Elbette insandan ve doğrudan yana olanlar Hep kazanır
Şu anda Türkiye’de bir anayasa tartışması var. Hatta bu anayasa oylanacak da… Evet, Hayır ve Boykot kampanyaları var. Şu veya bu şekilde tartışmalar da olmakta. Hukukçu değilim ama bir vatandaşım. Ama hukukun da, anayasanın da halkın menfaatleri doğrultusunda olduğunu biliyorum. Ezenler devletin gücünü ellerinde tutarken ezilenler de hukuk ve demokratik anayasa ile korunurlar. Yalnız şu gerçek var: Demokratikleşen bir ülkede tüm ilgili grup veya katmanlar demokratik bir hukuk devleti ve sistem için tatmin edilmeye çalışılır. Önemli sayıda vatandaş bu çalışmalardan dışlanır ve talepleri nazarı dikkate alınmazsa yapılacak olan bu yeniliğin bir etkisi olmaz. Bundan 30 sene önce 12 Eylül darbesinden sonra baskıyla halktan onay almak o anayasayı veya sistemi kalıcı kıldı mı? Aksine 12 Eylül sistemi Türkiye’de hukuk dışı birçok olayın ortaya çıkmasına ve hukukun ayaklar altına alınmasına sebep oldu. 17 bin civarında faili meçhulle, binlerce insanın öldüğü bir çatışma mevzubahis. Hukuksuzluk devletin birçok merkezine sızmış. Refah bölüşümü daha da uçurumlar yaratmış, fikirlerinden veya etnik farklılığı veya din farklılığından dolayı insanların ezilmeleri devam etmekte. Demokratikleşme konusunda hükümet gereken hızlı adımları atamamış, devamlı pasif bir pozisyon belirlemiş ve çoğu zaman da geri adım atmış. Peki, anayasa o kadar gerekli mi? Şimdi kültür düzeyi yüksek bir ülkede gerekli değil. Burjuva Demokratik Devrimlerini yapmış bir İngiltere’de anayasa yok. Ama buna rağmen İngiltere’nin bilhassa İrlanda’da yaptığı yanlışlar, oradaki Katolik nüfusu baskı altına almak için yürüttüğü politikalar bugün olumsuzluklar olarak hanesine yazılmış. Son zamanlarda İrlanda’daki gruplar arasındaki çatışmaların durduğu ve eğitimde önemli adımların atıldığı konuşulmakta. Zaten toplumları barışa hazırlayacak olan çözümden de önde gelen kurum eğitim… Sin Fein grubunun bile hükümette olduğu bir moment yakalanmış.
TÜRKİYE HÜKÜMETİ NE YAPMALIYDI?
Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve hükümeti eğer demokratikleşmede samimiyseydi, anayasayı daha temelde değiştirmek için bugün boykot uygulayan gruplarla samimi ve içten bir şekilde diyaloğa girmeliydi. Eğer bunları yapsa, tutuklu bulunan aydın kesimleri serbest bırakmış olsaydı muhakkak solun ilgisini üzerine çekerdi. Güney Afrika, İrlanda gibi ülkelerde reformlar ve apartheid karşıtı yasalar gelirken tüm gruplarla uyuşma sağlanmış ve anayasa değişiklikleri tüm halkın onayı alınarak yapılmıştı. Sayın Erdoğan ve partisi samimiyseydi hemen vakit geçirmeden Kürt ve Türk insanlarının arasındaki ihtilaftan dolayı oluşan soğuk duvarları ortadan kaldırmak için affetme ve özür dileme hareketlerine başlamalı, bu hareket için aynen Güney Afrika’nın yaptığı gibi komite, kurum ve yapılaşmalarla, yargı örgütlerini oluşturmalıydı. Bunun yanında sosyolojik ve psikolojik olarak grupların içerisinde çalışmalar yapılmalıydı. Dağlarda bulunan Kürt gençlerinin geriye dönmeleri ve silahların susması için birçok garantilerde bulunmalıydı. Tüm kesimlerle Türk-Kürt olsun diyalogla bu barış havasının imalarını veya indikasyonlarını vermeliydi. Güney Afrika modeli açıktır. Orada aradaki soğuk duvarları ve kini ortadan kaldırmak için sosyolojik, psikolojik ve eğitim yönünden birçok değişiklik ve adımlar atıldı. Bu model niye Türkiye ilgilileri tarafından takip edilmedi? Bakın, bir ülkenin üniter olanı da, federasyon olanı da, mahalli özerk olanı da demokrasi olduktan sonra bütünleşir. Ama istek, kültür ve eğitim ile gayret ve kalpten gelen istençle her şey olur. Önemli olan gurplarla diyalog sağlayıp bu birliktelik içinde anayasaya evet sağlanmalıydı. Bir bakın, sol kesimlerin bir kısmı ile, Kürtler anayasaya arkalarını dönmüşler. Büyük bir diyalog eksikliği var. AKP gereken garantileri kitlelere verememiş, veremediği için de “evet”in durumu tehlikeye düşmüş. Diyalogda samimi olunsaydı belki de hayırcıların içinde bile evet’e yönelecek kesimler olacaktı. Şu anda bu yöntemle evet geçebilir ama istenilen çoğunlukla geçmeyebilir. Bana göre Kürt ve Sol-Boykot gruplarıyla sıkı diyaloğa girilerek ve de gerçek bir demokratikleşme garantisi verilerek “evet” onayı alınmalı. Eğer bu olmazsa evet de pek etkili olamayacak. Kürt nüfusun boykot kararı gerçek demokratik devrimcilerin ve de ezilenlerle birlikte hareket eden Türk solcuların yakından takip etmeleri ve destek vermeleri gereken bir önemli adım. Türkiye’nin gerçek birliği işte bu dayanışmanın desteğinde sağlanabilir.
Sayın Tayyip Erdoğan ve AKP, Boykotçu Sol ve Kürt kesimlerle temas ve diyaloğa geçerek gerçek bir evet onayı almaya çalışın çünkü şimdiye kadarki politikalarınız pek inandırıcı olamadı… Bu Türkiye’nin demokratikleşmesi için ve de insanlarını bir arada tutması için daha da açığı bölünmemesi için tek şart. Ama en sonunda Türkiye’yi demokratikleştirecek ve gerçek birliğini sağlayacak olan kesimler emekçi kesimlerle, sol ve ezilen kesimleri olacak. Bu kaçınılmaz.
Tarih şunu göstermiştir, emekten, demokrasiden doğruluk ve dürüstlükten yana olanlar hep kazanmıştır.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
