Cadı Avı

Cadı Avı

Karda beliren ayak izleri bir süre sonra belirsizleşir. Doğanın temaşası gün yüzü görmemiş izleri siler atar belleğinden ta ki sonraki izler oluşana dek. Ama kısa bir sürede olsa yol gösterici olabilirler patikalardaki izlere öykünerek.
Karda yürümek ne kadar zahmetli de olsa, üstünde yürümek yeryüzüyle bir olma duygusu ve çıkan “ses”, yüzdeki soğukluğu unutturur.
An’lık iz olmasına rağmen kardan geriye kalan bir duyumsallık söz konusudur.
“kart-kurt” sesi.
Farklı yorumlarda dem vurursak uzun süre arka arkaya yinelenen bir tarihsel süreçten sonra bu “ses” bir bölgedeki insanları niteleyen bir sözcüğü dönüşür.
Dil çalışmalarında bu tip yaklaşımlar ne kadar tebessümle karşılansa da bir o kadar etkin olduğu zamanlarda olmuştur ve belki de maalesef hala olabilmektedir.
Öte yandan alakalı alakasız sözcüklerin sürekli tekrarlanması, kullanılan sözcüklerin nasıl ortaya çıktığına ilişkin bir serüvene sürükleyebilir.
İşte kar da yürürken “kart kurt”la başlayan tebessüm silsilesi bir feministin acaba “erkek” sözcüğü nasıl oluştu? Sorusuyla sözcüklerin yaşamsal kaynaklarına çekebilir insanı.
“ürkek”, “ürkek”, “ürkek”…n sayıda “ürkek” ve sonuçta “erkek” mi?
Annesinin şefkatli sesiyle “a benim ürkeğim” denmesi ve yinelenmesiyle ortaya çıkan delişmen “ata-erk-il”lik.
Belleklerimizdeki bu “iz”ler bile farklılıkları fark-sız kılan yaklaşımların etkisinin göstergesi değil mi? Bilinçsizce bir türbülânsa zorlanmak belki de.
“Farklılıklar metastaz yapmasın her şeyimizi yitiririz.”
“’İyi/kötü’, ‘günah/sevap’, ‘siyah/beyaz’ birbirine karışmasın.”
Çünkü ‘üçüncü hal’ hala imkânsız.*
Bu şekilde çerçevelenmek ve sınırlanmak hatta sınırda olmak.
Aslında bir yanda da rehâbilite edilmek ve sınırdan kurtarılmaya çalışılmak- sınırın ötesinden gelen tehdidin bertaraf edilmesi için sınırın aşılması. Cadı avının halkalarının tamamlanması için “hoşgörü”yü dönüştürücü olarak kullanmak.
***
Her şey aslında “sınır”da olanı, ötesinden gelen tehditten korumak için değil mi zaten… Bir nevi karda yürümek ama izini belli etmemek. Korku politikası… Halüsinasyon.


*Aristoteles’e göre (klasik) mantıkta, özdeşlik (identity), çelişmezlik (contradiction) ve üçün halin imkânsızlığı (excluded middle) olmak üzere üç temel prensip vardır. Bu ilkeler aynı zamanda aklın/düşünmenin de ilkeleridir ve tümdengelim yöntemiyle çalışırlar.

Umut Aaron