a.altan ve "hava raporları" üzerine

yine.., ahmet altan'ın bir yazısını ele alacağım.. ama öncelikle belirteyim ki.., amacım ahmet altan eleştirisi olmayacak.. şimdiden açıklık getirmiş olayım..

siyaset bilimi.. renklerin tarifi değildir.. yani kim ne renk belirtmiş olmakla siyaset yapılmış sayılmayacağı gibi.., sadece bu renk tasnifi ile de.., politik sürece müdahil olunamaz..
marksın meşhur gotha proğramı üzerine eleştiriel yazıları bilinir ve her zaman da alıntılarda kullanılır.. ne için kullanılır..
1- sınıflar mücadelesine nasıl bakmalı
2- marksizm asıl böyledir
3- revizyonist-opotünist-liberal vs. bilumum haşarelere karşı en etkili ilaçtır..

ben bu güdü ile okudum ama işin böyle olmadığını da sonraları algılayabildim..
önecelikle olay ne? idi.. ve eleştiriel yazı neyin üzerine? idi..? sorularını sordum..
olay..; lasalle cilerle marks yandaşlarının ortak parti proğramı olan gotha proğramıdır..
eleştiri..; marks yandaşlarının.., bu proğram ile .., aslında lasalle cilerin dümen suyuna düşmesi üzerine yada bu iddia ile marksın müdahalesidir..

yani..; lasalle eleştiriliyor sanılsa da marks itle yatan pire ile kalkar misali yandaşlarının lasalle cilerin dümen suyuna girmesi eleştirmekte ve hangi noktalarda bu duruma düştüklerini göstermek istemektedir..

bende herkes gibi.., bu eleştiriel yazı ile.., lasallecilerin yani revizyonistlerin eleştirildiğini sanıyordum..
ama.., öyle derseniz bu anlaşılır.. böyle derseniz aslında şu demektir.. bu yüzden böyle demeniz gerekir vs.. tarzındaki söylemlerin.. aslında marksistlere yönelik olduğunu sonradan anladım..

başlıktaki konu ile bağlantısı ne??

birileri.., başkalarını mavi-sarı-mor-yeşil-lacivert-yavruağzı vs. olarak tasnifliyor.. eğer.. her renk kendisini zaten üzerindeki renk ile tanımlıyorsa.. zırt-pırt bunu belirtmenin anlamı olmaz..
bu renklerin.. siyasal yaşam denilen tabloya nasıl ne şekilde ve nerelere yerleştirileceğini analiz edebilip, öngörmek daha önemlidir.. hatta ara renkleri ve karıştırılacak renkleri de analiz edebilmek gerekir ki.., zaten bu sayede renk körü olunmadığı da ortaya çıkar...

taraf" gibileri kendilerini zaten liberal olarak tanımlıyor.. r.o.kütahyalı bas bas bağırıyor ben liberalim diyor..
birileri de kalkmış.. onların ne kadar!! liberal olduğunu ispatlamaya çalışıyor.. ve tüm liberalleri ve de bunların kendi içindeki farklılıklarını da aynı sepete koyuveriyor.. yani hepsi gri oluyor..

bence.., her biri ne diyor?.., derken ne amaçlıyor?.., aynı kaba mıçarlarken dalaşıyorlar mı? dalaşıyorlar ise neden ve ne amaçlanıyor.. vs. vs. kısaca.. içeriğe bakarım..

gotha proğramı eleştirisini bunun için burada işledim..

herkes dürüst olsun.. o eleştiri lasalcılara değil.. oraya eklemleneceği belli olanlara yani marksistlere yapılmıştır..

bu bir öngörüdür.. marks bu işin sonunun nereye varacağını görmüş ve uyarmak istemiştir.. hoş.., öngörüsü de uyarılara karşın aynen gerçekleşti.. avrupa da marksizm!! etykin oldu ama gotha proğramı temelinde bir marksizm etkin oldu.. eleştirilen yanı ile değil..
üstelik halefi olan en ağır toplar! sayesinde..

bunu basit bir söylem ile yani "dönek"lik ile açıklamak lenin'e düştü.. aslında hiç de başarılı değildi.. avrupa solu içinde her zaman onlar ağırlıkta oldu..
savaş ve sonucu olan 17 ekim olmasaydı lenin bile marjinal kalabilirdi.. ki lenin bunu da.., marksın ana öngörüleri dışına çıkarak başarabildi..

bu anlamda.., taraf vs. gibi liberallerin liberal olması "diğerlerinin" de günahkar olmadığını göstermez..
süreci okuyamadıktan sonra.., yani.., yaratılacak olan.., siyasal tabloyu doğru çözümlemeyip.., öngöremedikten sonra.., palatte bulunan renkleri tarif etmek anlamsız olur.. "kullanılır malzeme" olarak hemde kırmızı olarak o palette yerini alır tablonun yapılmasında katkı malzemesi olursun..

gelelim.. ahmet altan yazısına..

yazıya gelmeden önce.. başlığa konu olan a.altanın hava raporu tahmininden bahsetmek isterim..

hava raporlarının bilimsel tahmin yöntemleri dışında.., bir de halkın tahmin yöntemleri vardır.. havadaki bulutlara ve hareket şekillerine ve de rüzgara bakarak tahminde bulunurlar..

yani veri toplar öngörüde bulunurlar..
a.altan da aynısını yapmış..(yazı a.altanın değil ama taraf olunca hepsi
onun diye sayabilirim)

((((CHP ince ince çatlıyor))))
başlık bu.. hatta içinde ironi de var.. buradaki "ince"lerden biri chp Grup Başkanvekili Muharrem İnce oluyor..

(("""""""C Erdoğan’ın anlamadığı... umhurbaşkanı Abdullah Gül’ün"""""""", 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda düzenleyeceği eşli resepsiyon CHP’yi ikiye böldü. CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce’nin önceki gün başörtüsü nedeniyle resepsiyona katılmayacaklarını açıklaması aynı akşam Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Karar için henüz erken” sözleriyle yalanlandı.

CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen ise, 29 Ekim’deki resepsiyona katılmayacağını belirtirken, “Daha önceki resepsiyonlara katılmamak için hangi gerekçelere sahipsem kendi hesabıma şimdi de aynı gerekçelere sahibim.” dedi. Öymen, CHP’li Muharrem İnce’nin açıklamalarının da kendi başına söylenmiş sözler olmadığını, partinin görüşünü yansıtan bir açıklama olduğunu ileri sürdü.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de “Resepsiyon konusunda başkalarının yaptığı açıklama, kendisini bağlar. Bu ve diğer konularda son sözü Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu söyler. Bu konuda da Kılıçdaroğlu’nun yaptığı açıklama bağlayıcıdır. Ne karar alırsa ona uyacağız” dedi.))))

haber kabaca bu.. taraf!! buradan yola çıkarak chp içinde çatlamaların olduğunu söylüyor.. "aferin" kimsenin haberi yoktu.. öğrenmiş olduk..
buna nasıl tepki verilir..!! liboşlar chp nin çatlamasına seviniyor diye kızarak değil mi!! hatta aynı tarz ile asıl siz akp ye bakın deriz..
aslında ortada çatlamalar var bunlar doğru ama neden niçin çatlıyor kim "çatlatıyor" amacı ne diye de sormak gerekir..
öyle yapılıyor mu?? hayır..
birgün uzun zamandır kendini yırtıyordu.. chp ve kılıçdaroğlu güzellemeleri ile..
yani işi biliyor ama bu noktada tek açıklama yazı ve yorum da yok.. nasılsa chp ye pembe demişler ve onu kızartavbileceklerin i sanıyorlar ve soldan sayıp.., %60 sağın! karşısında %40 "sol" içine katıyorlar..

bence.., bir gotha proğramı eleştirisi de bunlara gereklidir.. şimdi olmasa da iler de kesin gerekecek..

ama.., çok kurnazlar ya.. onlar bu işi kürtlerle yakın duranlara karşı gotha proğramı eleştirisi!!! gibi!! yapıyorlar...

ne yapmalı? ve nasıl olmalı?

bunu da ikinci bölümde .., a.altanın bir yazısı ile birlikte anlatacağım..

bu arada dikkatinizi çektimi.. çekmedi ise kendinizi sorgulayın..

"""C Erdoğan’ın anlamadığı... umhurbaşkanı"""""" Abdullah Gül’ün, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda düzenleyeceği eşli resepsiyon CHP’yi ikiye böldü."""

alıntıdaki vurgulu yere iyi bakın.. alıntı yaparken bir hata yapmadım.. orjinali böyle..
ilk aldığım haber..
normalde..,
"C ..umhurbaşkanı Abdullah Gül’ün,""" diye başlaması gerekirken.. araya..., ""Erdoğan’ın anlamadığ""ı... cümlesi girmiş...
ben merak ettim.. araya bu kefal nerden girdi.. buldum..

ikinci bölümde ele alacağım a.altanın köşe yazısının başlığı bu..
demekki aynı elden çıkıyor..

yazının devamı

((Erdoğan’ın anlamadığı...))
yazının başlığı bu.. gerçi bir başka yazının içine de karışmış olsun.. ben buradaki ile devam edeceğim..

her zaman .., başlık önemli derim.. yazının asıl içeriği orada saklıdır..
altan.., sanki marabasından bahsediyor yada aynı işte eşit yetki ile ama ayrı yerde görevli iki kişinin "samimiyeti" ile sesleniyor.. aslında maraba sözüm daha doğru.. bu sesleniş ile yazıdaki "uyarı" ve tehditleri okuyunca anlarsınız..

erdoğanın da bağlı olduğu bir "yetki" adına azarlıyor..

((Başbakan Erdoğan, ne zaman büyük bir siyasi başarı kazansa, arkasından hemen “değişimi” kendi denetimine almaya çalışarak yavaşlıyor.
Sanıyor ki “değişim” onun kafasındaki siyasi hesaplara göre bir ritimle ilerleyecek.
Öyle olmuyor elbette.
22 Temmuz zaferinden sonra Erdoğan “kökten” bir anayasa değişikliğiyle Türkiye’yi değiştirmek yerine “başörtü” meselesine takıldı.
Bu hatasının bedelini kendisiyle birlikte bütün Türkiye ödedi.
Onun “yavaşlamasını” fırsat bilen “statüko” hemen hamle yaptı, az kaldı partisini kapatıyorlardı.
Görebildiğim kadarıyla Erdoğan şimdi aynı hatayı bir daha tekrarlıyor.
Referandum zaferinden sonra hızlı bir değişikliğe giderek sorunları çözmek yerine, değişimin dizginlerini ele alıp, kendi kafasındaki “siyasi hesaplara” göre Türkiye’yi yavaşlatmaya uğraşıyor.
Zorunlu askerlik konusunda, daha önce söz vermesine rağmen, ağırdan alıyor.
Alevilerin şikâyetçi olduğu “zorunlu din dersi” konusunda parmağını kımıldatmıyor; bir de bakanları tuhaf açıklamalar yapıyor.
Kürt meselesinde, “anadilde eğitime hayır” diyerek ümitleri kırıyor.))))
burası tamam.., bir eleştiri gibi ama asıl olarak bunun devamı ilginç..

(((Bu üç mesele de çözüme kavuşacak, Erdoğan istese de istemese de Türkiye bu üç sorunu çözecek.
Erdoğan, bu meseleleri çözüp çözmemek konusunda bir tercih yapacak güce sahip değil, sadece onun değil kimsenin böyle bir gücü yok.
Bu değişimler olacak, ya Erdoğan’la olacak, ya Erdoğan’sız olacak.
Başbakan’ın yapacağı tercih, bu değişimlerin içinde olup olmama konusunda olabilir ancak.))))

hadi bunu da türkiyenin üretici güçlerinin geldiği aşama ve bu anlamda sosyal-siyasal tarihsel nesnel değişim zorunluluğu olarak ele alalım.. da fark etmez erdoğan olmasa başkası olur çözer diyelim..

insan şunu sormaz mı? erdoğan ayak sürüyor yapmak istemiyor ise.. adamı niye "itekleyip" duruyorsunuz..
geç dümene sen yap...
memlekette başka yapacak "adam" mı? yok..

(((Muhafazakâr kesim “sadece kendine Müslüman” bir lider arasaydı, Susurluk’a “fasa fiso” diyen Erbakan hâlâ lider olurdu.
Türkiye hızını Erdoğan’a göre ayarlamayacak, Erdoğan hızını Türkiye’ye göre ayarlayacak.
Tabii, lider olmak istiyorsa...))

ne güzel!! değil mi? herkesi salak kendini çok akıllı sanıyor .. ya da herkesi koyun kendini de çoban.. (doğan tarkandan sonra)

28 şubata kadar bu kitle erbakanın peşindeydi.. aczimendicisinden bilmemnesine kadar ortalık dolu idi.., sincanda tanklarla 28 şubat başladı.. herkes "demokrat" kesildi.. ve ortaya da "demokrat kitleye sahip demokrat" tayyip.. çıktı..
türk filmi senaryosu yazanlar bile bu kadar sallayamaz..

birde 28 şubata karşılar..!! o olmasaydı.. bu demokratik değişime "e-meyilli" kitle ve de bu "demokrasi aşığı" nuri alço kılıklı lideri olurmuydu..

her ne ise...;

eski yazılarında ipuçları var ama yinede.., bu "uyarı" ve tehditleri "neye"?? güvenerek yapıyor.. anlatır zaar..

yine başlık ile bağlantısına geleyim...
sanırım a.altan havada bulut gördü ve hava tahmini sunanlar gibi..
ab den gelen alçak basınç ve waşintondan gelen yüksek basınç sonucu.. lkede bir iklim değişimi olabilir diyor sanırım..

chp haberi ile bunu birleştirir isek.., birilerinin altında toprak kaymaları yaşanacak gibi..

belkide kendi altlarından kayacak..

süreç .., orta yoğunluklu savaşa dönüşür ise.. ne yapacaklar..
akp nin ekmeğini "gönüllü" yağlarken.., tsk ya sümsük atarak.., ulusalcılara kafa atarak kürtlerinde her tarafını didikleyerek işleri idare ediyorlardı..
ne tsk ya laf edebilir ne de ulusalcılara.. kala kala kürtler kalır ki.. kürtler de.., onları dinlemeyi çoktan bıraktı zaten..

önümüzdeki süreç nereye evrilecek bakacağız..
ya "taraf" işsiz kalacak ya "birgün"...