Sınıf Ve Demokrasi, Mücadelesinden Ne Anlaşılmalıdır!

n/a SINIF VE DEMOKRASİ, MÜCADELESİNDEN NE ANLAŞILMALIDIR!

Mehmet ÖZCAN

Marksist komünistler arasında en çok tartışılan konulardan birisi kuşkusuz nasıl bir demokrasi mücadelesidir. Marksizm sınıf bilincine öncülük etmede bir teorik-eylem klavuzdur. Bu tanımlama bilimsel sosyalizm tanımlaması olup, işçi sınıfın ve emekçi sınıfların Marksist bir teori olduğu kadar. Bir eylem klavuzu olarak öncülük etmesidir.

Demokrasi mücadelesi nedir? Nasıl olmalıdır; Demokrasi mücadelesi aynı anlamda bir çok kavramı taşır. Burjuva demokrasisi; proletarya demokrasisi birbirinden ayrılır. Burjuva demokrasisi burjuva hukuk çerçevesinde burjuvalara özgü yasalarla, yürütme ve tüm kurumları ile burjuvazi lehine hizmet etmesidir.

Proletarya için ise; bir diktatörlük yöntemidir. Çünkü: Devlet bir sınıfın diğer sınıf üzerinde baskı ve tahakküm aracı olduğuna göre kapitalist sistemde de devlet burjuva sınıfların devleti olduğuna göre, tüm yasaları ve yürütme kurumları ile burjuvaziye ve onun sınıfına hizmet edecektir. Burda Marks’ın dediği gibi; en iyi cumhuriyetçi burjuva demokrasisi dahi işçi ve emekçi sınıfların üzerinde baskı ve tahakküm aracı olup ezilen sınıflar üzerinde diktatörlüktür! Demiştir.

Kapitalist düzende işçi sınıfı ve emekçi sınıflar ezilen sınıflardır. Kapitalist sistemin çarkları altında sıkıştırılmış pastırma olmus! ezilen bir sınıftır. Emekçi sınıflar; Emeklerini ve iş güçlerini kapitalistlere satarak yaşamlarını sürdürmek zorundalar. Tüm yasalar kapitalist-burjuvazinin lehine olarak düzenlenmiştir. Kapitalistlerin işçi sınıfı ve emekçi sınıfların üzerinden artı-değer üreterek emek sömürüsü ile geçinirler. Çalışmadan, çalışanların emeğinin üzerin de artı değer sağlayarak asalak bir biçimde yaşamlarını sürdürürler. Devlet onların, kanunlar onların, yargı organları onların korumalarıdır. Bu temelde kapitalist sisteme veya düzene karşı nasıl mücadele edilmelidir?

Lenin’in ilk kaleme aldığı eseri (Ne Yapmalı) veya diğer adı (Nasıl yapmalı) yı tekrar tekrar okumak yararlanmak gereklidir! Neden sorusu sorulabilinir? Her yeni okunuşunda Komünist partinin çekirdek kadro oluşumundan dersler çıkarmaya çalışmak gerekir. Sınıf mücadelesinde; işçi sınıfı ile komünist örgütlenmeyi teorileştirerek bütünleştirerek eylem kılavuzu görevi haline getirmiştir. Bazıları ise, buna tepki gösterirler ve Leninist örgütlenmeyi kabul etmezler ama yerinede daha iyisini de bilimsel teorik olanı koyamamışlardır. Ama eleştirirleri! kabul etmezler. Varsın onlar etmesinler! Leninist örgütlenme, komünist örgütlenmeyle işçi sınıfı örgütü arasında bir köprü görevi olduğu unutulmamalıdır.

’’İşçiler sosyal-demokrat bir bilince sahip olamazlardı dedik. Bu onlara ancak dışarıdan götürebilirdi. Bütün ülkelerin tarihi, işçi sınıfının kendi gücüyle ancak ve yanlız (Trade-unonist) bilince, yani sendikalarda birleşme, işverenlere karşı mücadele etme, hükümetten işçiler için gerekli şu ya da bu yasayı çıkarmasını talep etme vs. Gerekliliği inancına ulaşabileceğini göstermektedir. Oysa sosyalizm öğretisi, mülk sahibi sınıfların eğitim görmüş temsilcileri tarafından yaratılan felsefi, tarihsel ve ekonomik teorilerden doğup gelişmiştir.’’ ( Lenin: Ne yapmalı )

’’ Hareketin seyri içinde işçi kitlelerin kendileri tarafından ortaya çıkarılmış bağımsız bir ideolojiden eğer söz edilemezse. O zaman sorun ancak şöyle konulabilinir: ya burjuva ideolojisi ya sosyalist ideoloji. Burada ikisinin ortası bir şey yoktur. ( Çünkü insanlık ’’üçüncü’’ bir ideoloji yaratmamıştır. Ve dahası, sınıf karşıtlılıklarıyla parçalanmış bir tolumda, sınıflarüstü yada sınıflar dısı bir ideolojide olamaz) Bu nedenle, sosyalist ideolojinin her küçümsenişi. Ondan her uzaklasma, aynı zamanda burjuva ideolojisinin güçlendirilmesi demektir.’’ (Lenin: Ne yapmalı)

’’ekonomistler ve teröristler, kendiliğinden hareketin iki farklı kutbuna tapanlardır: Ekonomistler, ’’salt-işçi hareketi’’nin kendiliğindenliğine, teröristler ise, devrimci çalışmayı işçi hareketiyle bir bütün halinde birleştirmeyi bilmeyen ya da bu olanaklardan yoksun aydınların tutkulu öfkesinin kendiliğindiliğene, taparlar. Bu olanağa artık inanmayan ya da hiç inanmamış olan birine, öfke duygusuna ve devrimci enerjisine terörden başka bir çıkar yol bulması gerçekten zor gelebillir. Böylece, sözünü ettiğimiz iki akımda da kendiliğindenliğe tapıma ünlü ’’Credo’’ programının gerçekleştirilmeye başalamsından başka bir şey değidir.’’ (Lenin: Ne yapmalı)

Burda aktardığım alıntılarda bize yol gösterici olup; sınıfın eylem klavuz olarak önümüzü açmaktadır. İşçi sınfı Lenin de belirtiği gibi sınıf bilincini hep dışardan aydınlardan öğretilir. Marksizmi-Leninist teoriyi, sınıf bilinci işçi sınıfına ilk başlarda aydınlar tarafında taşınır. Ama aydınlar hiç bir zaman sınıfın öncüsü değillerdir. Neden? Aydınların! görevi toplumu aydınlatmaktır. Proletarya ya devrim yapmak değildir. Eğer tamamen burjuva ideolojisinden ayrılmamışsa, veya terk etmemişse her an işçi sınıfını yanlız bırakarak çıkarları gereği burjuvazinin safında! yerini alabirler. küçük burjuvalar karekter olarak kaypak bir sınıftır. Tabii ki, Marksist-Leninist olanlara bir sözüm olamaz o zaten komünist olarak safını belirlemiştir.

’’Küçük burjuva, övünmekte eşsizdir, ne var ki, eylemde elinden hiç bir şey gelmez , her türlü rizikodan ödü kopar. Ticari ve kredi işlerinin küçük çapta olması, onun karekterine,enerjik ve girişimci davranış yetersizliğinin damğasını vurmuştur. Bu yüzden olacak, politik eylemciliği de aynı niteliktedir. (K.Marks: F.Engles: ’’ Almanya’ da devrim karşı devrim’’)

’’küçük burjuvazinin bir bütün olarak kaderi, var olduğu sürece, iki büyük sınıf arasında yalpalamak olacaktır. Bu durumu yüzünden, bir kesimini kapitalin yoğunlaşması, öteki kesimini de proletaryanın zaferi ortadan kaldıracaktır. Sonuç belirleyici günde küçük burjuva, her zaman ki gibi şaşkınlaşıp karasızlık gösterecek ve olayları kendi doğal akımına bırakacaktır. Bize de böylesi gerekli değildir.’’( F.Engles)

’’küçük burjuva, ancak proletaryaya yaslandığı zaman burjuva karşısında devrimci tutumunu koruyabilir.’’ (K.Marks: Fransa’ da sınıf savaşı:1848-1850.)

Bu kadar alıntılardan sonra özet olarak sınıf (işçi sınıfı) kendi mücadelesine sahip çıkmadığı sürece kapitalist sisteme ve burjuvaziye karşı mücadele yenik kalacaktır. Aydınların görevi sadece proletaryaya sınıf bilincini götürmektir. Eğer burda proletarya kendi bağımsız sınıf mücadelesini aydınlardan teslim almazsa, sınıf mücadelesini sahiplenme görevini yapamazsa, komünist örgüt ve partilerde birleşmeyi sağlayamaz burjuvaziye karşı mücadeleyi asla başarılı olamaz ve kendilendiğinci mücadele içerisinde haps olur kalır ki, her yönüyle burjuvaziye teslim olmuş demektir.

İşçi sınıfı; kendiliğinden mücadelsinde burjuvaziye karşı ilk mücadelesini iş saatlarının düşürülmesi uğruna olmuştur. Bu uğurda işçiler uzun yıllar mücadele etmişler ve bu uğurda can vermişlerdir. Hiç bir mücadele bedelsiz olarak elde edilmemiştir. İşçi sınıfı Tarihinde; ilk olarak 8 saatlik iş gününü! bedel ödeyerek elde etmişlerdir. Yani hiç bir mücadele bedel ödemeksizin elde edilmemiştir. Daha sonra ekonomik hakları ve ücretleri uğruna mücadele etmeyi öğrenmişlerdir. İşçilerin kendiliğinden hareketi olarak; Lenin de ifadesiyle (Trade unonist) dediği gibi, kendilenliğinci bir harekettir. İşçiler ilk olarak başkaldırıları makinaları kırmışlar olmamış, bozmuşlar olmamış makinaları kırmakla hak elde edememişlerdir. Çünkü; kapitalist-burjuvazi, kırılan makinesinin yerine yeni makine getirir veya tamir eder.
İşçiler bakmış bu böyle olmayacak çözümünü yine aydınlar dan sınıf mücadelsine yararlı teorisini öğrenmiştir. Günlük iş saatlerinin gün doğumundan, gün batımına kadar çalışma saatlerine karşı mücadele etmişlerdir. Sonuçta bedel ödeyerek 8 saatlik iş gününü elde etmişlerdir. Sonra sıra ekonomik mücadelesi uğruna ücretlerin artırılması uğruna mücadeleyi geliştirmişlerdir.

Tabii ki, bu mücadele kendiliğinden bir mücadele olarak gelişmemiştir. Yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi, işçiler ilk başta kapitalist-burjuvaziye karşı makinaları parçalamışlar, kırmışlar kapitalistlere karşı bir başarı elde edememişlerdir. Yine aydınlar tarafından dışarıdan desteklenerek sınıf mücadelesi ideoloji ve teorisini öğrenerek burjuvaziye karşı ekonomik siyasi mücadele etmek için, işçi birliklerinin ve sendikaların kurulması gündeme getirmiştir.
Bu hiç de kolay olmamıştır. İşçiler ilk başta bir araya gelerek, örgütlenerek birlikte mücadeleden sonra bunu burjuva yasalarında işverenlere onaylatarak Burjuva yasaları çerçevesinde sendikalar kurulmuştur. Bu bir anlamda burjuvazinin işinede gelmiştir. kendine karşı gelişen siyasal mücadelenin önünü kesmek için sendikalara evet demiştir. Tabi yine hemen burjuvazinin kendi isteğiyle verdiği bir şey olmamıştır. Direnişler, Grevlerle mücadele ede ede bedel ödenerek elde edilmiştir.

İşçi sınıfının ilk örgütlenme adresi; işçi birliklerinden, sendikalardan başlar, ve mesleki kitle örgütleri içinde örgütlenerek burjuvaziye karşı sınıfsal mücadelenin ilk adımını burda atmış olur. iş yeri direnişleri ve grevleri ile toplu iş sözleşmeleri ile kapitalistlerden, işverenlerden ekonomik haklarını sendika vasıtasıyla elde ederler sendika çalışma alanında işçilerin sigortasıdır.

Demokrasi mücedelesi içerisinde sendikaların görevi; işverenlerle işçiler arasında hakemlik görevi yapar işçilerin ekonomik, demokratik, sosyal haklarını savunur ve işçileri koruması ve güvencesidir. İşçilerin sisteme ve iktidara karşı siyasi mücadele de ilk okuludur. Tabii bugünkü; tüm dünyada ve Türkiye de sendikalar artık bu amacını gün geçtikce kayıp etmektelerdir.
Sendikalar, mesleki kitle örgütleri, dernekler, partiler demokrasi mücadelesinin birer kurumu ve örgütlenme araçları olup demokrasi mücadelesinin vaz geçilmez parçalarıdılar.. Asıl amaç olan! emekçi sınıflar ve işçi sınıfı açısından mevcut siyasal iktidarı değiştirmedikce yerine kendi siyasal iktidarını kurmadığı sürece özgürlüğüne ve bağımsızlığına kavuşamaz. Kendi siyasal iktidar mücadelesini vermediği sürece; ücretli köle olarak burjuvazi tarafından açlığa, yoksulluğa, işsizliğe mahkum edilerek sistem tarafından baskı, ezilmeye, horlanmaya aç sefil yaşamdan bir ömür boyu kurtulamaz.

Bu kapitalist sistemden kurtulmak içinde mücadele araçların yaratmak gerekir ve elde etmek için de araçların sağlam inşa etmesi gerekir. Nasıl ki, bir binanın önce sağlam bir temel atılarak beton kolonlar üzerine tuğlalarla örülüyorsa. İşçi ve emekçi sınıfın kendi iktidarına yürüyebilmesi içinde Marksist-Leninist teori ile örgütler üzerine sağlam inşa edilerek örülürse iktidara yürüyebilir. Her ülkenin ekonomik ve sosyal yapısı değişiktir. Hiç bir ülke diğerine uymaz veya onun sosyo ekonomik yapısı ve örgütlenmesi ona hazır elbise olarak giydirilemez.

Komünist örgütlenmeler elbette burjuvaziye karşı örgütlenmeleri çekirdek kadrolar üzerinden inşa edilir. Bu yapı ne kadar sağlam olursa mücadele de o derece sağlam yürür. Marksist ve komünist örgütlenmeler sisteme karşı elbette birinci derecede illegal olması gerekir. Yani yapı ve omurgası illegal olması günümüzde zorunludur. Hele hele Türkiye gibi, bir ülkede bu söylediğim gibi, illegal örgütlenmesi şarttır. Komünist örgütler illegal örgütlenmeyi çok sevdiklerinden değil, örgütlenmenin zor şartlar içinde yürüdüğünden devletin, polisin baskısı altında yürüyeceğinden dolayı illegal örgütlenmeyi temel alırlar. Aslında burjuvaziye karşıda bir tedbirdir.
Komünistler, devrimciler legal çalışmayla illegal çalışmayı red etmezler. Legal ve illegal mücadeleyi bütünleştirmek zorundalar. Birisine ağırlık verip diğerini red ettiği anda Marksist-Leninist örgütlenmeden uzaklaşmış demektir.

Komünistler demokrasi mücadelesi içirisinde burjuva düzen sınırları içerisinde her türlü legal çalışmadan faydalanmalıdır. İşçi sınıfının ekonomik, demokratik, siyasal, sosyal hakları uğruna mücadele etmeliki onları saflarına kazanmasını, çekmesini bilmelidir. Yoksa Lenin yukarı daki alıntıda söylediği gibi; ekonomistler den, teröristler için kullandığı terim gibi, birisi evrim devrim içiçe geçmiş diyerek biz silahları patlatırız halkda peşimizden gelir mantığı ile hareket ederek. Demokrasi mücadelesini küçümseyerek, legal mücadeleyi red ederek işin kolay tarafını seçerse Lenin tabiriyle teröristler grubuna girersin
.
Diğer leri ise , Ekonomik mücadelenin içerisine haps olarak sistemi değiştirmek yerine işçilerin haklarını yaşam koşulların yükselterek legal mücadelenin dışında mücadele ve örgütlenmelerine kapılarını kapatarak ekonomik sorunlarla sistemin iyileşeceğine inan Lenin tabiri ile refomistler ve ekonomistlerdir. Bu anlayışların ikiside marksistlerin komünistlerin yapısına uymayan örgütlenme modelleridir.
Yukarıda söylemeye çalıştığım gibi, Türkiye şartları ağır ve zordur. Ne zaman askeri faşist darbelerin yapılacağı belli olmaz. Diğer tarafdan da normal düzende dahi olagan üstü hal yasaları ile yönetilen MGK kararları belirleyci olduğu bir ülkede elbette legal örgütlenme biçimini seçemezsin. Ama illegal örgütlenmeyide temel alıp kafayı kuma gömerek mücadele etme ve örgütlenme de Marksist örgütlenmelerden uzaktır.
Komünistler legal ve illegal mücaleyi birleştirdiği ölçüde çalışma alanı hem genişler hem büyür hem daha iyi kamufle olur.

’’Bilimsel sosyalizm, doktorin değil, harekettir, ilke değil, kanıtlara dayanmaktadır. Çıkış noktaları, şu yada bu felsefe değil, şimdiye kadarki tüm tarihtir ve özellikle bu tarihin uygar ülkelerdeki çağsal gerçek ürünleridir. Bilimsel sosyalizm, proletaryanın kurtuluş mücadelesinde ki tutum ve davranışlarının teorik ifadesidir.’’(F.Engles: Bilimsel sosyalizmin ilkeleri.)

Marksist bilimsel sosyalizme uymayan sınıftan koparak sınıf adına hareket ettiğini sanan örgütlenmelerle bir yere varılayamayacağını iyi öğrenmek gerekir. Bunları öğrenmeden devrim olmaz ve devrimcilikde yapılmış sayılmaz.
Bugün en çok tartışılan konulardan bir tanesi! Demokrasi mücadelesi içerisinde Komünist örgütler parlamenter mücadele edermi? Etmezmi?tartışması sürmektedir. Türkiye de yerel seçimler mücadelesi dolaysıyla oluşturulan sol seçim ittifakı var. Kimileri bu oluşan sol seçim ittifakına reformist bir oluşumdur denmektedir. Pekiy komünist örgütlerin seçimlerde tavrı ne olmalıdır? Başta parlamentonun seçimlerin işçi sınıfın kurtuluşu değildir. Hiç bir komünist örgütlenmenin böyle düşündüğünü sanmıyorum, belki sol seçim ittifakının içinde böyle anlayışlar buluna bilir. Olmasıda normaldir her kes dünyaya aynı pencereden bakmaya bilir ama, şimdi sol seçim ittifakı içerisinde onları almamakmı gerekir? Asla bu siyasi birlik değil, devrim ittifakı değil, seçim ittifakı olduğunu bir kere daha anlaşılmalıdır.
Komünistler seçimlere siyasi ortama göre katılma yöntemleri farklıdır. Eğer askeri faşist diktatörlük koşulları varsa seçimler boykot edilir. Seçimlere girmenin bir anlamıda yoktur. Komünist hareket gücü ve propaganda amacıyla bağımsız adaylalarda çıkarabilir buda bir politikadır. Böyle geniş yelpazeli bir sol seçim blok varsa seçim ittifakı içerisinde öylede girilebilinir. Bunlar hepsi komünist örgütlerin seçim tavırlarıdır. Burjuvazi karşısnda komünistler sesiz durmaz halkı burjuvaziye teslim etmez. Bu konuda Lenin ne söylemiş? ne diyor? Palamenter mücadeleye nasıl bakıyor? Lenin den öğrenmeye çalışalım.

’’Yoldaş Bordiga İtalyan Marksistlerin görüşünü burda savunmak istemiş gibi görünüyor; ama diğer Marksistler tarafından öne sürülen parlamenter eylem yanlısı tartışmaların hiç birine karşılık vermeyi başaramadı.’’
’’Rusya örneği, Sovyetler’in ya bir devrimin arifesinde örgütlenebileceğini göstermiştir. Kerenski döneminde bile, Sovyetler (bunlar Menşevik Sovyetleriydi) öyle örgütlenmişlerdi ki bir proleter hükümeti oluşturmaları olanaksızdı. Parlamento tarihsel gelişimin bir ürünüdür ve burjuva parlamentosunu dağıtacak güçte olmadığımız sürece onu yok edemeyiz. Ancak burjuva parlamentosunun bir üyesi olmak şartıyla, verilen tarihsel koşullar altında, burjuva toplumunu ve parlamentarizme karşı bir mücadele verilebilir. Burjuvazinin mücadelede kullandığı silahın aynısını proletarya da kullanmalıdır ama tabii bambaşka amaçlarla. Durumun böyle olmadığını ileri süremezsiniz ve eğer buna karşı gelmek istiyorsanız o zaman dünyada ki tüm devrimci gelişmelerin deneyleri üzerine bir sünger çekmek zorundasınız.’’

’’Sendikaların da oportünist, olduğunu ve onlarında bir tehlike oluşturduklarını söylediniz. Diğer yandan işçi örgütleri oldukları için sendikaların özel bir durumu olması gerektiğini söylediniz. Ama bu ancak bir noktaya kadar doğrudur. Sendikalarda da çok geri olan unsurlar bulunmaktadır. Proleterleşmiş küçük burjuvazinin bir kesimi, gerici işçiler ve yoksul köylüler. Bütün bu unsurlar içtenlikle çıkarlarının parlamentoda temsil edilmesi gerektiğine inanmaktadırlar. Bu düşünceyle parlamento içinde çalışarak, gerçekleri göstererek, kitleye doğruyu anlatarakmücadele edilmelidir. Teorinin kitleler üzerinde etkisi olmayacaktır;onların pratik deneye ihtiyacı vardır.’’ (Lenin 3 üncü Enternasyonal Konuşmaları)

Bu uzun alıtılardan sonra parlamenter mücadele reformist bir mücadele deyip işin içinden kolayca sıyrılmaktır. Marksist Komünistler demokrasi mücadelesinde en gerici alanlarda dahi çalışmalıdırlar. Lenin deyimiyle en gerici sendikalarda, dernekler de, partilerde, parlamentoda çalışmalıdırlar ki, kitleye kendimizi anlatabilelim. Bu alanları burjuvaziye bırakırsak kitle burjuvazinin arkasında olmuş olacak, o halde bu seçim ittifakınıda böyle anlaşılmalıdır.

Burda şuna dikkat edilmelidr. Demokrasi mücadelesi içerisinde tartışılan 12 Eylül referandumunu karıştırmamak gerekir. Evet marksistler en gerici sendikalarda, derneklerde, partilerde çalışabilirler. Ancak? Kapitalist Anayasası oylamasında ’’ Evet ve Hayır’’ demek lüksüne sahip değillerdir. Eğer; Komünistler, kapitalist sistem köleliğinden emekçi sınıflarına öncülük edecekse? Kapitalist sistemin hazırladığı ’’Anayasası’’na emekçi sınıfların hayır veya evet demenin bir anlamı yoktur. Emekçi sınıfların tek isteği vardır! Oda ücretli moderen kölelik sistemi olan kapitalizmden ve baskısından kurtulmaktır.. Yoksa yeni burjuva icazetleri demokrasi ve vaadlerine karnı toktur. Tek amacı mevcut kapitalist sistemden kurtulmak kendi iktidarı olan sosyalist sistemi kurmaktır. İşte özgür ve emekçi sınıfın anayasası ordadır. Burjuvazinin ve AKP hükümetinin gerici anayasası kendisinin olsun diyor; ve Komünist ve emekçi sınıfların son sözü olarak ’’Boykot diyoruz’’

Mehmet ÖZCAN