Selami'nin Bloğu

Birlikte ıslah edeceğiz bu toprağı

Ne kadar yüksekte olursa olsun her yanı tahkim edilmiş “suyun akarını bulması” hiç kolay olmaz. En uygun noktaya bir kazma vurması gerekir birilerinin.

Artık fark edin, siz de kazandınız…

Toplumsal dinamiklerden öylesine koptunuz ki, Generallerin anayasasını destekleyebildiniz. Onların kazanması için canınızı dişinize takıp, yüzde kırkın içindeki darbeci generalleri, Bağdat Caddesinin tuzu kurularını, her türden ulusalcıları, faşistleri bile “sol potansiyelin içinde” kabul ettiniz.

Provokatörler hükümeti çok iyi tanıyor.

Hakkari’de bir provokasyon gerçekleşti.

Bilirsiniz provokasyonların ortaya çıkması bazen on yıllar alır.

Bunun hem dünyada hem de ülkemizde çok örneği var.

Dünyada bilinen en önemli örneklerinden biri 27 Şubat 1933’deki “Reichtag Kundaklaması”, Hitler’in on binlerce muhalifi bir hafta içinde etkisiz hale getirdiği ünlü tezgahtır.

Ne yaptığınızın farkında mısınız siz?

12 Eylülün 30. Yılına günler kaldı. 30. Yılında generallerin anayasasının bir kısmının değiştirilmesi için hepimiz sandık başına davet edildik. Ve bazılarına her taraf “toz duman” olmuş gibi görünüyor.

Bize masal anlatmayın

Bana göre bugün gelinen aşamada “Kürt Sorununa” çözüm ve bu ülkede barış istiyor olmanın yegane formülü, dağdaki eli silahlı binlerce insanın gündelik hayata kazanılmasını istemekten ibarettir.

Adım adım gidip, sorunu herkesin anlayacağı şekle sokalım ve politik olarak bizi yöneten, temsil edenlere soralım:

“Tanrılar çıldırmış olmalı”

Benim yaşımdakiler, ya da sinema düşkünleri, yukarıdaki başlığın seksenli yıllara ait bir film adı olduğunu anımsarlar.

Son günlerde okuduklarım, dinlediklerim, yaşadıklarım bana hep bu başlığı anımsatır oldu. Çevremde kiminle iki cümle konuşup, konu ölen askerlere, PKK’lılara geldiğinde, “herkesin çıldırmış olduğunu” düşünmeye başladım.

Statükonun son hamlesi: Baykal Kaseti.

Günümüz siyasi sürecini iyi takip eden, aklı selim herkesin kolayca kavrayacağı siyasi bir hamle ile karşı karşıyayız.

Öfkem Ve Hüznüm

Üç gündür öfkem tırmanıyordu, bugün acı da eklendi öfkeme…

Tehlike “AKP faşizmi” mi?

Ergenekon sürecinin bugün ulaştığı aşamada, ilk günlerdeki gibi, “şeriat tehlikesiyle” insanları korkutup darbecileri savunmak, davayı sulandırmak iyice zorlaştı.
Ama Ergenekoncularda çare tükenmiyor. Dünkü “şeriat tehlikesinin” yerine, piyasaya “sivil faşizm”, “İslami faşizm” gibi başka öcüler sürmeye başladılar.

Putlarınız Yıkılıyor...

'Adına devlet denen aygıtın içinde kendine yer edinen, güç haline gelen herkesin galiba ortak bir zayıf yanı var. Hiçbiri o gücü kaybedip günün birinde herkes gibi 'sıradan' bir vatandaş haline gelebileceğine, o güne kadar başkaları için işleyen kuralların, yasaların kendileri için de işlemeye başlayacağına ihtimal vermiyor.