Aşk halleri... Bir kadın..
Yaklaşık 70 yaşlarında... Yüzüne baktığınızda, göz çizgilerinin onun hayatının bir bütününü oluşturduğunu görüyorsunuz ve belli ki gençliğinde çok canlar yakmış, hala güzelliği yerinde duruyor.
Otuz yıllık bir evlilikten sonra 12 yıl önce eşi vefat etmiş... Hâlâ anlatırken gözlerinden yaşlar geliyor ve 'Ne olur yaşadığım sevgiyi dinle, gör bak biz eşimle birbirimizi nasıl sevdik' der gibiydi heyecanlı sesi ve aşk'ın en güzel halini yaşamış olmanın gururu vardı yüzünde...
'Öyle bir sevdim, öyle bir sevdim ki hâlâ onun anılarıyla yaşıyorum' diye sözlerine devam ediyor, ben ise meraklı gözlerle dinlemeye başlıyorum. Eşini kaybettikten sonra beş yıl hayata küsmüş. Her sabah eşiyle beraber yaptığı kahvaltıyı yapmamış, eşiyle öğleden sonra pencerenin önünde içtikleri kahveden vazgeçmiş, eşiyle yürüyüş yaptığı parka bir daha uğramaz olmuş, evin içinde bir hayalet gibi beş yıl yaşamış, daha sonra çocuklarının ve torunlarının yardımıyla hayata tutunmuş ve eşi olmadan da yaşamayı öğrenmiş...
Kısa sohbetimizi yine aynı heyecan ve gururlu sözleriyle şöyle tamamladı...
'Çok sevdim kızım, hem de çok, dilerim sizin gibi gençlere de nasip olur böyle bir aşk' diye iyi dilekleri ile bitirirken, doğal olarak içimden 'amin' sözcüğü geçmedi değil. Sonra farkında olmadan ben de söylediklerime güldüm. Teyzemin yanağına bir öpücük kondurdum ve ayrıldım yanından...
Sohbetten sonra düşünmeye başladım, koskoca otuz yıl ve sevdiğini kaybettikten sonraki on iki yıl, vay be... Ah be güzel teyzem, ne mutlu ki sana onca yılın ardından hala gözlerin yaşlanarak anlatabileceğin, gururlanabileceğin bir sevdiğin ve sevgin olmuş... Ve yine ne mutlu ki sana, sevdiğini kaybettikten sonra bile geçen yıllarda bırak onu unutmayı sevgini büyütmüşsün de büyütmüşsün içinde...
Bu masalsı hikayenin yanı sıra acı ama gerçek olan başka hikayeler de vardı o anda zihnimden geçen... Çok tanıdık ve aşina olduğum, sevdiğini göremeyen, ya da erken zamanda yitirenleri düşündüm.
Bir erkek yaklaşık 65 yaşlarında...
Belli ki, zamanının zıpkın delikanlılarından, yağız bir Anadolu yakışıklısı, onun yüzündeki çizgiler daha derin... Yaşından değil, yaşadıklarından...
Kırk yıldır aynı kadını seviyor, hiç vazgeçmemiş onu sevmekten ama hiç kavuşamamış, hiç dokunamamış sevdiği kadına...
En yakın arkadaşı ile birbirinden habersiz bir kadını seviyorlar ama ne sevgi... 'Ben daha çok sevdim' diye üzerine basa basa söylüyor. Bir gün bakıyor ki, sevdiği kadınla en yakın arkadaşı el ele, göz göze. 'Acıyı iliklerime kadar hissettim' diye öyle bir iç geçirdi ki, etkilenmemek mümkün değildi... Daha sonra en yakın arkadaşı ile sevdiği kadın evleniyor, dayanamıyor bu duruma o kenti terk ediyor. Yıllar sonra sessiz, sedasız o kente geri geliyor ve kırk yıl sonra bir tesadüf sonucu sevdiği kadınla karşılaşıyor, ilk günkü gibi heyecanlanıyor, bana dönüp 'h‰l‰ o kadar güzel ki' diyor.
Sohbetin sonunda, amcam da teyzem gibi bana dönüp' dilerim, sen de benim gibi seversin' diyor, teyzede olduğu gibi 'amin' demiyorum tabii ki... Amcamın da yanağına bir öpücük kondurup ayrılıyorum yanından...
Bir yandan otuz yıl beraber olmasına rağmen, kaybettikten sonra hala acı duyan ve sevdiği adamı özleyen bir kadın, diğer taraftan kırk yıl aynı kadını seven, hiçbir şekilde kavuşamayan ve buna rağmen sevmekten vazgeçmeyen bir adam...
Ya şimdiki aşklar? Şimdiki aşkların çoğu sanal ve yapay, şimdilerde gençler internetten aşık oluyorlar, sabaha kadar telefonla mesajlaşıyorlar. Sadece gençler mi, olgun kadınlar ve erkekler de dahil bu furyaya...
Nerede o Mem ile Zin'in aşkı, Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, amcam ve teyzem gibi niceleri...
Esra ÇİFTÇİ
e.ciftci96@gmail.com
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun

nerde böyle aşklar demeyin var ve hep var olacak
bu yazıyı,günlük internet gazetesinde okumuştum çok güzeldi...nerde böyle aşklar demeyin var ve hep var olacak belki biraz farklılaşacak ama inanın var olacak
coşkun edip soykan
Mutlaka
Tabiki var...Daima da var olacaktir...