Kullanıcı Girişi

CAPTCHA
Aşağıdaki basit hesabın sonucunu yazın. Bu siteye spam (çöp) yollanmasına karşı bir tedbirdir.
3 + 8 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Köxüz'den Yazılar E-Grubu'na Katıl!

Üye olursanız yazılar adresinize otomatik olarak gelir.

Üye olmak için aşağıdaki boşluğa mail adresinizi yazın "Tıkla ve Katıl" tuşunu tıklayın. 


Google Groups
koxuzden-yazilara katıl
E-Mail:
Bu grubu ziyaret et

 

Kültür ve Sanat

Sazak'ın Dikenleri

Hakan Akçura kullanıcısının resmi
Sazak'ın Dikenleri

Sazak, Türkiye'nin Ege kıyılarında İzmir şehrinin Karaburun ilçesinde yeralan 1922 yılında diğerleriyle birlikte zorla boşaltılan bir Rum dağ köyü. Zamanında bağlarında lezzetli şaraplar ve pekmezler üretmek için rizaki üzümleri yetiştiren bu köyün ve çevre köylerin Rum sakinleri, aslında en az geride kalanlar kadar bu toprakların sahibi olsalar da, İzmir’i işgal eden Yunan ordusuyla bir sayıldılar, Karaburun koylarından denize dökülüp, öldürülüp, sürüldüler; arkalarından köyleri talan edildi.

'Kırdım Kaderin Bilindik Aynasını'

Sezai Sarıoğlu kullanıcısının resmi

1990'lı yıllardan sonra, yeni toplumsal dinamiklere ait teori ve pratiklere tanık olduk. Bu durumun ilk elden, ezber bozduğu, özelikle kadın mücadelesi, feminist teori ve pratiğinin yürürlüğe girmesiyle bir kırılma noktasına evrildiği söylenebilir. Yeni kavramların yolumuzu kesmesi, bir yandan bunları algılama yönünde bir eğilim yaratırken, öte yandan kendini kategorik bir dogmatizm olarak sabit kılan, teorisinden ve pratiğinden şüphelenmeyen en uçta bir reddiyeye kadar uzandı.

Yaşamın Hakkını Verebilmek

Cihan Erdoğan kullanıcısının resmi

Yaşamın Hakkını Verebilmek
Cihan ERDOĞAN

‘Hayatı yaşamanın iki yolu vardır: Biri hiçbir şeyin mucize olmadığını düşünmek, diğeri her şeyin bir mucize olduğunu düşünmek.’

Albert Einstein

Sanat ve Hayat: Eşcinseller Vardır!

Haberci kullanıcısının resmi
kapaksanat.jpg

Aylık kültür, sanat, edebiyat dergisi Sanat ve Hayat Aralık sayısında “Eşcinsellik” konusunu ele alıyor.

Mamak’taki Kafes Türkiye’nin başına geçti

Ragıp Zarakolu kullanıcısının resmi
İçerden.jpg

Şu son günlerde elimden düşmeyen kitaplardan biri de, Gazeteci Rayhan Yıldız’ın Literatür Yayınları tarafından kısa süre önce yayınlanan, “İçeriden” adlı kitabı oldu [430 sayfa, Eylül 2009]. Kitabın özgün olan yanı, 1951’den bu yana, farklı insanların hapishane deneyimlerini aktarması. Bu tanıklıklar elbette sadece hapislik ve işkence anlatımları ile kalmıyor, Türkiye’nin farklı dönemlerdeki siyasal çatışmalarının bir anlamda tarihini de aktarıyor.

Hem fiildir hem isim, bu ne biçim bir cisim

Sevan Nişanyan kullanıcısının resmi

Türkçeyi Hintavrupa dillerinden ayıran en temel özelliklerden biridir: Fiil kökü isim olmaz! Ya da şöyle diyelim: Fiil kökü ile onunla eşsesli isim arasında anlam bağı yoktur. Atmak başka at başka. İtmek başka it başka. Keza karmak/kar, yüzmek/yüz, yanmak/yan, gezmek/gez, uçmak/uç, ermek/er, artmak/art, açmak/aç... Say sayabildiğin kadar. Anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeleri kadar temel bir dil kuralı.

Walter Benjamin ile Bertolt Brecht/Meral Çiçek

Haberci kullanıcısının resmi
Walter Benjamin.jpg

Walter Benjamin ile Bertolt Brecht arasındaki dostluk, toplumcu sanatı en güzel ifade eden dostluklardan biridir. Karşılıklı verimliliği geliştiren, dönemin siyasi atmosferinin yoğun etkilerini taşıyan, ama bir de trajik bir şekilde sonlanan ve incelendiğinde acı veren bir dostluk.

Hı değil xı

Sevan Nişanyan kullanıcısının resmi

Xırtlaktan xırt gibi çıkarılan o ses dünya dillerinin bazılarında var, bazılarında yok. Ne hikmettir bilinmez, Türkçenin doğu komşularının hepsinde var. Kürtçede var, malum. Arapçada, Farsçada, Ermenicede, Gürcücede, Zazacada, Çerkezcede, Lazcada, Süryanicede ve İbranicede de var. Ona bakarsanız Azericede de var, Anadolu Türk ağızlarının çoğunda da var. Ama İstanbul ağzında yok. Batılılıktan mı? Sanmam. Holandacada da o ses var sonuçta, Batının batısı İskoççada da var. Tesadüf olmalı.

Ulusdevlet – II

Sevan Nişanyan kullanıcısının resmi

Ulusdevlet projesinin insanları koyuna dönüştürme projesi olduğunu anlattık dün.

Ama bu proje hayaldir, yürümez. İnsanoğlu koyunluğa ancak bir yere kadar ayak uydurur. Çokkatmanlılığı sürekli yeniden üretir. Kimi der ki ben Avrupa insanıyım, orayı mihenk alır, verilen emirleri o kıstasa vurup sorgular. Öbürü der ki ben Müslümanım, o dediğin kitabıma uymaz. Beriki Lazlığını öne çıkarır, yahut aşiretinin emrini devletin kanunundan üstün tutar. Kimi Mor Parti’nin ulusun iradesini temsil ettiğine inanır, kimi Turuncuların. Oldu mu ortam karmakarışık?

Ulusdevlet

Sevan Nişanyan kullanıcısının resmi

Ödev yetiştirme derdine düşmüş bir genç okurum “Ulusdevlet nedir” diye bula bula soracak beni bulmuş. “Ulusdevlet, meşruiyet kaynağını din, müktesep hak, fetih, sözleşme, fayda ve saire yerine ‘ulus’ adı verilen ideal varlığa dayandıran zorba çetesine verilen addır. 1800’lerden 1960’lara kadar modaydı. Şimdi medeni ülkelerde kimse yemiyor,” diye cevap yazdım. Artık bilmem, ne not alır.