Kullanıcı Girişi
Özel Menünüz
Köxüz'den Yazılar E-Grubu'na Katıl!
Üye olursanız yazılar adresinize otomatik olarak gelir.
Üye olmak için aşağıdaki boşluğa mail adresinizi yazın "Tıkla ve Katıl" tuşunu tıklayın.
| koxuzden-yazilara katıl |
| Bu grubu ziyaret et |
Demir Küçükaydın
Anayasa Referandumu Vesilesiyle Stratejik ve Taktik Ayrılıklar Üzerine?

Bu yaşıma geldim, tavırların ve beklentilerin farklı olduğu bir konuda, şimdiye kadar kimsenin kimseyi her hangi bir argümanla (kanıt, delil, uslamlama vs. ile) ikna edebildiğini görmedim.
Kırk yılda bir, birileri bir görüşe ikna olursa, bu ikna o argümanların gücünden dolayı değildir. O kişi zaten yeni görüşü kabul edecek hale gelmiştir, elma dalında olgunlaşmış, dalından kopmak için küçük bir esinti bekler durumdadır da ondan dolayı ikna olur.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Özneler ve İlişkileri

DTP’nin boykot kararı karşısında yazdıklarımızı ve tavrımızı anlamayanlar için, on yıl önce yazdığımız ama yarım kalmış, “Yüzlıyın Dersleri - Finlandiya İstasyonundan İmralı’ya!” başlıklı bir yazının içinden bir bölümü aktarıyoruz. Bu yazıda ele alınan konunun teorik temelleri ise “Bir Devrimcinin Teorik ve Politik Otobiyografisi” adlı kitapta daha ayrıntılı olarak el alınmaktadır.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Amneziye Karşı - Anayasa Referandumu Vesilesiyle (1)

Biz de elbet “boykot” doğru bir taktiktir diyoruz. Ama “sosyalistlerin üçüncü blogunu oluşturmak” için veya “Türkiye daha demokratik olacak” vs. gibi gerekçelerle değil.
Kürt özgürlük hareketi ve onun ezilenlere dayanan, daha radikal demokrat eğilimlerin ifadesi olan kanadı yani PKK ve DTP ne kadar etkili ve güçlü olursa, ezilenler ve demokrasi mücadelesi için o kadar iyidir diye düşündüğümüz için.
Açıkça şunu da belirtelim ki, Kürt Özgürlük Hareketi “Boykot” değil de örneğin “Evet”i veya “Hayır”ı uygun görseydi, doğru ya da yanlış demeden onu da desteklerdik.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Dünya Şampiyonası Vesilesiyle Uluslar, Spor ve Futbol Üzerine

Tekrar hatırlatalım. Tarihte spor yoktu. Bugün spor diye tanımlanan “spor”lar birer ibadetti. Bedenin sağlığı ve geliştirilmesinin, yani işgücünün yeniden üretiminin değil, ruhun geliştirilmesinin aracıydılar. Aslında bu günkü spor da bir ibadet, ama sosyolojik anlamıyla, kapitalizmde iş gücünün yeniden üretilmesini ve kar oranlarının düşme eğiliminin engellenmesi anlamında. Kapitalizmin yaşaması için ruha gerek yoktur. Ucuz ve sağlıklı iş gücünden başka bir şeye gerek olmadığından, kapitalizmde ruhun yeri yoktur. Bu nedenle ibadet, ruhun değil, bedenin, iş gücünün yeniden üretilmesinin aracıdır.
Bizim hedefimiz ise sporun demokratikleştirilmesi veya kitleselleştirilmesi değil, sporun, yok edilmesidir. Bunun ne demek olduğunu anlamak için aşağıdaki denemeleri okumak gerekiyor
Politik Olan Özeldir

“Ceza suçun cinsindendir” derler. Erdal İnönü, daha demokratik ve Kürtlerle ittifakı savunan bir çizginin askeri bürokratik oligarşinin varlığını ve çıkarlarını korumak için daha iyi olduğunu savunan bir politika ve stratejiyi CHP’ye egemen kılmak için hazırlanıyordu ki, Ergenekon, İnönü’nün yakınları ile ilgili kimi yolsuzluk iddialarını manşetine taşıyan Hürriyet aracılığıyla bu girişimi daha doğarken öldürmüş ve bir tür darbe ile Baykal’ı CHP’nin başına getirmişti. Belki de bu darbenin etkisi altında Erdal İnönü siyaseten olduğu gibi manen ve bedenen de öl(dürül)müştü.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Yol Nasıl Açılmıştı? - 6 Mayıs vesilesiyle ilk 1 Mayıs kutlamasına ilişkin bir anı

41 Yıl önce bir otobüsü anca dolduran devrimci ve sosyalist öğrencinin Belgrad Ormanları’nda türkü ve devrimci şarkılar söyleyerek; top oynayıp, güreşerek Yüksek Öğretmenlileri kafaya almak için başladıkları 1 Mayıs kutlaması, şimdi yüz binler olmuş Taksim’i ve yolları doldurmuş.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
1 Mayıs Vesilesiyle Enternasyonalizme Karşı

1 Mayıs işçilerin uluslar arası dayanışmasının değil, uluslara karşı yepyeni bir hareketin günü olmalıdır.
İnsanları ulusları yıkmaya, uluslara karşı bir mücadeleye çağırmalıdır.
Türkleri, Kürtleri, Almanları, Fransızları Türklüğü, Kürtlüğü, Almanlığı Fransızlığı bırakıp İnsan olmaya, öncelikle kendilerine karşı, tıpkı bir zamanlar Muhammet’in puta tapan (totemlere tapan) insanları, Allah’ın birliğini kabule ve kendi nefislerine karşı mücadeleye çağırması gibi.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Yeni Aşamada Eski Parola: Kadınlar Öne!..

Aşağıdaki yazılar tam on yıl önce yazılmış. Bu yazılarda önerilenler kısmen gerçekleştiği için Kürt hareketi DTP ile önemli mevziler kazandı.
Ama aynı zamanda bu bir zamanlar HADEP için yapılmış bu öneriler BDP için bu gün de aktüalitesini ve önemini korumaktadır.
08 Mart 2010 Pazartesi
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Türklüğü ve Ulusu Yeniden Tanımlamanın Farkı

Geçen haftaki “Türk Nedir?” başlıklı, aslında dört yıl önce yazılmış yazı, hem çok tepki, hem de çok takdir aldı. Ama her iki taraf da yazıda ne dendiğini anlamamışlardı. Yazı Türkler tarafından Türk ulusunun yeniden tanımlanması olarak anlaşıldı.
Anlaşılamamasının nedeni şudur: Bu gün dünyadaki insanların neredeyse tamamı, (ki buna en hızlı komünist ve enternasyonalistler de dahildir) ulusçudurlar ve bunun dışında başka bir var oluşu tasavvur bile edemezler.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
Türk Nedir?

Aşağı yukarı her ulus uydurulmuş bir tarih ve unutulması gereken bir geçmişe sahiptir. Çünkü ulusların tarihi yoktur ve bunun yaratılması gerekir. Bütün uluslar için normal olan bu özellik Türk ulusunda saçmalığın zirvelerine varır ve hasta, şizofrenik bir ruha yol açar. Kimi insanlar vardır, daha doğarken hasta ve sakat olarak doğarlar, kimi uluslar da öyle.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
