Türk Basınının Öldürdüğü Gerilla Komutanı Hüseyin Mahir (Kadri Çelik) ile Söyleşi
HPG Komuta Konseyi Üyesi Hüseyin Mahir, Türk ordusunun gerillalar karşısında büyük bir bozguna uğradığını belirtti. Mahir, “şayet vazgeçmezlerse, 2008 yılının çok kapsamlı bir savaş ve mücadele yılı olacağı şimdiden görülüyor. Zap direnişi, bunun biraz da startı oldu” dedi.
İlgili Başlıklar
» ‘Zap şehitleri uğurlandı’
HPG Komuta Konseyi Üyesi Hüseyin Mahir(Kadri Çelik), üniformasını çıkartmaya hazırlanan Büyükanıt’a seslendi: “Sizin sorununuz zihniyettir. O zihniyeti, o beyinden çıkarmak zorundasınız. Çıkarmadığınız sürece, Türk ve Kürt halkının yıllarca birbirini boğazlamasına; binlerce gencin yersiz ölümüne sebep olacaksınız.” Türk ordusunun 21-29 Şubat tarihleri arasında Medya Savunma Alanları’na düzenlediği işgal harekatında yaşamını yitirdiği ileri sürülen Halk Savunma Güçleri(HPG) Komuta Konseyi Üyesi Hüseyin Mahir(Kadri Çelik), Türk Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın ‘ABD istedi diye çekildiğimizi ıspatlasınlar üniformamı çıkartırım’ sözlerine şu karşılığı verdi: “Sizin sorununuz üniforma çıkartmak değil, sizin sorununuz zihniyettir. O zihniyeti, o beyinden çıkarmak zorundasınız. Çıkarmadığınız sürece, Ortadoğu’da halkların özgürlüğü önünde engelsiniz!” Türk ordusunun Zap saldırısıyla birlikte, psikolojik savaş aygıtı olmayı saklamayan Türk medyası da devreye girmişti. En çok da HPG komutanlarından Hüseyin Mahir’in ‘yaşamını yitirdiği’ne dair haberler Türk medyasının manşetlerini süslemişti. ‘Ape Hüseyin’in güneşi söndü’, ‘Ape Hüseyin Çemço’dan kaçamadı’ vb. başlıklarla büyük zafer naraları atan Türk medyasına kalsaydı hiçbir HPG komutanı yaşamıyordu. Hatta ‘Zap bile düşmüş’tü..! Gerillanın büyük direnişi karşısındaki ağır askeri zaiyat, Genelkurmay ve hükümet yetkililerinin öncülüğünde astronomik rakamlarla gerilla zaiyatı olarak veriliyordu. Geçtiğimiz 2 hafta içerisinde güvenirliğini iyice yitiren Türk Genelkurmayı yaşadığı hezimeti henüz üzerinden atmış değil. İşte Türk medyasının defalarca öldürerek, ‘Oramar’ın(Dağlıca) intikamı’nı almaya çalıştığı HPG Komuta Konseyi Üyesi Hüseyin Mahir, Roj TV’nin soruları yanıtladı:
Türk ordusunun Güney Kürdistan’a yönelik saldırısını nasıl karşıladınız?
Genelkurmay, özellikle 2007 yılındaki bazı kayıplarımızdan yola çıkarak kendisini tamamen galip göstermek istedi. Fakat sonbahar ayında vurduğumuz darbelerle, askeri olarak gerillaya karşı başarı kazanamayacağı kendisine gösterildi. Abartılı, kof bir yaklaşımları vardı. Kış aylarına girişle birlikte gerillaya yönelik teknik imkanlarıyla yoğun saldırılarla sonuç almak istediler. Fakat şu da bir gerçek ki, Türk devletinin bu hava saldırıları, bu kış süresinde tamamen gerilla düzeninde kalmamızı sağladı. Geçmiş yıllarda biz daha çok bir kamp yaşamı içerisindeydik. Ama saldırılar üzerine bu yıl, çok daha tedbirli, daha çok gerillayı yaşayan bir duruma geldik. Bu anlamda güçlerimizde belli bir motivasyon sağlandı. Güçlerimiz bu anlamda kara harekatına karşı hazırdı.
Türk ordusu bu konumlanmanızı hesaplamadı mı?
Türk ordusu sonbaharda Gabar ve Oramar’da bir ders aldılar ama sanırım tam almamışlar ki, kışın hava saldırıları ve ardından baskın şeklinde ani bir kara harekatıyla sonuç almak istediler. Kendilerine göre hazır ve planlıydılar. Fakat muhataplarımızın yanılgıları şuydu; onlar Rêber Apo’nun yarattığı kahraman gerilla ve halk gerçeğini bir türlü anlamak istemiyorlar. Hala bizi eski Kürt; biraz teknikle, tankla topla korkutabileceklerini, sindirebileceklerini sanıyorlar. Oysa bu devir, gerçekten geçti. Müthiş bir irade, cesaret ve ısrarla biz bu savaşı yürüttüyoruz. Türk devletinin tüm hazırlıkları ve planları, geldi, gerilla direnişine çarptı. Özellikle Zap’ta gerillanın direnişi ve bununla paralel gelişen, başta Amed halkımızın gerillayı sahiplenişi ve daha sonra bunun tüm Kürdistan’a yayılmasıyla operasyon boşa çıkarıldı.
Yani cekilmelerinde ABD temel etken değil mi?
Türk ordusunun geri çekilmesini sağlayan ABD değildi. Geri çekilme, gerilladaki ruhun Zap’ta, Şîkefta Brîndara ve çevresinde yaşam bulmasıyla ve yine halkımızın gerillayı görkemli sahiplenişiyle sağlandı. Ama ne yazık ki, gerillanın bu başarısı, sanki ABD’nin dayatması sonucu geri çekilmişler gibi gösterilmek isteniyor. Bu doğru değildir. Bunu herkesin bilmesi gerekiyor.
Sizce Türk Genelkurmayı, bu harekatı sağlıklı değerlendiriyor mu?
Bu operasyon, kendilerine tabi ciddi bir ders verdi. Bizim temennimiz, Türk Genelkurmayı’nın da daha ciddi, daha objektif olarak soruna yaklaşmasıdır. Büyükanıt’ın basın toplantısını izleyemedik ama çok fazla sıkıştıkları ortada. Şayet ABD’nin baskısı ispat edilirse üniformasını çıkartacakmış. Büyükanıt’a şunu söylemek gerekir; sizin sorununuz üniforma çıkartmak değil, sizin sorununuz zihniyettir. O zihniyeti, o beyinden çıkarmak zorundasınız. Çıkarmadığınız sürece, Ortadoğu’da halkların özgürlüğü önünde engelsiniz. Türk ve Kürt halkının yıllarca birbirini boğazlamasına sebep olacaksınız. Binlerce gencin yersiz ölümüne sebep olacaksınız. Bu anlamda özellikle bu operasyon sonuçlarını daha sağlıklı değerlendirmeleri, kendileri açısından da iyi olabilir. Belki basına, kamuoyuna tabi ki değişik değerlendireceklerdir. Ama hiç olmasa kendi aralarında, daha askerce, daha mertçe değerlendirmeleri gerekir.
Türk Genelkurmayı böyle bir erdemi gösterebilir mi?
Yaşadıkları yenilgiyi kabul etmeleri onlar için de bir yüceliktir. Bir asker, düşmanın direnişini dile getirebilmelidir. Biz kendilerinden bunu beklerdik ama maalesef Genelkurmayı yönlendiren bu ikili konusunda şunu demek zorundayım: bunların Türk Genelkurmayı’nın başında olmaları, Türk halkı için bir talihsizliktir. Bunlar kimi, ne sanıyorlar bilemiyorum ama daha nereye kadar halkı kandıracaklar. Çocuk mu kandırıyorlar? Tartışmaları izliyoruz. Eleştirilere cevap veriyor. Neymiş, “eğer güçleri yetiyorsa bir saat kalsınlar” diyor. Bunu bir Genelkurmay Başkanı’nın söylemesi, gerçekten gülünçtür. Bunun planlamasını siz yaptınız, bu gücü siz hazırladınız, bu hedefi siz koydunuz. Siz Genelkurmay Başkanı’sınız, kooperatif başkanı değilsiniz. Size gülmezler mi yani, ne demek istiyorsunuz?
Sizce basını brife ederken neden düşen helikopterden bahsetmedi?
Bizim dikkatimizi çekti; Türk ordusu operasyon sürecinde ciddi darbeler yedi. Ancak Büyükanıt, basın brifinginde düşen Kobra helikoptere ilişkin tek bir kelime etmedi. Ancak şunu söyleyebiliyor; “Biz tereyağından kıl çeker gibi güçlerimizi çektik”. Aslında bu da doğru değil. Bir grupları, arkadaşların çemberinde kaldı. Fakat maalesef bazı nedenlerden dolayı bu grup tam tasfiye edilemedi. Ancak şu nokta çok önemli; Bu kadar kapsamlı bir planlamayla Güney’e yönelen bir gücün, geri çekilmek zorunda kalmasını başarı saymasına askeri literatür galiba ilk kez tanık oluyor. Doğrusu biz anlam veremedik.
Hedeflerinin sadece Zap olduğunu söylediler...
Hedef, planlı, kapsamlı ve genişti. İlk hedefi Zap’tı. Ancak Zap’ta alacakları bir başarı üzerine yayılacaktılar. Ancak Zap’ta gerilla karşısındaki yenilgileri, orada çakılıp kalmalarını getirdi. Bunun üzerine hedefin sadece Zap olduğunu söylediler. Ancak bu doğru değildi, başaramayınca öyle demek zorunda kaldılar.
Sizce bu operasyonun siyasi sonuçları nasıl olur?
Kuşkusuz operasyon ve yaşananların ortaya çıkardığı sonuçlar, ileriki günlerde çok daha derinlikli değerlendirilecektir. Zap direnişinin halkımız üzerinde yarattığı olumlu sonuç ve gelişen serhildanlar, gençliğin eylemliliği, gerillaya büyük bir moral vermektedir.
Bizim temennimiz şu; muhataplarımızın operasyonun sonuçlarını bir an önce anlaması ve bu sonucun bir diyaloga vesile olması. Fakat geçen günkü basın toplantısında edindiğimiz izlenim şu; halen aynı zihniyeti devam ettirmek istiyorlar. Güya ders vereceklermiş. Gerilla bu operasyonda elbette ciddi dersler aldı. Daha sistemli, daha tedbirli, daha disiplinli ve kapsamlı yaklaşılması gerektiğin anladı. Ama Türk ordusunun da alması gereken ders; bu yaklaşımdan vazgeçmektir. Şayet vazgeçmezlerse, 2008 yılının çok kapsamlı bir savaş ve mücadele yılı olacağı şimdiden kendisini göstermiştir. Zap direnişi, bunun biraz da startı oldu.
HABER MERKEZİ
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
