Alevilik Sorunu Nereden Kaynaklanıyor
İnternet ortamında, sayın Müfit Yüksel ile Sayın Kazım Balaban arasında -Aleviyol Haber gurubunda- süren muhabbet yada düşünce sergilenmesi, Türkiye'deki Alevilikle ilgili bir durumu ayan beyan ortaya döküyor. Oda şu: Alevi geleneği-Süreği bilinen tarihlerden buyana ibadetini Ayın-i Cemlerde (Cem ayinlerinde) yapmaktadır. Cem yapılması devletin yasağından dolayı gizlenerek yapıldığından bir mimarisi -doğal olarak- belirgin bir şekilde oluşmamıştır; ancak deyişlerde, Duvazlarda Cemevinden sözedilmiştir; bunu herkes böyle bilir. Mimarisi belirgin bir biçimde oluşmamıştır derken muradımız erbabının görünce anladığı belirli bir mimari özelliklerinin olduğudur. Bilindiği gibi Alevilerin-Kızılbaşların mekanlarında çatmalı evlik yada çatma denilen, dört köşe - dört kenar üzerine kurulmuş, her tabakası onar parçadan (ağaçtan) oluşan, yukarıya doğru yükseldikçe daralıp sonunda tekbir ışık süzmesinin geleceği bir birlik içinde birleşen bir yapı sitili vardır. Birlik bir olma bu gelenekte önemlidir. Hacıbektaş dergahında meydan evi diye bilinen, cem birlenen mekanın tavanı bu mimari özelliği taşıyan güzel bir örnektir. Âlim olmadan da anlaşılacağı gibi bu Alevi - Kızılbaş geleneğindeki "dört kapı kırk makam" inancının yapıya taşınmış simgesel bir halidir. Dört kenar ile dört duvar üzerine kurulan her tabakasın içinde onar kısmı barındırdığı için toplam kırp parçadan oluşup bir merkezde birleşerek, ışık huzmesinin geleceği birliğe ulaşan bir yapıdır bu. Eski yerleşim yerlerinde Arkeolojik kazı yapanlar, yada oraları eşeleyenler buldukları parçaları yorumlayarak onları birleştirecek, bir bilgi birikimine sahip olup çıkan parçaları bir bütün içinde yorumlayacak bir olgunluğu erişmemişlerse bu iş orayı tahrip etmekten öteye gidemez. Tarih içinde, Işıkçı, Kızılbaş, Alevi gibi adlarla anılarak bugünlere gelmiş olan bu toplulukların hayatlarının her zerresine bu anlayış sinmiştir, onlardan kalan bütün izlere bakınca bunu herkes anlayabilir, belki bunun için konunun erbabı olmaya bile gerek yoktur; yeter ki gönül gözümüzü açmaya çalışarak bunlara bir sevgiyle bir samimiyetle yaklaşılmış olunsun yeter, yeterde artar bile; bu her yerimizde ayan beyan böyledir. Sözün özü şu ki, Alevi- Kızılbaş geleneği ibadetini Cem ayinlerinde yapmakta Cem yapılan yerlere de Cemevi demektedir; yüz yıllara dayanan toplumsal yaşamlarından çıkmış , tarihsel bir olgu olarak bu böyledir. İnanca-insana saygılı her insan bunu böyle kabul etmek zorundadır. Bunun tartışması bile olmaz.
Sayın Müfüt Yüksel'in dediği su: "Cemevlerine yönelik olarak, "Dergâh-Zaviye" statüsü dışında herhangi bir statüyü kabul etmemiz mümkün değil. Cemevleri'nin "Cami-Kilise-Sinagog" kategorisinde değerlendirilmesini asla kabul etmeyiz. Cemevlerini bu kategoride, statüde değerlendirmek, kabul etmek demek, Alevi-Bektaşi kimliğinin direk ve kesin olarak İslam dışı ayrı bir din olarak kabulü anlamındadır. Bu durumda Aleviler kat'i ve kaçınılmaz bir şekilde Gayr-i Müslim azınlık statüsüne düşecektir. Böyle bir statü ve bunun yasallaşması, Alevi-Sünni çatışmasını kaçınılmaz hale getirir. Cemevlerinin böyle bir durumda, "Bahai Tapınağı" gibi ayrı bir dinin mabedine dönüşmesi kabul edilemez." İşte bütün sorunda buradan kaynaklanmaktadır.
Şu soru akla gelebilir : Aleviler cemlerinde ibadet etmiyorlarsa ne yapıyorlar peki? Yada Alevinin Cem yaptığı mekan Alavinin ibadet yeri ibadetgahı değilse nedir.
Aleviler ibadet yaptıkları yere, camilere, kiliselere yada havralara dendiği gibi Allah'ın evi demezler bu açıdan onlardan elbette farklıdırlar, o kutsal mekanlar: camiler, havralar, kiliseler genel kabul gördüğü gibi Allah'ın evidirler, cemevleri ise Alevilerin toplanıp ibadet ettikleri kendi evleridir. Hiçbir Alevi belgesinde cem evlerinin camiler, kiliseler, havralar gibi bir statüye kavuşturulup Allah'ın evi olarak anılması istenmemiştir, istenmezde. Tek istedikleri cemevlerinde ibadet yaptıklarının kabul edilip, buranın bir ibadet hane olarak görülmesidir. Bu açıdan Alevilerin cemevleri diğer mabetlerin statüsünden farklıdır, farklı olmaya da devam edecektir bunu biz böyle kabul ediyoruz.
Bir inancın inananlarına, o inanca inanmayan dışındaki kişilerin şekil vermeye çalışması hiç bir ölçüye sığmaz. Tarihteki Alevi katliamlarının nedeni budur. Buna Müfüt Yükselin de hakkı yoktur. Avrupa da yaşayan Alevilerin cem evleri, oraların devletlerince ibadet hane olarak kabul ediliyor da Türkiye'de yaşayanlarınki niye kabul edilmesin. Bunu anlamak zor.
Bu konuda ne Müfüt Yükselden nede başka bir kurum yada kişiden Aleviler kabul beklemiyorlar, beklememelilerde. Aleviler yüz yıllardır (yada binyıldır) bu topraklarda ibadetini cemlerde yapmaktadırlar, cem yaptıkları mekana da CEMEVİ demektedirler. Bu tarihsel bir olgudur. Bunu herkes böyle kabuletmek zorundadır. Bunca zaman, onca katliama rağmen, Alevi-Kızılbaş geleneği bunu böyle yaşamış, bunu böyle yaşamaktan geri durmamış, bundan taviz vermemiştir bundan sonrada veremez. Verirse kendini kendisi inkar etmiş olur. Başımıza ne gelecekse geldi, bundan sora da ne gelecekse gelecek ona da direneceğiz bu böyle bilinmelidir.
Ancak herkesçe bilinmektedir ki sayın Müfüt Yüksel, Türkiye de etkin olan bir tarikatla özdeşleşmiş bir ailenin ileri gelen, önemli şahsiyetlerinden biridir. Alevi camiası ona bu noktayı nazardan bakıp bu açıdan ona özel bir sevgi, özel bir saygı göstermekte, bu yüzdende görüşlerine özel bir önem atfedilmektedir, ancak onunda "aba altından sopa gösteren bir tutum olarak" yorumlanmaya müsait bu tür davranışlardan bir an evvel vazgeçip gerçeği kabullenmesi, toplumsal huzurumuz açısından önemlidir. Bu Yunusun "kabul et Yunusun ergen sözünü tezcek gelir başa geçte değildir" dediği gibi kabul edilmesi zor olan bir şey değildir, ayrıca hala geç kalınmışta sayılmaz.
Sözü uzatmaya gerek yok. Bu gelenekten gelen insanlar "dinleyen anlatandan uz olmalı" derler, anlamak isteyen çoktan anlamıştır, anlarda zaten.
Alevilik böyle tarihi - toplumsal bir gelenektir. Bunun hala tartışılmasını yapmak bile ayıptır. Hiçbir ölçüyle bağdaşmaz.
Sevgi ve muhabbetlerimle .2Mart 08
A. Rıza Aydın
- Rıza Aydın ağ günlüğü
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
