Sistemin İhtiyacı: "Düşman"
TC kuruluş aşamasından önceki dönem de dahil sürekli savaş,kargaşa ve kaos içinde yaşadı.Bunların belli kısmına dahil oldu belli kısmını kendisi yarattı.Sistem bunlardan istifade ederek kendini korudu,'geliştirdi,ilerletti'.Doğanın en temel kanunu olan değişimi 'düşman' kavramı üzerinden uygulayarak kendi insanını ezdi,ezdirdi,işkencelerden geçirdi,katliam yaptı.Ülkede olup bitenlerle pek ilgilenmeyen ve ilgilenmesini de asla istemediği sıradan insanlara da kapitalizmin sömürüsüne layık gördü.Batı kapitalist sistemi varolan herşeyi kendi emel ve çıkarına kullanmakta uzmanlık derecesinde maharetlidir.Feodalite,komünizm hayaleti ve sonrasında 'tehlikesi' ,kölelik,3ncü dünya diktatörleri,sanayileşme,hukuk,bilim vb sayılabilecek çok sayıda kavramı kullanarak kendi sistemini yerleştirdi ve/veya güçlendirdi.Batı sistemini kendince uygulamaya çalışan TC de benzer yollar izledi,ya 'düşman' yarattı ya da hazır buldu. Gericilik,kömünizm,pkk ve şimdilerde ergenekon(ulusalcılar) 'düşman' ilan edilerek sistem manüpülasyonu devam ettirilmektedir...
Aklı başında her sol,sosyalistin gericilikle mücadele etmesi gayet doğal ve doğrudur.TC nin de gericilikle mücadele etmesi gayet doğal ve doğrudur.Yanlış olan uygulanan metotlar ve yöntemlerdir,samimiyetsizliktir...Osmanlının son dönemlerinde başlayan batılılaşma hareketleri İT ile merhale katetmiş TC ile temel anlayış haline gelmişti.Sistem yanlıları tarafından dillendirilen 'batılılaşma değil çağdaşlaşma' söylemlerinin aslında TC açısından aynı kapıya çıktığı görülecektir.TC kurulduğundan beri asla kapitalizme karşı çıkmamış tam tersi bu yolda kendi burjuvasisini oluşturma yoluna gitmiştir.Dolayısı ile hedeflediği kapitalist modernitedir ,bilimsel modernite değil.Buradan da TC açısından çağdaşlaşmanın,Osmanlıdan beri devam edegelen batılılaşma hareketinin devamı olduğu anlaşılır bir durumdur...TC gericilikle mücadele ederken uzun yıllar kemalizmi daha sonra laiklik kavramını önplana koydu.Bu kavramlar üzerinden 'çağdaş' toplum oluşturmayı düşündü.68 kuşağının önemli oranda kemalizme sarılmasında gericilikle mücadele ve 'çağdaşlaşma' anlayışı vardı... Ne var ki sistem, oluşturmayı düşündüğü 'Türk' toplumu uğruna gericiliğin ana kaynağı durumundaki dine sarıldı.Bu aslında tezat olmayan bir tezatlıktı,temel politikalarıyla örtüşen konumdaydı.Keza 12 eylül zihniyeti bir yandan okullara din kültürü ve ahlak bilgisi dersini koydu diğer yandan türbanı yasakladı.90 lı yıllarda bir yandan bir karış sakallı adamları gösterip irticai tehlike yaygarası kopartıldı diğer yandan tarikatsal yapılar el altından beslendi.Fethullahçıların okulları,dersaneleri,öğrenci yurtları,her köşe başına yaptırdıkları camileri,vakıfları,dernekleri vs devletin verdiği resmi izinle faaliyet yürütüyorlar... Kapitalist modern bir toplum hedefleyen TC,elbette düşünen,sorgulayan insanlar istemeyecekti.Böylelikle toplumsal ve kültürel yozlaşma hayatın bir parçası haline getirilerek,seks filmleri furyası,arabesk,ezbere eğitim sistemi,lise düzeyindeki üniversiteler,medya...vb...olgularla sistemin ideolojik manipülasyonu desteklendi.Görünürde gericilikle mücadele eden sistem özellikle komünizmle mücadele kapsamında yine gericileri besledi.Burada tezat olmayan 'tezat' durumu şuydu;radikal islamcılara karşı olmak ılımlı(kontrol altındaki) islamcıları beslemek...
TC kuruluşundan önce işgale karşı yürütülen,aslında bunun üzerinden egemen olma amacını güden,görünürde ise halifelik ve saltanatın(siz vatanın diye okuyun) işgalden kurtulmasını hedefleyen dönemde komünistlerle ilişkiliydi.Burada yine ünlü tezat olmayan 'tezat' karşımıza çıkıyor.Ankara Meclisince yürütülen savaşa destek amacıyla Anadoluya geçen TKP lideri M.Suphi ve arkadaşları Karadeniz sularında katledilirken Lenin liderliğindeki Sovyetlerden yardım almaktan da geri durulmuyordu.TKP liler,meclis içinde İT kadrolarına ciddi alternatif olması olasılığından katledildi,Sovyetlerden yardım alınması ise stareteji gereğiydi.TKP böylesine kötü başlangıca rağmen her nedense! sistem ideolojisiyle hep barışık oldu.Sovyetler ise iyi başlangıca rağmen sonradan 'düşman' olarak görüldü.Oysa ki Lenin liderliğindeki Sovyetler,işgalden kurtuluş savaşında yardımı dokunan tek ülkeydi.Yine 1927 yılında İstanbul/Taksim de açılan anıt heykele savaşta büyük yararları görülen iki Rus generalin heykeli M.Kemal'in emriyle 1929 da eklenmişti.Tüm bunlara rağmen minnettarlık duyulması gereken komünistlerden neden nefret edilir hale gelinmişti? Bu sorunun iki cevabı olsa gerektir.Birincisi, neden komünizm değil de kapitalizmin cevabında gizlidir.İkincisi,birinciyle ilintili reel politiğin dayatmasıdır.Her iki cevabın da muhatabı egemenler ve onların birinci derece rotasındakilerdir.Dolayısıyla halk nezninde komünistlerden nefret sözkonusu değilken nötr durumdan sözedilebilir.Kuşkusuz ki bu nötr durumu komünistlerin lehine çevirmek yine komünistlerin görevidir.Keza 68 kuşağı bunu başarmıştı da.Sistemin ve medyanın olanca manüpülasyonuna rağmen halk Denizleri sevdi,Y.Güney'i sevdi,Nazım'ı sevdi...Esas itibarı ile nato üyeliği öncesinde komünistlerle olan mücadele sonra komünizmle mücadeleye döndü.Böylece toplumsal olaylar sistematik hale getirildi...
70 li yıllar devrimcilerin devrim için en yoğun çalıştığı,mücadele ettiği aynı zamanda bölünerek çoğaldığı yıllar oldu.Devrimci gruplar içindeki Apocular tarafından 1978 de Diyarbakır'ın Fis köyünde Kürdistan İşçi Partisi(PKK) kuruldu.PKK,TC nin kurulduğundan beri yaratmayı amaçladığı 'Türk' kavramı uğruna diğer unsurların inkarının yansıması olarak doğdu.Yani PKK,neden sonuç ilişkisinin sonucuydu,nedeni değil.İlk büyük eylemini 1984 te yapan PKK,başlangıçta sosyalizmi, bağımsız Kürdistanı savunurken zaman içinde reel politiğin amaçlarına uygun stratejiler izledi.Bütüne direk ulaşmak yerine daha alt kavramlardan bütüne giden yolda ilermeyi hedefledi.Yani,tümdengelim yöntemi yerine tümevarım yöntemini tercih etti.Demokratik özerklik talebi bu anlamda okunmalı diye düşünüyorum.Demokratik özerkliği sadece Kürtlerin özerkliği olarak ele almak hem gerçekci olmaz hem de konuyu dar bir alana sıkıştırmak anlamına gelir.Demokratik özerklik ile ülkenin sosyalizm yolunda bir adım atması sadece Kürtlerin değil,Kürtler sayesinde herkesin bundan faydalanması anlamına gelir.Bu yolda Kürt hareketine destek olmak yalnızca devrimcilerin,sosyalistlerin değil rasyonel düşünebilen tüm beyinlerin görevi olmalıdır... Sistem PKK ile mücadelesinde,komünizm ve devrimcilere yönelik yıllardır uyguladığı yöntemleri kullandı.Toplumsal birçok olayı komünistlerin ve devrimcilerin üzerine yıkmaya çalışan sistem,içerdeki ajanlar vasıtasıyla gerçekleştirilen birçok olayı PKK üstüne yıktı.Kendi yanlışları PKK nin yanlışlarının kat ve kat üstünde olmasına rağmen PKK ninkileri önplana çıkardı.PKK nin öldürdüğünün beş on katı insan öldürmesine rağmen hepsinin katili olarak PKK yi gösterdi.PKK nin barış taleplerine ve eylemsizlik kararlarına itibar etmeyen sistem her zaman olduğu gibi medya aracılığı ile dezenformasyona gitti... Gelinen nokta itibarıyla,artık,Kürt tarafının uzattığı barış elinin havada kalmaması ve mutlu insanların yaşadığı bir ülke özlemiyle sistemin kendi içinde açılıma ihtiyacı gitmesi şart görünmektedir...
Batı kapitalist sistem açısından komünizm 'tehlike' olmaktan çıktıktan sonra yeni düşman arayışları çok da uzun sürmedi.Abd nin,Afganistanda Sovyetlere karşı beslediği Usame bin Ladin in örgütü Taliban,2001 yılında ikiz kulelere saldırınca,adeta saldırtılınca, aranan yeni 'düşman' bulunmuştu;uluslararası terörizm...Böylece ABD ve arkasındaki egemenlerin,kuzey afrikadan ortadoğuya oradan Pakistana kadar olan bölgeyi kendi emel ve çıkarlarına göre dizaynını öngören Büyük Ortadoğu Projesi(BOP) uygulamaya geçti. TC açısından ise komünizmle mücadele konseptinden çıkıp yeni dünya düzenine göre yeniden şekillenme,Türk-islam sentezinden ılımlı islam projesine geçiş şeklinde olacaktı.Bu projeyi gerçekleştirmek için belirlenen 'düşman' ise ergenekon(ulusalcılar) oldu...TC on yıllar boyunca Türk-islam sentezini uyguladı,buradan ülkücüler ve fethullahcılar yaratıldı.Suni komünizm tehlikesine karşılık,birbiriyle belli oranda içiçe geçmiş suni milliyetçiler ve suni müslümanlar oluşturuldu.Komünizmle mücadele konseptinden çıkışta artık suni milliyetçilere ihtiyaç kalmadığından bunların ya tasfiyesi ya da yeni düzene entegrasyonu gerekliydi.Seçilen entegrasyondu ancak buna uymayacak olanların ve ardışıklarının tasfiyesi de gerekliydi.Dolayısıyla ergenekonda ülkücülerden çok ardışıklarının dava edilmesi toplumda kafa bulanıklığı yarattı... 2000 lerin ortalarında emniyet raporlarına,ulusalcılığın terörle mücadele kapsamına alınması yönünde yazılar yansıyordu.14 mart 2008 de akp ye açılan kapatma davasından bir hafta sonra 22 mart ta ergenekon davasında, büyük yankı uyandıran ünlü 5nci dalga gözaltılar terörle mücadele ekipleri tarafından yapıldı...Ergenekon davası,devlet içindeki çetelerin çökertilmesi değil yerine yenisinin konması,asker-sivil ulusalcıların tasfiyesi ve bunun üzerinden ılımlı islamın yerleştirilmesi hedefini gütmekteydi.Ordunun yönetim kademesinin son yirmi yıl içinde ulusalcılığa kayması ve ulusalcıların,Türkiye'nin Rusya ve İran ile bir Avrasya oluşumuna gitmeyi istemesi egemenlerce müdahaleyi gerektiriyordu.Tüm bunlar bir bütünlük halinde ergenekonun 'düşman' olarak belirlenmesi için yeter de artar sebeplerdi...
Toparlarsak,
Kapital egemenliğe dayalı sistemin,kendi varlığını koruması ve devam ettirmesi için 'düşman'a ihtiyacı var. Aynı şekilde bu sistemin bir parçası olan TC nin de kendi varlığını koruması ve devam ettirmesi için 'düşman'a ihtiyacı var.Bu sistemin başrol oyuncusu ABD,Taliban üzerinden BOP(veya değiştirilmiş halini)u uygularken TC de BOP un bir parçası olan ılımlı islamı ergenekon üzerinden uyguluyor.Bölgenin yapılanması ise,İsrail üzerinden TC aracılığıyla uygulanıyor...
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
