Gün Zileli

Yetmez ama Boykot!!!

Yüksek Seçim Kurulu ne kadar yüksek bir kurul olduğunu, yani ne kadar yükseklerden emir aldığını göstermiş oldu son kararıyla.

Bu yazıda YSK’nın kararının hangi siyasi oyunların sonucunda alındığı üzerinde duracak değilim. Zaten bunu hakkıyla bilmemiz de mümkün değil. Ancak ortada apaçık bir durum vardır:

Halil Berktay Yaşıyor mu Hâlâ?!

Beni belki biraz saf bulacaksınız ama yakın zamana kadar, Ahmet Şık ve Nedim Şener’in peşindeki iz sürücüler, yazılı kâğıt takipçileri sürüsünün sadece halihazır iktidarın emrindeki polis ve savcılardan ibaret olduğunu sanıyordum. Meğer bu gazeteci avlama sürünün içinde epeyce polis köpeği de varmış.

Gün Zileli ile Medyadaki tutuklamalar üzerine‏

Ters Etki: ''Ergenekon operasyonu' 'kapsamında yargılanmayıp, yasalarda yer alan kimi suçlardan yargılanan ve tutuklanan gazeteciler old

İkinci Kore…

Türkiye’nin polis devleti görüntüleri (bir yandan basılmamış kitap imhası; bir yandan Kürtlerin gösteri haklarının saldırıya uğraması), TBMM’in “ikinci Kore” çıkartması yönünde aldığı “tezkere” kararını bir anlamda örtbas etti. Oysa aslında bu ikisi arasında doğrudan bir bağlantı vardır.

Devrimleri Bitirmenin Yolları...

  • Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
  • Devamını oku
  • Hakem, Faül Var!

    Aşağıda, adını ilk kez duyduğum Emre Aköz adlı bir köşe yazarının Sabah gazetesinde çıkmış bir yazısını bulacaksınız. Emre Aköz’ü tanımadığım gibi yazdığı gazeteyi de neredeyse hiç okumam.

    “Savcılar, Troçkist-Buharinist Terörist Ergenekon örgütü Hakkında Kesin Delillere Sahip”!!!

    Stalin’in büyük temizliklerinin ünlü savcısı Vişinski’yi bu konularla ilgilenen herkes bilir.

    Devrim Devrim Dedikleri…

    Devrimler yalnız ortalığı karıştırmaz, kafaları da karıştırır. Bugün de bunu yaşıyoruz. Özgür Üniversite’de ayaküstü sohbet ettiğim bir arkadaş, “acaba aniden böyle bir kalkışmanın arkasında bazı güçler olamaz mı? Mesela Amerika. Ortadoğu batı ajanlarıyla kaynıyor.” dedi.

    Sokak Kendini Örgütlediğinde…

    Devrim yalnız iktidarları değil, alışılmış düşünce kalıplarını da yıkar, parçalar.

    Birinci kalıp: “Bu devrimin öncüsü yok. Başıboş kalabalıklar ne yapabilir ki?”

    Şimdi Sıra Kadetlerin Devrilmesinde!

    Bolşevikler, Sovyet devrimi sırasında Fransız Devrimi ile analoji yaparlardı. Şimdi bizim de Sovyet devrimiyle analoji yapmamız doğaldır.