CHP Kürt sorununu çözer mi?
PKK lideri Öcalan, Kürt sorununun çözüleceğini ancak, bunun AKP’yle değil devletle olabileceğini söylüyor. Geçen hafta yapılan görüşmede, ‘Devlet Kürtleri inkar politikasından vazgeçerek Kürt sorununu çözme konusunda irade sahibi görünüyor ama AKP bunun önündeki en büyük engeldir‘ diyor.
Öcalan, AKP'nin tasfiye politikalarına karşı mücadeleyi yükseltmek gerektiğini belirtiyor. CHP’ninse ‘bu haliyle bile AKP’den daha ileri‘ olduğunu söylüyor ve ‘koşulların uygun olması halinde CHP‘yle ittifakın sözkonusu olabileceğinin‘ altını çiziyor.
PKK lideri kaç zamandır zaten CHP’ye, Kemalizmi güncellemesi ve demokratikleşmesi çağrıları yapıyor. Geçen hafta yine ve yeniden CHP’ye işaret etmesi bu konuda ısrar edeceğini gösteriyor.
Aslında CHP kaçıyor, Öcalan kovalıyor. Bunu önemli buluyor ve tartışmamız gerektiğine inanıyorum.
Çünkü, nesnel süreç Türkiye’yi çözüme zorluyor. Türk devleti ne yaparsa yapsın çözümden kaçamıyor. Kürt sorununu çözmeden ayakta kalamayacağını biliyor. Kaç yıldır da zaten çözüm yolunda uzatmaları oynuyor. Sorun da asıl olarak zaten Kürt meselesinin kimin eliyle ve nasıl çözüleceğinde düğümleniyor.
AKP’den umudunu kesen Öcalan’ın CHP’yi işaret etmesinin nedenini burada aramak gerekiyor. Bundan bir süre önce Kürt siyasetin tepe noktasındaki bir siyasetçiye, ‘Kürt sorunu AKP’yle mi yoksa CHP’yle mi çözülecek?‘ sorusunu sormuş, ‘ikisinin de içinde olduğu bir koalisyon bu sorunu çözecek‘ yanıtını almıştım.
Dağı, ovası ve zindanıyla Kürt siyaseti bir bütün olarak AKP’yi çözüm konusunda samimi bulmuyor. Bu sorunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmanın ötesinde bir şey yapmayan AKP’ye Kürtler güven duymuyor. Gelinen aşamada AKP, Kürtleri ikna etme şansını yitirmiş bulunuyor.
AKP’nin tek şansı alternatifi olmamasından kaynaklanıyor. Kürt sorunu da dahil Türkiye’nin kronik sorunlarını çözecek altermatif bir irade yaratılamadığı içindir ki AKP borusunu öttürmeye devam ediyor. Bunun da günahı elbette Türkiye’nin demokrasi dinamiklerine ait. Öcalan ise bu günahı bunların yanında CHP’ye de yüklemeye ve onu bu yolla harekete geçirmeye çalışıyor.
Sayın Öcalan bu yüzden ağırlığı AKP’yi güçten düşürmeye, onu demokrasi dinamikleriye uzlaşmaya mecbur etmeye veriyor. CHP’ye de bu amaçla yönelip yükleniyor. 1920’lerin ‘ulusalcı bloğunu temsil ettiğini söylediği bu partiye oradan ayrılma, çağı yakalama çağrıları yapıyor.
Geçen gün sohbet etme imkanı bulduğum Türkiye’yi yakından izleyen bir akademisyen de benzer şeyler söylüyor. O da CHP’ye işaret ediyor. 12 Haziran seçimlerinde CHP’nin ‘sürpriz‘ yapacağını, AKP’nin inişe geçeceğini ve hatta ‘defterinin dürüleceğini‘ iddia ediyor. Ona göre AKP’nin oy oranı yüzde 40’nın altına düşebilir.
Liberallerden sonra Gülen cemaatinin de AKP’yi kendi kaderine terk etme ihtimalinden söz ediyor. Bu bana gerçekçi gelmiyor ancak, cemaatin de eleştirileri giderek yükseliyor. Erdoğan ve AKP, yandaşları için giderek taşınması zor bir yüke dönüşüyor. Amerika ve Avrupa’dan yükselen sert tepkiler de bunu gösteriyor.
Cemaatin Amerika’dan bağımsız hareket etmesi de zor görünüyor. Görüşlerine baş vurduğum akademisyen, benim düşündüğüm aksine Amerika’nın AKP’yi gözden çıkardığını söylüyor. Bunun CHP’ye önemli fırsatlar sunduğunun altını da çiziyor.
Yine de bana kalırsa CHP‘nin bu fırsatları değerlendirmesi zor görünüyor.
Gerçi CHP, eskisinden farklı olarak seçim barajının kaldırılmasını ve Hakikatleri Araştırma Komisyonu‘nun kurulmasını istiyor. KCK Davası’na da gözlemci olarak katılıyor ve yer yer ‘genel af‘fı dillendiriyor ama, bunlar Kürt sorununu çözmeye yetmiyor. Ayrıca ne söylerse söylesin o da güven vermiyor.
Keşke öyle olsa; Keşke CHP, Kürtleri bir halk olarak kabul etse ve halkın kendi kaderini tayin hakkına saygı gösterse. Cumhuriyet’in kanlı ve kirli geçmişiyle yüzleşse; Zilan Deresi, Dersim‘in Kutu Deresi, Sefo Deresi ve Kasaplar Deresi’nden başlayarak Kemalizmin eseri olan bütün toplu mezarların açılmasına ve kanayan yaraların sarılmasına öncülük etse. Bu mezalimlerden ötürü özeleştiri verse ve özür dilese.
CHP yalnız Kürt sorununa da değil, Türkiye’nin acil çözüm bekleyen bütün sorunlarına geçerli çözümler üretse, bunun kadrosunu öne sürse ve güven verse elbette siyasal tablo kökten değişir. AKP’den kurtulmak o zaman daha kolay hale gelir.
Fakat bu zor görünüyor. Elbette bu CHP‘nin değişmeyeceği anlamına da gelmiyor. Ayrıca Kemal Derviş’in yakında CHP’ye katılacağı söyleniyor. Demokratikleşme konusunda ayak sürüyen ve içerdeki Ergenekoncu kliği tasfiye edemeyen CHP, Kemal Derviş’le ne yapar, bilemem. Bekleyip görmek gerekiyor.
Ancak ne olursa olsun 12 Haziran seçimleri çok zorlu geçeceğe benziyor. Dengeler her an değişebilir. Dolayısıyla Kürtlerin BDP’nin etrafında kenetlenmeleri ve çok yönlü gelişmelere hazırlıklı olmaları gerekiyor.
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
