30 ağustos vesilesi !! ve m. pekdemir'in.., özerlik-cemat yazısı
halk dilinde derler ya..,
bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü!!!??
aslında bugün bayram yani 30 ağustos bayramı.. demekki eniştenin bir öpme sebebi varmış..
melih pekdemir'in aslında.., kimi "öptüğü" ve niçin bugün öptüğü ve de bu öpücüğün "örümcek öpücüğü"(*) olup-olmadığı da belirli-belirsiz.. !!
başlık güzel..
((özerklik hayırlı bir öneridir..))
ama bu başlıkla sınırlı bir yazı yazmamış.. yazının başlangıcında..
((Cemaat vesayeti ve Kürtlerin özerkliği))
diyerek bir eşleştirme yapmış.. haliyle başlarken sormak zorunda kalıyorsun.. özerlik ile cemat vesayeti bağlantısı kurulabilinir diye düşünürken.. ama bahsettiği kürtlerin özerkliği.. o zaman cemat vesayeti ile bağlantısı nedir diye kafa karışıyor..
en iyisi okumaktır diyerek başlıyorum..
(((Türkiye’nin şekillenmesinde halihazırda iki faktör öne çıkıyor: Cemaat vesayeti ve Kürtlerin özerkliği...))
bu aslında bir yanı ile doğru bir yanı ile de manüple içeren bir cümledir yada tespit diyeyim..
kürtlerin özerkliği haliyle türkiyenin şekillenmesinde etkin bir faktördür.. kürtlerin "yokluğu" nasıl ki.., türkiyenin.., ilk şekillenmesinde önemli bir faktör ise.., haliyle bunu bozmak da ve bu anlamda etkin konumda olarak türkiyeyi bu zeminde değişime zorunlu kılmak da.., önemli olmaktadır..
bunda anlaşılmayacak bir şey yok.. sadece pekdemir bu işe ne diyor veya nasıl bakıyor yada kürtlere nasıl olmalı-olmamalı.., diye direktif veriyor bu ayrı bir konu!!!
işin burasına ilerde değineceğim..
ama asıl olarak.., cemat vesayeti mevzusunu "aydınlatmak" gerekir..
cemat..; genel anlamda.., sosyal-siyasal-kültürel-ekonomik vs. bir topluluk bir grup anlamına gelir.. bahsedilen ise.., dini temelli olan ama aslında siyasal-sosyal ve de ekonomik işleyişleri ile bir bütün olan .., yani sosyal-siyasal bir gruptur.. yani fettullah hoca grubu..
vesayet ise.., bir "şey" üzerinde.., o şeyin iradesi adına kendi iradesi ile ki tasarruf yetkisidir.. ama vesayet asıl olarak kendine ait olmayan bir şey"in üzerinde korumacı olarak yetkili olmak anlamında da kullanılır.. ve belirli kurallarla sınırlı geçici bir şeydir..
günümüzde bu kalıcı hakimiyet gibi kullanılıyor ama bence yanlış..
sistem bunu doğru kullanırken.. bazı "sol" ise hakimiyet anlamında kullanıyor..
kısaca devlet kurumları ile bir organizasyon ise.., bunu işletecek olan yani belirli kurallarla yetkili kılınan anlamında .., vesayet kullanılıyor.. bilinçli bir söylemdir.. devletin sahibi vardır.. vesayet hakkı verilen bu sahibinin çizdiği kurallar çerçevesinde etki-yetki kullanır anlamındadır..
yoksa.., hakimiyet dikta vs. demek gerekir..
melih pekdemir bunu ne anlamda kullanıyor ..?? sanırım kendisi de bilmiyor.. çünkü onun derdi bu değil.. başkadır..
cümlenin bu kısımına yeniden dönersek..;
(((Türkiye’nin şekillenmesinde halihazırda iki faktör öne çıkıyor: Cemaat vesayeti )))
diğer kısmı kafa karışmasın diye almadım..
cümleden anlaşıldığı gibi türkiye yeniden şekilleniyor..
yani.., pekdemirin nedense vurgulamadığı ama benim eklediğim bu yeniden sözümle .., şunu söylemek istiyorum..
ilk başlangıç olmasa gerek yada birileri bozdu da.. dağıldı gitti yeniden başlanıyor olmasa gerek..,
haliyle bu değil ise.., var olan vesayet kaldırılıyor yerine bir başka vesayet getiriliyor.. bu yüzden türkiye şekillenmesi diyor olsa gerek..
yazıyı üç-beş defa taradım.. eski vesayet nedir?? bir kısacık da olsa anlatıma rastlamadım..
madem Türkiye’nin şekillenmesinden ve cemat vesayetinin gelmesindenbahsediyoruz.. eski halinden ve eski vesayetten de bahsedilmez mi? iyi mi idi? kötü mü? gelen gideni aratır mı? eskiye sahip mi? çıkalım vs vs. bu sorular ortada kaldı..
tek öğrendiğimiz.. cemat vesayetinin geleceğidir..
ve gelince ne olacağıdır.. belki buradan eskisine nasıl baktığını anlayabiliriz.. benim eski şeflerimden olduğu için o leb derken ben çorum da değil hathuşaş dediğini anlarım..
((((Cemaat bugüne dek devletten ve hatta siyasi partilerden özerk olmaya çalışır, kendisine böyle güç toplardı. “The Cemaat” niteliği belirginleştikçe önemi arttı ve müesses nizamda kontenjandan yer bulmuş oldu… Hattizatında Gülen cemaati ABD’nin içsel bir olgu olmasının aparatlarından birisi, öteki de malum NATO ordusu… Küreselleşen sermaye koşullarında burjuva sınıfı bu olgulardan epey nemalanıyor.)))
Melih pekdemir farkındamı bilmem ama gülen cematini..; gelişme süreci ve varlık nedeni anlamında.., olduğundan farklı sunmakla aslında.., övmüş oluyor..
((((Cemaat bugüne dek devletten ve hatta siyasi partilerden özerk olmaya çalışır, kendisine böyle güç toplardı.)))
Yok böyle bir şey.. gülen cemati kendini övmeye kalksa.., bundan daha iyi cümle kuramazdı....
Gülen cemati nasıl gelişti kimlerden destek aldı.. siyasi destekler.., devlet katında destekler ve en önemlisi dışa açılırken iş ve eğitim alanında bizzat destekleyenleri(İsra il(mossad) ve abd(cıa) referansları) bilinmeyen şeyler değil.. ve melih pekdemir de çok iyi bilir..
Haliyle özerk olacaktır.. toplumsal bir zemin yaratıyorsun.. var olan eski vesayet içinde kendini bir yere eklemlemene zaten izin vermezler.. ve vermediler de.. akp çıkışı bu anlamdadır.. milli görüş operasyonu ve akp yaratımı bizzat gülen cemati içinde işleyerek oluştu..
İlk başlangıçdaki gülen cemat işleyişi-argümanları-elemanları ve araçları ile sonrası aynı mı?? Kimler tasfiye oldu vurgunlar bile yaşandı..
Kısaca güç toplaması olayı farklıdır.. şimdiki yapısal organizasyonu ve denetim mekanizması .., başlangıcından çok başkadır.. burayı uzunca ve inatla açtım.. çünkü şimdi ele alacağım cümle anlamında önemlidir..
((((… Hattizatında Gülen cemaati ABD’nin içsel bir olgu olmasının aparatlarından birisi, öteki de malum NATO ordusu…)))
İşte bam teli ve zırt sesi burasıdır..
Abd nin içsel olgu olması..; ben bildiğime göre pekdemir hayli hayli bilecektir.. bu yeni-sömürgecilik tezinin temel noktasıdır.. ve mahir çayan bunu 68 li yıllarda Türkiye somutunda teorileştirmiştir.. ve o zamanlar .., ne gülen cemaati vardı nede vesayeti vardı..
ne oldu da abd dış olgu haline geldi ve bu gülen cemati ile iç olgu oluyor.. yada olma aparatıdır.. ??
aynı sorular.., nato ordusu gibi muallak bir kelime için de geçerlidir.. bu ordu natoya üye değil iken.., emperyalizm dış olgu mu idi.. yada.., üye olduktan sonra.. ordudan başka aparat yokmuydu da yanına gülen cemati yeni ekleniyor..??
pekdemir.. cemat vesayeti derken.., sahte ulusalcıların asker-bürokrasi vesayetinin yerine gelecek olan “İslami-sivil vesayet” tehlikesine vurgu yapıyor.. yapsın.. bu noktada doğruluk payı var.. ama.., buna karşı çıkarken.. var olan vesayeti ele almaması ve bu yeni vesayeti abd ile ilişkilendirirken eskisinin abd yaratımı olmasını atlaması ilginçtir.
Tamam buna hayır diyoruz.., ama buna hayır derken de.., eskisine evet demek zorunda değiliz..
Tıpkı liberal şövenlerin yaptığı gibi..; eskisine hayır derken bu yenisine evet demek zorunda da değiliz..
Kısaca her ikisi de önümüze koyulan arasında bir tercih anlamına gelmiyor mu??
bu soruların yanıtından ulusalcılık çıkar.. buyrun yanıtlayın.. yanıtlarken de.. pekdemirin.., akp-gülen vs. gibi bu yeni aparatları.., hürriyet itilafçılar.. ve tasfiye edilenleri de.., i.terakkici olarak tanımlamasını da dikkate alın.. ve arkasından.., neo-liberal Anadolu İslam sermayesi tespitini de ekleyin..
(((((Hanefi Avcı’nın kitabı hakkında BirGün’de yeterince yazıldı. Yani ötesine pek gerek yok. Ama cemaatseverlerin şu argümanlarına gülmeden geçemeyeceğim: “Ne olmuş ki” diyorlar, “Fethullahçılık suç mu, mesela bir polis, bir hakim, savcı filan Fethullahçı olamaz mı?” Bre densizler! Peki Alevilik suç muydu ki, “yok Aleviler HSYK’yi ele geçirdiler, şöyle yaptılar böyle yaptılar” diye vaveyla kopardınız! Kendilerine zaten “hareket” adını da veren, “hareket olarak örgütlenen” Fethullahçılık ise bir “örgüt” mensubu olarak kendi hiyerarşisi içinde siyasi faaliyet göstermek değil mi? Evet öyle! Yasaları filan bir kenara bırakıp kendi örgüt hedefleri doğrultusunda mevzi kazanmak değil mi?
Evet öyle! Öyleyse? Behey şaşkınlar! Sizin mantığınızla Ergenekoncular da pekâlâ bir “inanç” (ulusalcılığa olan inanç!) örgütlenmesi sayılamaz mı?))))
Son bölüm eleştiriden ziyade iki “kesim” arasında bir tercih manüplesi gibi durmuyor mu? Sizce!!
İkinci bölümde.., Kürtlerin “demokratik özerklik” önermesi nasıl.., Kürtlerle sınırlı özerliğedönüştürülüyor ve cemat vesayeti ile neden eşleştiriliyor konusuna gireceğim..
(*) .. örümcek öpücüğü bir değimdir.. karadul denilen örümcek üreme ilişkisi bitiminde eşini öldürür.. bu anlamda seviyor gibi yaparken aslında öldürmeyi amaçlayan anlamında kullanılır..
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
