Veysi Sarısözen

Hep birlikte Meclis’e Hep birlikte BDP’ye Ve devrime doğru...

Şükür “adaylık” heyecanıyla karma karışık olan “gündem” değişiyor. Adaylar belli oluyor. Şimdi esasa geliyoruz: Merkezi Meclis’e “katılmak”ve Yerelde “Demokratik Özerklik” meclislerinin önkoşullarını yaratmak... Şimdilik bu konuda bu kadar yeterli...Tarihe bakalım:

Çözüm Çadırları’ndan ‘çözüm’ çıkması için ordu kışlasına, polis karakoluna...

Günlerdir Bölge’deyim. Kendi kendime sürekli şu soruyu soruyorum: Hükümet ne yapmak istiyor? Neyi durdurmaya çalışıyor?

Fırat’ın Doğusu’nda halkın “sivil itaatsizliği” bütün amaçlarına ulaşsa, halk her yerde devlet güçlerinin her türlü saldırısını püskürtse, ordu kışlasına, polis karakoluna çekilmek zorunda kalsa ne olur?

Olmadı kardeşim Murat Belge, olmadı

Murat Belge'yi Türkiye'nin birkaç gerçek "entellektüelinden" biri olarak bilirim. O nedenle dün yazdığı yazıyı okuduğum zaman, onun adına yüzüm kızardı. Şöyle yazmış:

Silahlı Ergenekoncu ile silahsız Ergenekoncu

PKK terör örgütüdür" kararıyla bloke edilen Avrupa Birliği, son gazeteci tutuklamalarıyla birlikte sanki durgunluktan kurtuldu ve "muvafik" ve "muhalif" medya görmese bile, Kürt siyasetini dışlamak amacıyla konulmuş yüzde on barajını, yalnız Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın değil, Kürt medyasında yazanlar da içinde gazetecilere karşı baskıları, Kıbrıs'ta çözümsüzlük

Pakistanlı 'pilotlar', Kıbrıslı 'soydaşlar' Ve 'terörist' Kürtler...

"Kardeş, Müslüman Pakistanlılar" Türk Hava Yolları ile Pakistan Hava Yolları arasındaki ön anlaşmayı protesto etmişler.

"Nankörler"...

"Yavru vatanımızın soydaşları" "düşün yakamızdan" demişler.

"Beslemeler..."

Hakikatleri Araştırma Komisyonu ve dut yemiş bülbül

Sizce hangisi önemli?

Gölcük'te ele geçen "belgeler" mi?

Yoksa Mutki'deki toplu mezarlardan çıkan "kemikler" mi?

Birisi Silivri'de yargılananların "suçluluğunu" kanıtlıyor.

Diğeri ise Diyarbakır'da yargılananların "suçsuzluğunun" kesin kanıtı.

'Bölücü liberaller ve destekleri: İsrail, Ermenistan, Yunanistan!..'

Star gazetesi yazarlarından İbrahim Kiras, "tepesi atan" liberal-demokrat aydınlara karşı, eğer onlar biraz daha "atan tepelerinin" dikine giderlerse nasıl bir kampanya yürüteceklerini şaşırtıcı bir "gizli mesajla" ortaya koydu. Onun yazısı "ayağınızı denk alın, yoksa sizi fena yaparız" anlamına geliyor.

'İstikrar için demokrasiye ekmek için sanata, spora hayır!'

Başbakan yüzündeki "peçe"yi attı, seçim kampanyasını kendi gerçek yüzüyle başlattı. Attığı peçeyi yerde bulup da bakanlar, bu peçede Star, Taraf, Sabah, Yeni Şafak ve Zaman gibi gazetelerle, onlara paralel yayın yapan TV kanallarındaki ünlü liberal-demokratların resmini gördü.

Halkı kandırmamak için aydınlar ne yapmalı?

Bir süredir yazıyorum. AKP ile liberal-demokrat aydın ittifakı çatırdıyor.

Başbakan'ın Kars'taki "İnsanlık Anıtı"na "ucube" demesi ve "yıkın" emri vermesi sanırım kimilerince pek önemsenmedi. Bunun ciddi sonuçlar yaratacağı düşünülmedi.

Ama "ucube" lafı, ısrarla vurguladığım gerilimi, kopuşa doğru dönüştürdü.

Gördüğünüz reklamdı asıl film şimdi başlıyor

Başbakan "Oraya buraya çekiştirmeye lüzum yok, heykel için 'ucube' dedim" deyiverdi.

Bu, Kars'ta kullanılan "ucube" lafından sonra, Türk aydın kamuoyuna karşı meydan okumayı kesinleştiren en önemli açıklama oldu. Ama açıklama somut bir adrese karşı yapıldı.

Kime karşı yapıldı?