Kullanıcı Girişi

CAPTCHA
Aşağıdaki basit hesabın sonucunu yazın. Bu siteye spam (çöp) yollanmasına karşı bir tedbirdir.
2 + 16 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Köxüz'den Yazılar E-Grubu'na Katıl!

Üye olursanız yazılar adresinize otomatik olarak gelir.

Üye olmak için aşağıdaki boşluğa mail adresinizi yazın "Tıkla ve Katıl" tuşunu tıklayın. 


Google Groups
koxuzden-yazilara katıl
E-Mail:
Bu grubu ziyaret et

 

Sosyal Hareketler

Kutsal Üretim ve Doğuş: Hızır Günleri

Haşim Kutlu kullanıcısının resmi

Beslenme, barınma ve kendini üretme üçlüsü, kandaş Ocak Toplumunun üzerinde yükseldiği ilk kutsallıktır ve sonraki bir tekmil kutsallıkların da temelidir. İlk şölenler, giderek bayramlar, gulbanklar ve gulbanklara eşlik eden saygı törenleri, ritueller bu üçlü kutsallık zeminine yerleştirilerek yürütüldü. Hep belirte geldim; aç karnını doyurmak ve donup kalmadan sığınacak bir ağaç ya da kaya koyuğu aranıp durulduğu bir yaşam süreğinde, yaşamı gerektiren hiç bir şey için güvence olmaz. Güvencenin olmadığı bir yerde ne bayram, ne seyran olur. Ne soyda sürek ne düşüncede bir tohum bulunur

Öcalan'ın izlediği kural: Değiştirmek istiyorsan, önce kendin değiş!

Delil Karakoçan kullanıcısının resmi

Öcalan'ın siyasal düşünsel rehberlik ve üretkenliğinin yanı sıra Kürtler için bir tür kolaylaştırıcı, hatta terapist olduğu söylenebilir. İşlerin 'sapa sardığı', yaşanan sorun ve belirsizliklerin farklı duruş ve duygulanımlara yol açtığı ya da açma eğilimi gösterdiği durumlarda devreye girmiş geliştirdiği çözümleme ve önerilerle Kürtlerin ve Kürt demokratik hareketinin olası 'zemin kaymalarını' önlemiş, böylece daha az problemli gelişmesini sağlamıştır.

İktidarı Öldürmek

Fikret Şedal kullanıcısının resmi

Geçenlerde ünlü yayınevi Penguin’in 75. Yılı kutlandı. Bu güne kadar yayınlanan yazarlar arasında en çok beğenilen yazarlar ve eserleri ile ilk sırayı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört ve hayvan çifliği ile ün salmış George Orwell geliyordu. Ölümünden 60 yıl geçmesine rağmen hala bu derece önemini koruyabiliyorsa ve günümüz soğuk savaşın ve psikolojisinin yarattığı travma göz önüne alındığında bile hala eski değerini koruyabiliyorsa bu eserleri ve yazarı önemsememek elde değil. Büyük çapta bir rağbet görmesi, günümüze canlılığını taşıyan bir eser olarak kalması bunun iyi bir göstergesidir.

Aykırı Bir Analiz

Demir Küçükaydın kullanıcısının resmi

Savcıların generalleri tutukladığı şu günlerde ulusalcılar kıyamet ya da panik, liberaller ve politik İslamcılar zafer havası içindeyken, ayrıntılar arasında boğulmak istemeyen ve oyunun genel gidişi ve ağırlık noktası hakkında daha kuşbakışı bir kavrayışa ulaşmak isteyen bir satranç oyuncusu gibi, geriye çekilerek uzaktan bakmakta yarar var.

Misak Manuşyan'ın Anısına

Garbis Altınoğlu kullanıcısının resmi
manusyan kitap.jpg

21 Şubat 1944’de, Alman işgali altındaki Paris’in Mont-Valerien kalesinde 22 partizan Alman askerleri tarafından kurşuna dizilerek öldürülecekti. “Stalingrad müfrezesi” olarak da bilinen bu partizan grubu adını, liderliğini yapan Misak Manuşyan’dan almıştı.

Tarih ve Demokrasi

Demir Küçükaydın kullanıcısının resmi

Türklüğü (ya da Kürtlüğü veya başka bir soyu, tarihi, dili vs.) kişinin bütünüyle özel sorunu yapmayı hedeflemeyen, ulusu bir dil, bir tarih, bir din, bir etni vs. ile tanımlamayı reddetmeyen bir demokratik hareket olamaz.
Demokratik bir devlet Türk Devletinin, Demokratik bir ulusçuluk gerici ulusçuluğun yerini; demokratik bir ulus Türk ve Kürt uluslarının yerini ancak, Tarihi Türklerin, Kürtlerin, Ermenilerin değil; Demokratlarla, Türklerin, Kürtlerin, Ermenilerin mücadelesinin tarihi olarak yazdığında, alabilir.
Bunun haricindeki bütün değişimler, demokrasi değil, bu günkü gericiliğin kendini zamana uydurmasından ve ömrünü uzatmasından başka bir anlama gelmez.

Türkiyeli Bir Marksist'in Marksizm(i) ile Hesaplaşması

Ozan Değer kullanıcısının resmi

İşte solun önündeki en önemli sorun ‘devlet, yurt, hudut, ulus’ sınırlarına hapsedilen burjuva siyasetinin ve kamusal alanının çerçevesini olabildiğince genişletmek ve sınıfsal, kültürel, cinsel her türlü sömürü/ayrımcılık temelli mekanizmanın karşısına dikilmektir. Bu bağlamda Türkiye ve dünya solunun, günümüz konjonktüründe geleneksel yaklaşımları konumlandırması gereken yer ise artık hiç kuşkusuz ‘sağ’ olmalıdır; Marks’ın ifadesi ile ‘geçmiş kuşakların geleneği(nin], yaşayanların üzerine bir kâbus gibi çöktüğü’ için.

Su Çürüyüp, Sabun da Kirlendi.

Cihan Erdoğan kullanıcısının resmi

“Güllerin bedeninden dikenleri teker teker kopartırsın
dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar.
Dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filan sanırsın
Kürdistan’da Muş-Tatvan yolunda bir yer kanar
Eşkıyalar kanar, kötü donanımlı askerler kanar
el ele gittiğimiz bir yolda sen git gide büyürsen
benim içimde beklemiş çok eski bir yer kanar”
Turgut Uyar

Selendi olayı

Yalçın Yusufoğlu kullanıcısının resmi

Selendi’de Çingenelere [*] yapılan toplu saldırı ırkçılığın, zorbalığın vardığı boyutları toplumun gözüne soktu mu, emin değilim. Saldırıya uğrayanlar tahrikleri MHP’li belediye başkanının yaptığını söylüyorlar. Bunda şaşılacak bir yan yok: Ülkücü, Alperen ve benzeri topluluklar milliyetçiliğin, şovenizmin, siyasi haydutluğun daha da azıtacağı önümüzdeki süreçte Selendi’dekinden daha vahim roller üstlenecekler.