Aktif Boykot
Cumhurbaşkanı'na veda etti.
Başbakan'a ve onun partisi AKP'ye de.
Elbette 'ana muhalefet' partisinin başkanıyla da kucaklaştı.
Sonra, medya jargonunda moda deyimle 'bir ilke' daha imza attı.
Gitti MHP binasına girdi, Bahçeli'yle sarmaş dolaş oldu.
Kim bütün bu işleri yaptı?
Kim olacak; emekliye ayrılan ünlü Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ.
Ne var bunda diyeceksiniz. Adam emekli olmuş, Köşk'e, Başbakanlık Konutu'na, AKP Genel Merkezi'ne, CHP Genel Merkezi'ne ve MHP Genel Merkezi'ne gidip, buraların zevatıyla helalleşip onlara veda etmiş.
Haklısınız haklı olmasına da, ben sizin dikkatinizi, medya jargonunda moda olan deyime çekmek istiyorum. 'Bir ilke imza atmak' deyimine. Tarihimizde ilk defa emekliye ayrılan bir Genelkurmay Başkanı, protokol icabı Köşk, konut, hükümet partisi ve ana muhalefet partisi dışında, Meclis'te grubu bulunan bir partiyi, MHP'yi de veda etme amacıyla ziyaret etmiş.
Neden MHP'yi ziyaret etmiş de, örneğin Kurtulmuş'un partisi Saadet'i ziyaret etmemiş.
Yanıt kolay.
Çünkü Saadet'in TBMM'de grubu yok.
Böylece asıl soruya gelmiş olduk: TBMM'de grubu olan bir başka parti daha var: BDP.
Neden emekli paşa BDP ile aynı statüde olan MHP'yi ziyaret etmiş de, BDP'yi ziyaret etmemiş? Paşa neden BDP'yi 'boykot' etmiş?
İşte bu manzara, Türkiye'nin gerçek manzarasıdır. Milliyet'te Fikret Bila'nın yazısından şu cümle ilginçtir:
'Başbakan Erdoğan resepsiyondan, İlker Paşa'yla öpüşerek ve kucaklaşarak ayrıldı. Başbakan Erdoğan'ı yeni Genelkurmay Başkanı Koşaner kapıya kadar uğurladı.'
Yani işler yolunda...
Başbakan BDP'yi her fırsatta boykot ediyor. Şimdi referanduma sunulan anayasa değişiklik paketiyle ilgili biricik ciddi önerilerde bulunan BDP'yle görüşmeyi reddediyor.
'Öpüşerek, kucaklaşarak' ayrıldığı paşa BDP'yi boykot ediyor.
Taraf gazetesinin 'sivil paşası' Ahmet Altan BDP'yi boykot ediyor.
Sonra da oturup, bunların tümünü savunanlar, BDP'nin referandumu boykot etmesine karşı ağızlarına geleni söylüyor.
Bunlardan birisi de Yeni Şafak'ın yazarı Ali Bayramoğlu.
Önce şöyle yazmış:
'Acıklı bir durum da, referanduma 'evet' diyeceğini açıklayan tek bir sol siyasi parti ya da örgütün, dernek ya da kurumun ortaya çıkmamış olmasıdır.
'Hayır' deme konusunda, sol, ülkücüler, ulusalcılar, PKK-BDP bir ittifak içinde görünüyorlar.'
Acıklı durumda olan Yeni Şafak yazarı. Çünkü o -yalan demeyelim de- uydurma şeyler yazıyor.
'Evet diyeceğini açıklayan tek bir sol siyasi parti yok' lafı uydurma. Var. Hem de iki tane. Birisi DSİP, diğeri, bir ara Ufuk Uras'ın kurulmasında yer aldığı EDP, 'evet' diyor. Yazarın gözü AKP gözlüğü yüzünden etrafını göremez olmuş.
İkincisi, 'PKK-BDP hayır' demiyor. Bu iddia da uydurma. Kürt Özgürlük Hareketi bir bütün halinde referandumu boykot ediyor.
Boykot ile 'hayır' aynı şeydir diye düşünüyor bu afili yazar. Öyle olmadığını anlaması için, bir an 'hayır' diyen tüm partilerin referandumu boykot ettiğini düşünmesi yeterdi. Çünkü 'hayır' diyecek olanlar, 'hayır ile boykot' nasılsa aynı şeydir diye bu akıllı yazarın aklına uysaydılar ve o halde 'hayır' diyeceğimize, evimizden çıkıp yorulmadan, referandumu boykot ederiz deseydiler ne olurdu?
Şu olurdu: Anayasa paketi, AKP'nin isteği doğrultusunda, boykot edenlerin oranı her ne olursa olsun, yüzde yüz evet oyu alarak yasalaşmış olurdu.
Demek ki, 'hayır ile boykot' aynı şeyler değilmiş.
Hatta AKP'ye karşı olan herkesin 'boykot'u, 'evet' anlamına geliyormuş.
Böyle uyduruk yazılar yazacaklarına, bizim demokrat aydınlarımızın, bir paşanın 'teamülleri' çiğneyerek, TBMM'de grubu bulunan partiler arasında Kürtleri temsil edeni dışlamasındaki ırkçılığı, ayrımcılığı, bu hareketi yok etme niyetini ele almaları ve böyle paşaları protesto etmeleri daha yakışık alabilirdi.
Her neyse...
Durum şu: Referandum'dan 'evet' de çıksa, 'hayır' da çıksa, Türkiye'nin siyasi çehresinde çok şey değişmeyecek. Evet çıkarsa, AKP bunun üstüne yatacak ve 'hayırcıların' daha köklü anayasa değişikliği korkusu da ortadan kalkacak. Tersi olursa, bu defa AKP, eğer ille de Anayasa'da bu değişiklikleri yapmak istiyorsa, BDP'nin de olurunu sağlayarak bir kere daha anayasa değişikliği yapacak. Yani bu işler dünyanın sonu değil.
Ama referandumun Fırat'ın doğusunda boykot edilmesi, boykot oylarının geçen yerel seçimlerdeki BDP oylarını aşması, yeni bir duruma neden olacak: Hiçbir sorunun Kürtsüz çözülemeyeceği bir kere daha kanıtlanacak...
O halde, boykot kararını 'aktifleştirmek' için kollar sıvanmalı...
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
