu referandum Kürt halkını kurtarabilir.
Bunu anlamadan; Kapitalist sistemin çıkarların ömrünü uzatmak için, senaryolara fazla inanmamak ve destek olmamak gerekir.
Kapitalist-Emperyalist sistemi; iyi anlamak gerekir. Bugün küresel kapitalist sistem ekonomik ve siyasi olarak bunalım içerisindedir. Hala kriz ne bitmiştir, nede sona ermiştir. Çünkü; Kapitalist –emperyalist sistemin kendisi bir krizdir. Küresel –kapitalizmin krizleri bitmez ve bitemez.
Biz devrimci hareketler burjuva sistemini krizlerden kurtarmak diye bir anlayışımız olmamalıdır. Aksine kapitalist sistemin krizini derinleştirerek emekçi sınıfların yararına ve çıkarları doğrultusunda yönlendirici politikalar üretmek devrimci-komünist hareketlerin görevi olmalıdır.
Emek ve sermaye yan yana yaşayamaz! Bu mümkün değildir. Mutlaka birisi diğerini yok etmek zorundadır.
Kapitalist sistem çürüyen bir sistem olarak! Diyalektik ve tarihi materyalizmine göre yok olmaya ve ölmeye mahkum bir toplum olduğuna göre yok olmaya mahkum olacak ve emekçi sınıflar kazanacaktır.
Her ne kadarda emekçi sınıfların iktidarı olan! Sovyet sosyalizmi yenilgiye uğramış olsada bu şu demek değildir? Sınıf mücadelesi- emekçi sınıfların, sosyalist iktidar mücadelesi devam edecektir. Bu yadsınmaz bir gerçektir.
Buna göre de; Marksist-Komünistlerin tavrı her zaman açık ve net olmak zorundadır. Emekçi sınıflar bu gün, dünya küresel-kapitalist sistem karşısında gerileyerek en zor bir duruma düşmüştür.
İşçi sınıfı ve emekçi sınıflar;bugün kendi sendikal anlamda ve ekonomik örgütlenmeyi ve hak arama hakkı elinden alınmaya çalışılmaktadır..
Sendikalı olmak ve örgütlenmek bugün kü, koşullarda emekçi sınıfların örgütlenmesi zorlaşarak, küresel-kapitalizm tarafından tüm dünyada yok edilmek istenmekte ve ücretli örgütsüz köle sınıfı yaratılmaya çalışılmaktadır. Bu konuda burjuvazi önemli ölçüde de başarılı olmuştur.
Benim söylediğim; Devrimci-Komünist hareketlerin can damarıdır. İşçi sınıfsız ve emekçi sınıfsız, örgütsüz sosyalist devrim düşlemek! Bir ütopya olduğu kadar da ham hayal olduğuna göre?
O, halde; Marksist-Komünist hareketler için, emekçi ve işçi sınıfının öncüsü olmak, politikasını üretmek de önemlidir. Böylesi bir günde de, demokrasi mücadelesini iyi yorumlamak da Marksist-Komünst hareketlere düşmektedir.
Devrimci-komünistler emekçi sınıflara doğru politika götürürken, burjuva kuyrukçuluğu yapmaz ve yapmamalıdır.
Burjuvaziden ayrı bağımsız politikalar üretmek geliştirmek zorundadır. Bu doğrultuda hareket ederek emekçi sınıflarla bütünleşe biliriz. Düşünerek bir kez daha BOYKOT demeliyiz....
Mehmet ÖZCAN
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
