Tahrir Meydanı'na
Kahire'de halk Kurtuluş (Tahrir) meydanına egemen olabilirse devrim kazanır. Bunun tek yolu da halkın evlerinden, mahallelerden çıkıp Tahrir meydanı dahil tüm şehrin sokaklarını doldurmasıdır. Bu gerçekleşmezse kaybedebilirler ve uzun bir yenilgi ve yılgınlık başlar.Biz 68'li yıllarda Merkez binayı işgal etmiştik,bizi Faşistler kuşatmıştı,ama öğrenci kitlesi de faşistleri kuşattı.Bir şey yapmadılar ama durumun farkına varan faşistler kendiliğinden çekildi ve biz kazandık.Şuan benzeri bir durum var. Bu sonucu halkın yaratıcı inisiyatifinden başka bir şey sağlayamaz.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun

Kurtuluş (Tahrir) Meydanı - Çar' ın Kışlık Sarayı ve Pop
Sayın Küçükaydın çok heyecanlanmış görünüyorsunuz.
Hemen gençlik günlerinizi, kendinizi daha mutlu hissettiğiniz 68 günlerini hatırlamışsınız.
Ancak merkez bina işgali ile benzerlik kurmanız bana yanlış göründü.
Merkez bina işgalini yapanlar : "Mahir bir kaynak" rektör vb. olsun diye yapmamışlardı o işgali.
Kurtuluş (Tahrir) Meydanını işgal edenler : Muhammed El Baradey başa gelsinle sınırlılar.
Kahire'nin Kurtuluş (Tahrir) Meydanı - 1905 Rusya' sındaki Çar' ın Kışlık Sarayı ve Pop Gapon
PROVOKASYONUNA daha çok benziyor.
Ne dersiniz ?
" insancıl olan hiçbir şey bana yabancı kalamaz "
Hiç de öyle değil
Devrimlerin, ayaklanmaların kendi dinamiği vardır. 20 saat yirmi yıla bedeldir insanların siyasi eğitimi bakımından.
Kaldı ki kimse Baradey için orada değil. Batılı organlar öyleymiş gibi göstermeye çalışıyor.
Şu an hiç bir şey belli değildir.
Bize düşen halkın eylemini ve insiyatifini desteklemektir.
Şu an yapabileceğimiz de Marksizmin tarihten çıkardığı dersler ışığında olayları yorumlamaktır. ben de bunu yapmaya çalışıyorum.
Bir de şu var. Bu görüntüler karşısında heyecanlanmayana yazıklar olsun.
Selam ve saygılar
Demir Küçükaydın
Kişisel sayfa: Demir'den Kapılar
http://www.demirden-kapilar.org/anasayfa
demiraltona-at-hotmail-dot-com
"dersler" ve utanma duygusunun işleyişi
(((Şu an yapabileceğimiz de Marksizmin tarihten çıkardığı dersler ışığında olayları yorumlamaktır. ben de bunu yapmaya çalışıyorum.))
sayın demir..
marksizm ne der çeşitlidir.. ama benim gördüğüm kadarıyla marks.. tahrir meydanındaki halk için şunu derdi..,
"" bonapartist iktidara karşı burjuvazinin "ilerici" kesimleri işçi sınıfını yine kullanarak ayaklanıyor.. tarihin nesnel koşullarından dolayı bir kere daha işçi sınıfı burjuvaziye hizmet etmek zorunda kalacaktır ama tarihin ilerlemesine de büyük katkı yapacaktır..""
sanırım böyle bir şey der..
"""Bir de şu var. Bu görüntüler karşısında heyecanlanmayana yazıklar olsun."""
bu sözleriniz çok talihsiz sözlerdir..
örneğin ben sizin kadar heyecanlanmıyorum.. bana yazıklar olsun demeniz için ciddi maddi gerekçeler sunarmısınız..
benim heyecan önceliklerim.. "burnumun ucundan" dan başlar.. burnumun ucundaki görüntüleri yaratılanları yaşananları görüp heyecanlanmaktan.. mısıra kadar uzanamadım.. hoş görün..
kürdistanda ciddi bir halk devrimsel dönüşümü yaşanıyor örgütleniyor..
mısırda ise.., köhnemiş bir iktidara son vererek..,sistem revize ediliyor..
bunun neresine heyecan duyacağım.. ve duymadığım içinde utanacağım..
egemenliğin.. revizyon işleri sırasındaki halkın "ayaklanması"ndan kendime bir fırsat aramak ötesinde bir heyecan duymam..
ki.., mısırda bu işleri becerecek bir sol da yok.. sosyal-demokrat da yok.., liberali bile yok..
size ip ucu anlamında bi yazımı aktarayım.. ki heyecanınızın rengi netleşsin..
bu gibi ülkelerde önce orduya bakacaksınız.. ordu ne yapıyor..??
ordu nötr ise huylanacaksınız..
..............
bir sistem içindeki bir çatışma.., kalkışma ..; var olan sistemin işleyişindeki sorunlar dışında gelişemez.. dışardan dürtmeler(emperyaliz min oyunu dış güçler vs.) bile olmayan sorunsallıklar temelli yapılamaz.. olmayan yara kaşınmaz..
bu anlamda.., tunus ile tanımlanan ama aslında öncesi de olan ve mısır ile gündeme tekrar gelen.. bu kalkışmalar .., var olan sistemin yarattığı sorunsallıklar üzerine gelişmektedir..
domino yada tetikleme.. denilen şey ise.. bu sorunsallıklara tepkilerin birbirini tetiklemesidir.. dışa dönük tetiklemelerden yadac domino etkisinden söz ediyorsak.., demekki benzer sistemler ve bu sistemlşerdeki benzer.., sorunsallıklar temelli bir yayılma sözkonusudur..
ağzı olan konuşuyor..;
konuşsunda.., neye göre konuşuyor.. kriterleri ne burası muallak..
her kesim kendince bir "tad" almış konuşuyor..
ulusalcılar konuşuyor.. tayyip bak gidicisin..
tayyip konuşuyor bakın ulusalcı statükocu yapılar çatırdıyor..
"solcu"larımız konuşuyor.. devrim oluyor..!!!!!!
kimse de.., olan nedir analiz etmiyor..
tunus baz alınırsa..
sorulacak sorular ne olmalıdır..
1- tunusdaki muhalif dinamikler nelerdir örgütsel güçleri ve kitle üzerindeki hareketlendirme etkileri denetimleri nedir..
2- tunus da var olan sistem nedir? küresel güçlerle ilişkileri nedir?
3- kalkışmaların politik talepleri ve hedefleri nedir?
4- en önemlisi.., ordu ne yapıyor? duruşu nedir..
bu tür ülkelerde ilk önce orduya bakılır.. yada resmi militerist güçlere
tunusa bakıldığında..,
muhalif dinamikler güçleri politik hedefleri vs. bir yana.. ilginç bi durum sözkonusu..
ordu "nötr"..!!!
böyle bir şey olabilir mi?
bir ülkede kalkışma var.. ordu nötr.. olabilir mi?
ya var olan erkin yanındadır yada karşısında ise çoktan darbe yapmıştır..
yada çatırdamış iç savaş başlamıştı..
mısıra bakıldığında da.., ordunun durumu aynı.. nötr..
bu bana iran islam kalkışmasını anımsatıyor..
aslında islam kalkışması da değildi.. ciddi anlamda üç politik güç ile bir halk kalkışması vardı..
ordu son ana kadar sistem erki yanındaydı.. iç savaş patladı patlayacak derken.. humeyni fransadan avdet etti.. ordu birden durdu.. humeyni gelir gelmez arkasında saf tuttu.. diğer ana muhalif dinamiklerin karşısında humeyniye güç verdi..
iran halk ayaklanması.. islam devrimine döndü ve diğer muhalif güçler içten yarılmalarla birlikte tasfiye yaşadı..
tunus da ne olabili..??
olsa olsa.. var olan erk yıkılır.. ve yerine liberal yada islami liberal bir yapılaşmanın erki gelir.. halk.., "devrime" yürümeye devam etsin bakalım ordu nötr duracak mı?
mısır ise çok farklı.. orada ciddi bir islami muhalefet var.. müslüman kardeşler en güçlü ciddi bir yapılaşma.. mısır rejimi karşısında tek ciddi muhalif idiler.. ve diğer muhalifler de bu yüzden var olan erkin arkasında yanında yamacında idiler..
yine mısırın köklü devlet geleneği var.. var olan erkin toplumsal tabanı var ve ortaya da çıktı.. sanırım müslüman kardeşlerin temkinli ama sessizce alttan olaya hakim olma eğilimi karşısında bir tanpon olsa gerek..
ordu bu noktada da nötr duruyor..
geleyim.. domino konusuna..
"""""Biçim ve dini söylem dışında modernizmin başka bir versiyonu olan bu hareketler modernist, laikçi rejimlere karşı ciddi bir tehdit haline gelmeye başladı. Bu radikal siyasal İslamcı hareketlerin gücünden ayrı olarak modernist laikçi rejimler giderek toplumdan koptular. Ancak dış güçlerin desteğiyle ayakta kalmaya çalıştılar. Özellikle reel sosyalizmin çöküşünden sonra bu işbirlikçi hükümetler, ABD ve Batı için de bedeli ağır olan hükümetler haline geldiler.
Bir taraftan radikal İslamcı tehdidin artması, diğer taraftan modernist laikçi rejimlerin toplum tarafından benimsenmemesi Batı'nın yeni siyasal proje arayışlarına ihtiyaç duymasını beraberinde getirmiştir. Çünkü mevcut laikçi rejimlere dayandığı taktirde Ortadoğu'yu tümden kaybedeceğini görmüştür.
Batı, yaşadığı deneylerden sonra hem toplumdan destek alan rejimlere dayanmak hem de radikal siyasal İslam’ın etkisini kırmak için işbirlikçi ılımlı İslam projesine sarılmıştır. Günümüzde ABD ve Avrupa’nın Ortadoğu'da işbirlikçi ılımlı İslam’a dayanan bir sistem arzuladığı netleşmiştir. Bölgede strateji ve taktiklerini şimdi böyle işbirlikçi rejimler yaratma üzerine kurmuştur. Bu aslında Ortadoğu'yu tümden teslim almanın ilk stratejik adımı olarak görülmektedir. ABD’nin bu stratejisi dikkate alınmadan Ortadoğu'da yaşananlar tüm boyutlarıyla anlaşılamaz.
Tunus ve Mısır’da ilk başta toplum kendiliğinden harekete geçmiştir. Ancak bu olaylar geliştikten sonra bu rejimlerin arkasındaki ABD ve Avrupa’nın mevcut hükümetleri desteklemediği görülmüştür. Bu durum da bu hükümetlerin iradesinin çabuk kırılmasını sağlamıştır.
Belki kendiliğinden gelişse de, kısa sürede ABD ve Avrupa’nın devreye girdiğini görüyoruz. Dolaylı da olsa işbirlikçi ılımlı İslamcıları destekleyen bir yaklaşım göstermektedir. Böylece hem toplumsal desteği olan hükümetler ortaya çıkarılacak, hem de bunlar üzerinden Ortadoğu denetime alınacak.""""
sayın karasu çok net belirtmiş..
ortada bir domino işi varsa.. bunun geneldeki rüzgar üreticisi belli.. şişireceği yelkenin gemisi de belli diyor..
mesele ..,
1- bu gemiye binilir mi?
2- binilir ama kendine bir mevzi edinmek için çalışılır mı?
3- yoksa.., ayrı bir tekne inşası mı? ile bu rüzgardan faydalanmak mı? gereklidir..
bunlar arasındaki tercih ise.., var olan gücüne politik çıkışlarına ve taktik stratejik mevzilenmelerinin niteliğine bağlıdır..
hıyarı gören eline bir avuç tuz alıp koşmasın..
1960 da da bu rüzgarlar estirildi ve ortaya çıkan hıyarın da çengelköy hıyarı değil.. pentagon hıyarı olduğu 1970 ve 1980 de belli oldu..
sevgi ve saygılarımla
Ek bir not. Kıvılcımlı'nın sözü de yanlış
Bu vesileyle yazınızın sonuna Kıvılcımlı'nın diye düşünerekten aktartığınız sözün yanlışlığını da belirteyim.
O sözün aslı, "İnsancıl olan" değildir, "İnsana özgü" dür. (Yani "Akrebin sokması kötülüğünden değil, tabiatı icabıdır" gibi)
Yani sizin dediğinizin tam tersi anlama sahiptir Kıvılcımlı'nın aslında Marks'tan aldığı Marks'ın da başkasından aldığı sözde.
Yani hiç de insancıl olmayan, ama insana has olan insanın kötülükleri, zaafları, unutkanlıkları vs. bana yabancı değildir anlamında o.
Eşi Emine Hanım, ki Hikmet Kıvılcımlı'yı ne politik ne de ideolojik olarak anlamamıştı ve bilmiyordu, bunu mezarına sizin de bildiğiniz yanlış biçimiyle yazdırmış ve oradan beri bu tamamen Kıvılcımlı ve Marks'ın kasttettiğinin zıttı ve bayağı bir anlamla ortalıklarda dolaşıp duruyor.
Bu vesileyle bu yaygın yanlışı da düzeltmiş olalım.
Demir Küçükaydın
Kişisel sayfa: Demir'den Kapılar
http://www.demirden-kapilar.org/anasayfa
demiraltona-at-hotmail-dot-com