Ayhan Aktar; Cinsiyetçilikte Taraf...
Cinsiyetçilik ile milliyetçilik arasında bir bağ bulunduğunu düşünmekteyim.
Cinsiyetçi düşüncelerin aynı zamanda ırka, dile, dine dayalı milliyetçi düşünceyi beslediğini, tersinden bu milliyetçi düşünce yapısının, içinde cinsiyetçiliği barındırdığını söyleyebiliriz.
Milliyetçilik heteroseksüeldir. Erkek egemen cinsiyetçi işbölümünü bozan eşcinsellik tehdit olarak algılanır. Aynı bakış, kadın-erkek ilişkilerinde de erkekçidir. Eğer eleştireceği bir şey varsa, bunu kadına yönelik erkekçi kavramları ve aşağılamaları kullanarak yapar.
Kendi cinsini kutsayan, üstün gören anlayış ile, kendi ırkını, dilini, dinini üstün gören anlayış arasında öyle sanıldığının tersine önemli bir fark yoktur. Kişi bir kez kendinde olan cinsi özelliklerini üstünlük olarak algılamaya görsün; aynı düşünce ile kendi dinini, kendi ırkını, kendi dilini vb. de üstün görmeye yatkınlaşır.
Türk milliyetçiliği, üstünlük gördüğü özellikleriyle erkek cinsiyetçiliğinden kurtulamadı. Kürtler milliyetçilikten koptukça erkek cinsiyetçiliğinden de uzaklaştılar. Türk milliyetçiliği erkek politikacılar ve askerler ile erkek egemen durumunu korurken, Kürtler ırka, dile, dine dayalı milliyetçilikten uzaklaştıkça cinsiyetçilikten de kopuyorlar.
Kadınların özgürlük hareketindeki önde duruşları bir tesadüf değildir. Bu bize, özgürlük hareketinin ırka, dile dayalı milliyetçilikten arındıkça, kadınların öne geçmesinin yolunun açıldığını gösteriyor. Gerici milliyetçiliğin, kadınların çabası olmaksızın üstesinden gelinemez.
Kadınların aşağılandığı, horlandığı yerlere bakın, gerici bir milliyetçiliğin açık veya üstü örtük biçimde izlerini göreceksiniz. Bir kişiyi sadece kadın olduğu için veya eşcinsel olduğu için aşağılayan anlayış, aynı zamanda kendini bir ırka, bir dile ve bir dine mensup olduğu için de üstün görür ve kendi ırkından, dilinden, dininden olmayanları horgörür, aşağılar.
Bazen her ikisinin uyanıkça kombinasyonunu yapar. Yani, kendi ırkından olmayanı, dilini konuşmayanı açık biçimde aşağılayamamaktadır. Çünkü koşullar buna uygun değildir. Onların oyunu almak istemektedir, onları 'kötü' politikacıların elinden alıp, 'iyi' politikacılara teslim etmek niyetindedir; bunu açık biçimde dese, ırkçı olarak damgalanıp kenara fırlatılıverecektir. Aşağılamayı cinsiyetçilik üzerinden yapar. (Cinsiyetçilikte bu toplumda geçerli bir yargıdır.) Ve der ki; 'Referandumda rezil olmamak için yavaş yavaş, kısa adımlarla ve küçük kalça hareketleri ile dansöz gibi dönüyorlar. BDP'lilerin dans konusunda ne kadar marifetli olduklarını zaten anayasa oylamaları sırasında görmüştük.'
'İşte devrimci tavır budur! Gerçek sosyalist evinde; karısının dizinin dibinde oturur.'
'Yok eğer, BDP milletvekilleri Meclis kürsüsüne çıkıp 'Ay valla, bu ülkede savaş var, siz biliyor musunuz?' gibi beylik lafları söyleyip sonra sıvışacak iseler, onların askerî vesayet rejiminden memnun olduklarını bile düşünebiliriz.'
Türk olmayan temsilcileri aşağılayacaktır Taraf gazetesi yazarı Ayhan Aktar hocamız. Ama Kürt oldukları için yapmaz güya bunu. Cinsiyet üzerinden aşağılar. Kadın üzerine olan erkek aşağılama cümleleriyle yapar. Böylece açık ırkçılıktan kurtarmaya çalışır kendini.
Kendi cinsiyetinde olmadığı için (hocamız erkektir) ve sadece bu yüzden kadını kendinden aşağı görmektedir. Bu bakış açıktır ki, kendi dilinden olmayana, kendi ırkından olmayana ve dininden olmayana da kullanılabilir. Değil midir ki hocamız doğanın bir hikmeti olarak erkek doğmuştur, bu üstünlüğünü de tepe tepe kullanacak ve 'karısının dizinin dibinde' oturmayıp, referandum günü koştura koştura sandığa gidecektir aslanlar gibi.
Hocamız erkek doğduğu için bu üstünlüğe sahip ise, Türk doğduğu için ve Türkçe konuştuğu için de neden üstünlüğe sahip olmasın ki? Yani bir Türk olarak 'karısının dizinin dibinde' oturmayı kendine kuşkusuz yediremez.
Hocamız, (12 Eylül bu tür profesörler de armağan etti erkek Türk milletine; 'anayasası değişiyor' ama bu ürünleri baki kalacak sanırım) aşağı gördüğü kadın üzerinden, Türk olmayan temsilcileri aşağılamaya çalışmaktadır. Cinsiyetçilik ile ırkçı milliyetçilik arasında öyle pek kıvrılamayan kazık gibi bir örnektir hocamız.
Hocamızın eşcinselliğin bir hastalık mı yoksa günah mı olduğunu tartışan yazarların olduğu Taraf gazetesinde yazıyor olmasını yadırgamıyoruz kuşkusuz. Çünkü sonuçta dine gönderme yapsalar da, erkek egemen yargılardan beslenseler de, heteroseksüel erkek olmalarının kendilerine bir üstünlük sağladığını düşünecek derecede kibirliler. Peki neden beyaz oldukları için, Türkçe konuştukları için kibirlenmesinler ki?
Sahi ne gibi bir fark var anlayış olarak arasında?
Erkek doğduğu için kadını ve eşcinselleri aşağı gören anlayış ile, 'Türk' doğduğu, annesi Türkçe konuştuğu için, Türk olmayanları ve Türkçe konuşmayanları aşağı gören anlayış arasında bir fark görüyor musunuz?
Cinsi aşağılamakla, ırkı, dili aşağılamak aynı kaynaktan beslenir.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
