Sezai Sarıoğlu

Dilin dilden ricası

'Vahşete verilen olağan tepki, onu akıldan çıkarıp atmaktır. Sosyal anlaşmanın belli ihlalleri, yüksek sesle söylenmek için fazlasıyla korkunçtur; bunun kelime karşılığı, 'dile getirilemez'dir.' (Judith Herman,Travma ve İyileşme)

Şairin ipini çekenler

'O yıllarda ülkemizde/ Çeşitli hükümlerle/ Yetmiş iki dilden/ İkisi yasaklanmıştı:/ İkincisi Türkçe.'

Karga Dili

‘Kuşlar üçüncü zamanda ortaya çıktı/ Aşk tebeşir çağında/ Ben onu bunu bilmem/ Ayın elinde hatmi vardı’ (M. Cevdet Anday)

Kuşlara gittim…

 

Dil ve anahtar

“Leylâklar açtığında/ O zaman ne zamandır/ Elbet işleridir açmak/ Leylâkça bir zamanda/ Peki ne zamandır/ Yüreğinin testi gibi/ Kolayca tutulacak/ Kulp taktığı boynuna/ Ve biri el atsın diye/ Sabırla beklediği/ Karnında uğuldayan/ Mahzun rüzgârlarıyla/ Ne zamandır o zaman/ Kolay geçme

Dil sâlâsı

Ben bu hikâyeyi imkânlı bir muhabbette ‘Kuş yemi gibi yalnız’ ve ‘azınlık!’ bir kadından duydum. Az görülen çok kadına da, ana dilini dilinin ucundan kaçırdığı bir gün annesi anlatmış. Su ve dil hatırıyla büyümüş, annesine de, iç dilini dışına taşırdığı bir olay sonrasında korkudan dilindeki tüm harfler ve anlamlar uçuklayan devlet defterinde ‘şüpheli şahıs!’ babası nakletmiş…

Herkes kendi diliyle ısınır mahpushanelerde

Ben sana bakıp dilimi düzeltirdim/ Sen bana bakıp yüreğini toplardın” Yıldırım Türker

Kürtçe’ye doğ(r)u bakmak

Kanıt, sonra dil: “Dünya kanıtıdır evrenin/ bizim için/ bizim gibi/ onun da hatırlamıyor oluşu/ başlangıcını/ gizeminin/ madem burada/ madem doğduk/ dilini bulmak gerekir/ yaşama sözleşmesinin” (Murathan Mungan, Gelecek”

Fırat’ı görünce anladım; su dildir, dil sudur

‘Biliyorum, bir nehir akarken anlatır öyküsünü/ (…)/ akarken gördüğü sır/ saklamak içindir/ âlemlerin kapısını aralar gibi birbirine/ suyun perdeleyen sürekliliğinde’ (Murathan Mungan, Gelecek)

Bulunan bir dilin sahibi aranıyor

'Kuşlar Peru'ya ölmeye giderler'
(Fikret Demirağ/Kıbrıs)

'Devlet(ler)in kalbi yoktur!'

'Her çağ şiiri taht'a çıkartır ve indirir/ dedi/ O kapkara rahmin babası ak anayı şaşırttı/ cenin/ örülmüş karınca gözünden baktırdı, alacakaranlıkta ağlattı./ Gözyaşlarının üstüne doğunun tarih falını akıttı, ve/ çığrıştı, ve çığrıştırdı: Halk öğretir! Halk öğretir!' (Mustafa Irgat, Ait'siz Kimlik Kitabı)