Devrim oldu keşke yapılabilse

Tunus'ta seyyar satıcılık yapan üniversite mezunu gencin kendisini yakmasından sonra Kuzey Afrika'nın her yanından aynı eylemin haberleri gelmeye başladı.

Mısır'da, Cezayir'de, Moritanya'da, Fas'ta, Suudi Arabistan'da insanlar ülkelerini değiştirebilme umuduyla kendilerini yakıyorlar. Eğer Tunus'taki gibi bir isyanın yaşanabilme ihtimali varsa, bunu yapabilirim diye düşünüyorlar belli ki.

İnanılmaz bir kendini feda etme düzeyi.

Buradan insanlığın hissettiklerini anlayabiliriz. Bütün kapitalist ülkelerde açıklanan büyüme, işsizlik ve enflasyon rakamlarıyla kendini yakan insan rakamları birbirini tutmuyor.

Eğer bir insan bütün iş aramalarından sonra iş bulma umudunu kaybediyorsa kapitalizmin istatistikleri onu işsiz dahi saymıyor. Morali bozulduysa, çöktüyse, ümidini kaybettiyse sistem için mevzu bitmiştir. O kişi artık işsiz bile değildir. Hatta işgücü bile değildir. Sadece işsiz ya da işgücü niteliği dahi olmayan herhangi bir nüfustur.

İşte kapitalizmin iş bulma ümidini kaybetmiş diyerek ölmeden mezara koyduğu insanlar,

Nahoş istatistik verilerinden düşülüveren insanlar,

Yoğa sayılan, hiçe sayılan insanlar intihar ediyor.

Ümidini kaybetmiş bir insan yok mu sayılır? Bu nasıl acımasız bir sistem.

İş bulmaktan ümidini kaybetmiş insan televizyon karesinden çıkar gibi buhar olup gitmiyor ki. Bu dünyada yaşamaya devam ediyor. Onun da ekmek yemesi gerekiyor. Onun da barınması-giyinmesi gerekiyor. Bunlar nasıl oluyor? Mevcut sistem bunu düşünüyor mu? Düşünmüyor.

İşte ekmeği olmayan, barınamayan-giyinemeyen insanlar şimdi kendilerini yakıyorlar.

İstikrar oranları ve rakamları bir yalan.

İsyan bölgenin en "istikrarlı" ülkesi Tunus'ta başladı.

Şimdi bütün Kuzey Afrika coğrafyasının derinlerinden uğultular geliyor.

Bütün Kuzey Afrika'daki işsiz gençlerin kendini yakar hale gelmesi hala kapitalizmin krizini anlatmaz mı acaba?

Kuzey Afrika kapitalizme dahil değil mi? Sadece Avrupa ülkeleriyle ABD mi kapitalist? Tunus, Cezayir, Mısır, Moritanya bizim dünyaya ait değil mi? Onlar kendilerini yaksalar da bizim için fazla bir gerilim teşkil etmez mi?

Türkiye'de büyüme oldu diye kriz bitti mi sanılıyor?

Tunus'ta da büyüme vardı. Fakat görülüyor ki büyüme işsizlik sorununu çözmemiş.

Velhasıl kapitalizm insanlığa felaketler getiren bir sistem.

Düzen değişikliği mücadelesinden düşüp süfli insanlar haline gelenlerin barlardaki muhabbeti noktasına geliyoruz burada:

"Efendim, devrim yapılmaz devrim olunur."

Eskiden yapacaklardı şimdi kendi kendine olsun istiyorlar. Onlar yorulmasın ve başları belaya girmesin de ne olursa olsun. En fazla örgüt değil de bir "mail grubu" kurulsun. Çok ısrar ediliyorsa.

İşte Tunus'ta bir isyan oldu. Objektif koşullar işledi, tarih determine oldu. Bir düşünelim bakalım bu yetiyor mu? Zeynel Abidin Bin Ali ülkeyi terk edince sorun çözülecek mi? Onun eski adamları hükümette yer almasa yeterli olur mu? Başbakan Muhammet Gannuşi siyaseti bıraksa dertler biter mi?

Keşke tam bu durumda birileri kalksa da devrim yapsa değil mi?

Devrim olacağı kadar olmuş, artık yapılması gerekiyor.

İsyan sadece yıkıcılıktır. Devrimin kendi kendine olması, nesnel koşulların olgunlaşmasıdır.

Devrim yapmak ise yıkılanın yerine iyi, güzel, adaletli ve özgür bir dünya koyabilmektir.

İyi, güzel, adaletli ve özgür bir dünya kendi kendine olmaz. Bir arının peteğini tasarlaması ve yapması gibi, tasarlanması ve yapılması gerekir.

Devrim sadece olmaz; insan aklı, emeği ve cesaretiyle yapılması gerekir. Geri kalan laflar adi korkakların kuruntusudur.

İyi, güzel, adaletli ve özgür bir dünyayı kurmanın iradesi, kendini yakan insanlığın ateşinde kendini gösteriyor.