Ne yaptığını bilen Türkiye!

Türkiye'de savaş lobisinin çok güçlü olduğunu bilmeyen yoktur. Bu lobinin siyasal, diplomatik aktörleri kadar ekonomik kaynakları da oldukça güçlüdür. Hatta Kürt hareketi içine kadar uzanmaya çalıştığı, zaman zaman bunu başardığı da görülmüştür.

Özellikle Öcalan'ın bu konuda andığı isimler ve Bingöl'de 33 askerin öldürülmesi gibi olaylar vardır.

Batman'da, 4 değerli Kürt aydının yaşamını yitirdiği mayın olayında da bunun izleri olabileceği kuvvetle muhtemeldir.

PKK'nin 'ne olursa, ucu nereye varırsa varsın olayın üzerine kararlılıkla gideceğiz' açıklaması iki açıdan önemlidir.

Birincisi, bu tutum; Kürt hareketini savaş lobisi ve olası uzantılarına kapalı tutarak temiz kalmasını sağlayacaktır. İkincisi ise, Kürtlerin çözüm konusundaki samimiyetini pekiştireceğidir.

Söylemeye çalıştığım şey şudur: Her ateşkes ve diyalog süreçlerinde savaş lobisi; içte kontra ve milliyetçi yapıları hareketlendirirken, Kürtlerde de, provokasyona açık birey ve grupları etkileyerek harekete geçirmeye çalışmıştır.

Her iki taraftan da (Türkler ve Kürtler) çözüm istemeyen kesimler vardır. Kürt ilkel milliyetçileri ile, PKK ve BDP karşıtlığı üzerinden Avrupa'da barınmalarına olanak tanınan unsurlar ağırlıkla bu konumdadır.

* * *

Güven eğer önemli bir öğe ise, tarafların bu gerçeği bilerek hareket etmesinde; sağlıklı bir araştırmaya girmeden yaşanan olumsuzlukları bir birine mal eden tutumdan kaçınmalarında fayda vardır.

Her provokasyonun 'devlet kaynaklı' görülmemesi gerektiği gibi, devlete karşı her eylem de 'PKK kaynaklı' görülmemelidir.

Bu akli yaklaşım, siyasal ve toplumsal gerilimi azaltacağı gibi, çözüm arayışlarını da kördüğüm olmaktan kurtararak, hal yoluna koyacaktır.

Bunun karşılığı ise, çözüm için 'ortak yol haritası, ortak iradedir'.

Taraflar olarak, milliyetçi nutuklara, tehditlere, meydan okuma ve kışkırtmalara kulak asmadan, karşılıklı güven eşiğinden başarıyla geçip 'ortak yol harikası' noktasına ulaşmak, milliyetçi şoven dalgaları da kıracak, dünyayı 'ne yaptığını bilen bir Türkiye' gerçeğiyle yüzleştirecektir.

* * *

Rüzgara göre yön değiştiren, milliyetçi baskıdan çekinen, ne yaptığını bilmeyen bir Türkiye'ye değil, toplumsal barışta karar kılan ve bunun için 'ne yaptığını bilen bir Türkiye'ye ihtiyaç vardır.

Böyle bir Türkiye için, Cumhurbaşkanı Gül'ün, birçok yararsız, bildik ve tekrar ifadelerinden arındırarak aktaracağım 'Böylesine çetin mücadele herkesin önünde kameralar karşısında konuşulacak değildir.', 'Devlet terörle masaya oturmaz, pazarlık yapmaz ama kurumları vardır' sözleri oldukça önemlidir. Yine benzer ayıklamaya tabii tuttuğum Başbakan Erdoğan'ın 'terör örgütüyle hükümet değil devlet görüşür' cümlesi de, bir takım olumlu gelişme ve adımlara kapı aralar gibidir.

Cumhurbaşkanı Gül'ün, 'Kurumları vardır' ifadesi ile Başbakan Erdoğan'ın, 'devlet görüşür' sözlerini bir araya getirdiğimizde ortaya 'Herkesin önünde kameralar karşısında konuşulacak şey değildir, kurumlar vardır, devlet görüşür' hakikati çıkmaktadır.

* * *

Bu saptamalar 'Ne yaptığını bilen Türkiye' yolunda önemli bir adım olarak görülebilir... Ayrıca Karayılan'ın 'Eğer biz şu anda savunma savaşını etkili bir biçimde sürdürmüş olsaydık 'evet'çilerin kaybedeceği kesindir' sözleri de bu 'adım'a destek sayılabilir.

Başbakan'ın, 'referanduma sunulan paketin yeni anayasa yapmak için kapı aralayacağını, yeni anayasayı 2011 seçimlerinde iktidar olduktan sonra yapacaklarını' söylemesi de, Kürtlerin demokratik anayasa isteğine karşılık sayılabilir.

Operasyonlar da durur ve süreç provoke edilmezse, birçok şey netleşecek, 'ne yaptığını bilen bir Türkiye' ortaya çıkacaktır.

Yani, çözümde karar kılan; çözüm için yol haritası oluşturma arayışına giren... Bunun kurumlarını, muhatabını doğru belirleyen... Devlet olarak sorunun muhatabıyla görüşen bir Türkiye...

Eğer sorumluluk alınırsa hayal değil...

Uzak da değil...

Delil KARAKOÇAN
delil-karakocan@hotmail.com