Kullanıcı Girişi
Özel Menünüz
Köxüz'den Yazılar E-Grubu'na Katıl!
Üye olursanız yazılar adresinize otomatik olarak gelir.
Üye olmak için aşağıdaki boşluğa mail adresinizi yazın "Tıkla ve Katıl" tuşunu tıklayın.
| koxuzden-yazilara katıl |
| Bu grubu ziyaret et |
Delil Karakoçan
Sorumlu davrananlar 'sorunlu' görülürse...

Genel ve özel planda insanın ve insan topluluklarının gereksinim duyduğu temel şey; demokratik haklar ve özgürlüklerdir. Bu anlamda özgürlük, belli bir sınıfın, halkın ya da toplumun değil, tüm insanlığın sorunudur.
Kolektiftir.
Bu kolektif sorun, her bireyi, halkı ya da toplumu aynı oranda sorumluluğa davet eter. Yükümlülük gösterir. Bireysel ve toplumsal akıl ve emeğin yönünü/yolunu belirler ve bir tek hedefe kilitler:
Özgürlük...
Kürt hareketi, kadın önderlikli bir harekettir...

Özgürlük için yaşamını yitiren, emek veren, mücadelesini yürüten kadınlara...
Erkek egemenlikli toplumun en çok bölündüğü, dile doladığı, birbirinden farklı, çelişik, hatta karşıt yorumlar getirdiği 'kadın tanımı' olmuştur. Erkek egemen yaklaşımdan kaynaklanan bu durum sosyal mücadele ve devrimlerde kadının yeri ve rolü konusuna da yansımış, bundan dolayı da yakın zamana kadar siyasal ve sosyal hareketler gerçek devrimci kimliğine kavuşamamış; diğer bir tabirle başarısız olmuşlardır.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Roj: Bir onur kavgası bu.

Bu sorunlu ülkede kim 'Gözlerim kapalı, İstanbul'u dinliyorum' rahatlığında olabilir ki? Ben de değilim. Gözlerim açık olup biteni izliyorum. Hayat karmaşık çelişkilerle dolu... Seçeneği az zorlu bir kulvar. Arayışlarla dolu bir kulvar, ya da bir kavga...
Aslında doğru; bir onur kavgası bu... Haysiyet, şeref, itibar kavgası... Ne hak hukuk meselesi ne kimlik ne de siyasal statü hadisesi bu... Düpedüz ayakta kalma, boyun eğmeme, iradeli ve özgür yaşama mücadelesi. Onun inadı tutkusu, arzusu bağlılığı...
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Halkın 'hareketli' halinden korkan aydınlar...

Sürekli sorgulayan ve toplumu ileri taşıyacak fikirler üreten, ama aynı zamanda düşünceleriyle toplumu etkileyen insandır aydın...
Doğru mu?
Bu tanım doğruya yakın görünse de yetersizdir. Buna bir de 'toplumdan etkilenen' ibaresini eklemek gerekir. Aydın, aynı zamanda toplumsal olaylardan etkilenerek üretir çünkü...
Yeterli mi?
Çok şeyin değişmesini istiyoruz da, 'ama'sı var!

Haklı olarak Türkiye'de çok şeyin değişmesini istiyoruz.
Çünkü yıllardır değişmeden kalan, kaldığı gibi de durmayan, demokratik hak ve özgürlükler önünde engel olan baskıcı, otoriter bir rejim var.
Bu rejim, sadece zamandan yemiyor; her gün her saat, her an kazanımlarımızdan, insani demokratik birikimlerimizden de çok şey götürüyor. Yoksunlaştırıyor ve yoksullaştırıyor...
Öcalan'ın izlediği kural: Değiştirmek istiyorsan, önce kendin değiş!

Öcalan'ın siyasal düşünsel rehberlik ve üretkenliğinin yanı sıra Kürtler için bir tür kolaylaştırıcı, hatta terapist olduğu söylenebilir. İşlerin 'sapa sardığı', yaşanan sorun ve belirsizliklerin farklı duruş ve duygulanımlara yol açtığı ya da açma eğilimi gösterdiği durumlarda devreye girmiş geliştirdiği çözümleme ve önerilerle Kürtlerin ve Kürt demokratik hareketinin olası 'zemin kaymalarını' önlemiş, böylece daha az problemli gelişmesini sağlamıştır.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Devlet Öcalan'a çok şey borçlu...

Öcalan, Kürtleri mevcut devletten değil, 'devlet kurma' hedefinden uzaklaştırdı. İktidar hırsını kırdı, eğitti. Özellikle demokrasiyi bir iç talep haline getirdi. Siyasetin yönünü/yüzünü iktidar hedefine değil; topluma, toplumun kendi içine, temel yapısal sorunlarına çevirdi... 'Devletten bekleme' yerine toplumun ihtiyaç duyduğu düşünüş ve yaşayış biçimlerini kendi emeği, uğraşı, öz örgütlülüğüyle yaratması bilincini geliştirdi. 'Talep etmeye' koşullanmış toplumsal refleksi, 'talep ettiğini' kendi yaratan, bunun arayışı içinde olan bir kültüre dönüştürmeye çalıştı.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Açılımın üç ana dönemi ve kaos...

Hükümete de Kürt demokratik muhalefetine göre de 'Demokratik açılım' bir devlet politikasıydı. AKP'yi aşan bir durumdu. AKP bu politikaya uyarlanmış görünüyordu. Yine AKP'ye göre, 'açılım' için reçeteler, hazır formüller, programlar yoktu. Belli bir takvim söz konusu değildi. Bu bir 'süreç' işiydi ve kısa, orta ve uzun vadede yapılacaklar vardı...
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Bundan 32 yıl önce...

Bundan 32 yıl önceydi...
Neredeyse yarım asır evveldi...
Devlet görmüş, bu devasa araca tanık olmuş ebeveynler, adeta ölüler kenti Hades'te yaşıyordu ve korku içinde her yeni şeye, her yeni adıma 'olmaz' diyordu...
'Devlete devlet gerek' tekerlemesi içinde, 'olur', 'başarılabilir' olanı yok ediyordu...
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Türkler olunca 'vatandaş', Kürtler olunca 'Terörist'...

Genelde Kürtlere, özelde DTP'ye karşı yürütülen linç kampanyaları, aslında bir tür etnik bastırma harek�tıdır ve oldukça geniş bir zemin üzerinden yürütülüyor. Bu 'yok' sayıcı ağır ruh incitmelerinin, 'vatandaş tepkisi', 'halkın doğal refleksi' olarak tanımlanması ise, bir bakıma Türkiye'deki yaygın ırkçı yaklaşımı ele veriyor.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
